Ana içeriğe geç

Müstafi tümamiralden kritik NATO uyarısı: "Boğazlar daha dikkatli korunmalı"

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, Ankara'da düzenlenen tarihi NATO Zirvesi’ni analiz ederek ittifakın siber güvenlikten yapay zekâya uzanan yeni bir döneme (NATO 3.0) geçtiğini ve Türkiye'nin millî menfaatlerini koruyarak temkinli bir siyaset izlemesi gerektiğini vurguladı.

Müstafi tümamiralden kritik NATO uyarısı: "Boğazlar daha dikkatli korunmalı"
Yeniçağ
16

Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı, haber365.com platformundaki köşesinde, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi'ne dair dikkat çekici tespitlerde bulundu. Toplantının basit bir liderler buluşmasından öte, Soğuk Savaş sonrası dönemin en köklü dönüşüm hamlesi olduğunu belirten Yaycı, bu zirveyle birlikte önümüzdeki on yıllara yön verecek yeni bir küresel güvenlik yapısının inşa edildiğini kaydetti.

NATO 3.0 DÖNEMİ RESMEN BAŞLADI

İttifakın tarihsel gelişimini üç ana safhaya ayıran Prof. Dr. Cihat Yaycı, 1949-1991 yıllarını kapsayan "NATO 1.0" döneminin Sovyetler Birliği’ne karşı bir dengeleme unsuru olduğunu, Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalede bulunduğu 24 Şubat 2022'ye kadar geçen süreci ise "NATO 2.0" olarak adlandırdığını belirtti. Rusya-Ukrayna çatışmasının kolektif savunma anlayışında köklü bir kırılma yarattığına işaret eden Yaycı, Ankara Zirvesi ile "NATO 3.0" adı verilen dijital harp ve küresel savunma döneminin resmen ilan edildiğini dile getirdi.

Yeni dönemde askeri odak noktalarının yalnızca geleneksel unsurlarla sınırlı kalmadığını ifade eden Yaycı; yapay zekâ modelleri, siber güvenlik, elektronik harp, uzay, büyük veri, enerji hatları ve tedarik zincirlerinin de organizasyonun ana gündemi hâline geldiğini aktardı.

SAVUNMA BÜTÇELERİNDE YENİ HEDEF: YÜZDE 5

Zirvede alınan stratejik kararlara değinen Yaycı, üye ülkelerin gayrisafi yurt içi hasılalarının en az yüzde 2'sini savunmaya ayırma kuralının geride kaldığını, 2035 yılı için yeni oranın yüzde 5 olarak güncellendiğini belirtti. Bu bütçenin yüzde 3,5'lik kısmının doğrudan askeri harcamalara, kalan yüzde 1,5'lik payın ise siber hatlar, askeri mobilite ve altyapı projelerine aktarılacağını bildiren Yaycı, dünya genelindeki askeri harcamaların yüzde 55'ini elinde bulunduran NATO ülkeleri için temel amacın artık bütçeyi artırmaktan ziyade üretim kapasitesini büyütmek olduğunu yazdı.

TÜRKİYE İÇİN FIRSATLAR VE RİSKLER

Ankara’da alınan kararların Türkiye eksenindeki yansımalarını da ele alan Prof. Dr. Cihat Yaycı, şu değerlendirmelerde bulundu:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın savunma sanayisindeki kısıtlamaların kaldırılmasına yönelik çıkışının son derece haklı olduğunu belirten Yaycı, ittifakın en büyük ikinci ordusuna sahip ülkeye ambargo uygulanmasının müttefiklik ruhuna aykırı olduğunu vurguladı. ABD kanadından F-35 ve ikili ilişkiler konusunda gelen olumlu mesajların ise temkinli bir iyimserlikle izlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Atina yönetiminin NATO'nun yeni harcama hedeflerini kendi silahlanma faaliyetlerini meşrulaştırmak için kullandığını belirten Yaycı, komşu ülkenin Türkiye'yi tehdit gibi gösterme çabalarına karşı, devletlerin söylemlerine değil askeri kapasitelerine bakılması gerektiğini ifade etti.

Sonuç bildirisinde İran'ın nükleer faaliyetleri ve Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer serbestisine yönelik maddelerin yer almasını yorumlayan Yaycı, İran ile kara sınırı olan tek NATO üyesinin Türkiye olduğunu hatırlatarak bölgedeki bir gerilimin Türkiye'yi doğrudan etkileyeceğini, bu nedenle Ankara'nın komşularıyla gereksiz cepheleşmelerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Aynı durumun milyarlarca dolarlık ticaret hacmi ve enerji ortaklığı bulunan Rusya için de geçerli olduğunu ekledi.

"GERÇEK MÜTTEFİKLİK KENDİ ÇIKARLARINI KORUMAKTIR"

Hürmüz Boğazı gibi Atlantik dışındaki stratejik noktaların ilk kez bir NATO bildirisinde yer bulmasının önemine dikkat çeken Yaycı, bu durumun Türkiye'nin Türk Boğazları üzerindeki egemenlik haklarını ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni gelecekte çok daha hassas bir şekilde korumasını zorunlu kıldığını beyan etti.

Müstafi Tümamiral Yaycı, yazısını şu sözlerle noktaladı:

"Türkiye, NATO’nun güçlü bir üyesi olmaya devam etmelidir. Ancak NATO’nun her tehdit tanımını, her önceliğini ve her stratejik yaklaşımını otomatik olarak kendi millî güvenlik anlayışına dönüştürmemelidir. Çünkü müttefiklik, başkalarının tehdit algısını sorgulamadan benimsemek değildir. Gerçek müttefiklik, ortak güvenliğe katkı sunarken kendi millî menfaatlerini aynı kararlılıkla koruyabilmektir.”

Kaynağa Git

İlgili Haberler