Ana içeriğe geç

Heybeliada’da umut Batı Trakya’da kriz

Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına ilişkin olumlu mesajlar Ankara-Atina hattında umut yaratırken, Batı Trakya’da müftü krizi mahkeme kararıyla yeniden alevlendi. Türk azınlığın tanımadığı atanmış müftülere tepki gösteren dört azınlık temsilcisine verilen hapis cezası bölgede gerilimi yükseltti.

Heybeliada’da umut Batı Trakya’da kriz
Hürriyet
16

Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun 71 yıl sonra açılma ihtimali, Ankara’dan gelen olumlu mesajlarla güçlenirken, Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki müftü krizi bu kez bir mahkeme kararıyla yeniden gündeme geldi. Bölgede yıllardır süren “atanmış müftü” tartışması, Yunan yargısının orantısız bir kararıyla yeni bir gerilim yarattı. Yunan devletinin atadığı, ancak Türk azınlığın tanımadığı üç müftünün, İskeçe’deki Çınar Camii’ne girişine karşı çıktıkları gerekçesiyle yargılanan dört azınlık temsilcisi, 14 saat süren maraton duruşmanın ardından 17’şer ay hapis cezasına çarptırıldı. Türk azınlık, olayın planlı bir provokasyon olduğunu savunuyor.

PROVOKASYONU GÖRMEDİ

Mahkeme kararını, “ibadetin engellenmesi, fiziki temas ve tehdit” gerekçelerine dayandırdı. Ancak bugüne kadar, bölgedeki Türk toplumunun namaz kıldığı Çınar Camisi’ne hiç adım atmamış olan üç atanmış müftünün, ani bir kararla girmeye çalışarak yol açtığı provokasyonu ise göz ardı etti. Verilen hapis cezaları para cezasına çevrilirken, karar, Batı Trakya Türk Azınlığı arasında tepkiyle karşılandı.

Dönemin İskeçe Türk Birliği Başkanı Ozan Ahmetoğlu, dönemin Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Hüseyin Baltacı ile DEB Partisi yöneticilerinden Bahri Belço ve Murat Köse’den oluşan sanıklar, kararı temyize götürecek.

‘YARGILANAN TÜM AZINLIK’

Dava süreci boyunca Batı Trakya Türk Azınlığı temsilcileri, mahkeme önünde yargılananın yalnızca dört kişi olmadığını, azınlığın dini özgürlükleri ve kendi dini kurumları üzerindeki iradesinin de sorgulandığını savundu. Duruşmalar sırasında adliye önünde destek gösterileri düzenlenirken, azınlık temsilcileri davayı yıllardır süren “atanmış müftü-seçilmiş müftü” tartışmasının bir uzantısı olarak değerlendiriyor.

Dava, 11 Ekim 2024’te İskeçe’deki Çınar Camisi’nde yaşanan olaylara dayanıyor. İskeçe Medresesi’nin yeni binasının açılışının ardından, devlet tarafından atanan müftülerin cuma namazı için camiye girmek istemesi üzerine cemaat tepki göstermiş, yaşanan gerginlik sonrasında olay yargıya taşınmıştı. Türkiye, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın kendi dini liderlerini seçme hakkını savunurken, Yunanistan ise müftülerin devlet tarafından atanması uygulamasını sürdürüyor.

YUNAN POLİSİ BASINI ENGELLEDİ

Önceki gece geç saatlerde sona eren duruşmanın ardından İskeçe’de mahkeme önünde ilginç görüntüler yaşandı. Geniş güvenlik önlemleri alan Yunan polisi ve özel çevik kuvvet (MAT) ekipleri, gelişmeleri görüntülemek isteyen gazetecilerin çekim yapmasını engellemeye çalıştı. Polislerin, kamera ve cep telefonlarının kayıt almasını zorlaştırmak amacıyla yüksek ışık gücüne sahip el fenerlerini doğrudan gazetecilerin yüzüne ve objektiflerine tuttukları görüldü.

Kaynağa Git

İlgili Haberler