Ana içeriğe geç

Tartışma benzer ama tarz farklı: İspanya vs. Türkiye

İspanya–Yeşil Burun Adaları maçı sürpriz bir şekilde 0-0 bitti. Son Avrupa şampiyonu, turnuvaya ilk kez katılan rakibini yenemedi. Kaptan Rodri, “Maçın başından beri geride beklediler. Biz fırsatlar yarattık ama gol atamadık” diyor. Hakan Çalhanoğlu da söylemişti aynısını. Akdenizlilik bu mu acaba?

Tartışma benzer ama tarz farklı: İspanya vs. Türkiye
Gazete Oksijen
16

Türkiye ve İspanya, turnuvaya kayıplarla başladı. Fakat kayıpları benzer biçimde karşılamadı.

Avustralya'ya 2-0 kaybettikten sonra Ay-Yıldızlıların kaptanı Hakan Çalhanoğlu'nın ‘fırsatlar yarattık’ açıklaması eleştirilmişti. Fakat Rodri’ye böyle bir sataşma uğramıyor. İspanya basını, Ballon d’Or kazanmış futbolcusunun oyunu yeteri kadar bildiğini düşünüyor. Fakat eleştiriler de olmuyor değil.

Yorgunluk

İspanya basını maçın yavaş oynandığı konusunda hemfikir. Sonraki karşılaşmalardan talep ettikleri; daha süratli bir oyun. Peki ama Yeşil Burun Adaları karşısında neden hızlanmadı?

Cevapların çoğu yorgunluğa dair. Ayrıca oyuncuların tutumları eleştiriliyor. Maça hazır olmadıklarını, geç girdiklerini düşünenler var. İspanyol radyocu Joseba Larrañaga, “Bu tür maçlarda en kısa sürede sonuç almanız lazım” diyor. Rocio Burgos, “Eğer Lamine az süre alacaksa, ilk yarı oynasın” fikrini atıyor.

Oyuncular koruma kalkanı altında daha çok. COPE’den Juanma Castano, “Bugün yaşananlar üzücü ama onları öldürmeyeceğiz” diyor mesela. Karamsarlar da mevcut elbette. Ülkenin en ünlü yorumcularından Julio Maldonado (Maldini) karşılaşmayı “bir feryat” olarak tanımlıyor. Eski kalecilerden Santiago Canizares, takımın yorgun olduğunu iddia edenlere karşı çıkıyor ve ”Pedri dışında kimse, hiç umut vermiyor” diyor.

Yine de maç öncesi Instagram postu paylaşanlara bir tepki yok. Saç modelleri eleştirilmiyor Tutuk oyuna rağmen takımdaki ‘ruh’ eksikliğinden bahseden pek çıkmıyor.

Hedef: Teknik direktörler

Yüksek sesle konuşmayı sevenlerin ülkesinde eleştiri yapmak günlük bir alışkanlık. İspanya’nın da Türkiye’nin de ağzı laf yapıyor. O yüzden İspanya da tıpkı Türkiye gibi birilerini eleştirecek. Hedef tahtasında teknik direktör Luis de la Fuente var.

64 yaşındaki hoca, EURO 2024’ün kazananı olmasına rağmen, ilk hatası onu bir av konumuna düşürecek. Yeşil Burun Adaları maçının ikinci yarısında kravatını çıkarmasına bile eleştiri geliyor. Hayır, onun karizması veya ceket tercihi ağza dolanmıyor ancak gerginliğini takıma yansıttığını iddia edenler var.

Eski futbolcu Julen Guerrero, “Maçı hareketlendirecek kaynaklara sahibiz” diyor ve kenarda bekleyen Lamine Yamal’ı işaret ediyor. Radyodaki program partneri Santiago Segurola ise “Lamine’in her şeyi çözeceğini düşünmek küçük takım davranışı” diyerek karşılık veriyor.

Gavi’nin ve Ferran Torres’in saha içindeki yerleri ele alınıyor. A planına fazla sadık kalındığı düşünülüyor. Maçın sonrası De La Fuente için uzun bir geceye dönüştü. Hoca 90 dakikanın hemen ardından konuştu ama en çok da Suudi Arabistan karşılaşması öncesi basına cevap verip vermeyeceği merak konusu. İşte o zaman kılıçlar çekilebilir.

Ortak noktalar

Fuente’nın, Vincenzo Montella ile ortak noktası, santrfor konusu. İki ülkede de 1.73’lük Kerem ile 1.81’lik Oyarzabal’ın fiziki yeterlilikleri sorgulandı. Fakat İspanya basınının tezini savunmak için yapay zekâ tarafından üretilen fotoğraflara ihtiyacı yok.

İspanya Kadın Futbol Takımı'nın yıldızı Aitana Bonmati, Meksika’daki TUDN Sport kanalında maçın yorumcusuydu ve “Takımın ceza sahasında iyi bir bitiriciye ihtiyacı var; tıpkı Borja Iglesias gibi” diyor. Bonmati, söylenmeyeni söylemiyor aslında. Fakat, cümleden çok olayın kendisi ilginç geliyor Türkiye’den bakan birine. Milli takım sporcusu, milli takım teknik direktörünü başka bir ülkenin kanalında yorumlarken TFF Başkanı'nın gündeminde ‘aslanlar ve sırtlanlar’ var.

Her şeye rağmen Fuente, ne kadar puan kaybının sorumlusu olarak görülse de ona gelen eleştiriler rakibi analiz etmediği yönünde değil. Yeşil Burun Adaları, yıllardır İspanya’ya karşı sahaya çıkan her takım gibi oynadı çünkü. Yani ne oynayacağı belliydi. Tıpkı Avustralya gibi! Öyleyse böyle bir rakibe karşı bir çözüm üretememek, analiz eksikliği midir?

Türkiye böyle düşünüyor. İspanya o topa girmiyor. Zaten eleştiri için yeterli done mevcut. De La Fuente ve ekibinin, muhabirlerin giremediği analiz odalarında işini yapmadığını iddia etmelerine gerek kalmıyor.

Bu esnada Türkiye basınından İspanya takımına övgüler diziliyor. Üç gün önce kilit açamadığı için kendi takımını eleştirenler, bu sefer İspanya’nın kilidi açmak için uğraşını övüyorlar. İki milli takım arasındaki kalite, altyapı, oyuncu havuzu farkını görmezden gelerek…

Biz bize benzer miyiz?

İspanya maçı yerel saatle 20.00’de bitti. Önce biraz hocayı yediler, sonra akşam yemeğine oturdular. Artık eğlence zamanı. Bu ay Dünya Kupası ayı, dört yılda bir oluyor ve bunun tadını çıkarmak gerek.

Bu saatlerde birazcık kulüpçülük devrede. Real Madrid cephesinin spor yazarlarından Tomas Roncero, “Hani favoriydik” diyerek sert bir çıkış yapıyor 0-0’ın ardından. Josep Pedrerol, maçın en iyisi olarak birkaç saat önce Real Madrid ile sözleşme imzalayan sol bek Marc Cucurella’nın adını veriyor. Bu esnada forumlar, internet sitelerindeki okuyucu yorumları ve sosyal medya kaynıyor. Bir grup Ferran Torres, Gavi, Pedri’den oluşan hücum hattına ateş püskürüyor, diğer grup oyuncuları itibarsızlaştırdığı için Madrid medyasına sallıyor. Real Betis taraftarları da ‘Neden Fornals alınmadı” diyor.

Gece yarısına doğru spor gazetelerinin manşetleri düşmeye başlıyor. Yenilginin ardından en çok öne çıkarılan futbolcuyu hesaplıyorlar. Oyarzabal bu konuda lider. Real Sociedad gibi medya etkisi zayıf bir camiadan gelmesinin etkisi olabilir. Barcelona’yı ‘şimdilik’ karşısına almıyor kimse. Fakat Marca’nın toplu fotoğrafında en öndeki üç oyuncunun ikisinin Barça’dan olması sorgulanıyor.

Real -Barça kavgası TV programlarında mizah dozuyla geçiliyor. Gece yayına giren El Chiringuito programı, Yeşil Burun Adaları’nın İspanya büyükelçisi Eduardo Silva’yı konuk ediyor. Onunla futbol konuşuyorlar. Gülüşmeler, kahkahalar… Dünya Kupası’na tatsız başlamak bile, kupadan keyif almayı engellemiyor.

Üst üste 13. kez Dünya Kupası’na katılan, 0-0’ın ardından anın tadını çıkarıyor.

24 sene sonra ilk kez gelen, rezil olduğunu düşünerek kavga ediyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler