Ana içeriğe geç

Önyargılardan teknolojik devrime uzanan bir başarı hikayesi

Golden Gateway Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis Ali Çakmak: 35 yılı geride bırakırken bu yolculuğa yalnızca kendi hikâyemiz olarak bakmıyoruz. Bugün geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz; kurulan şirketlerden, açılan ofislerden ya da gerçekleştirilen yatırımlardan çok daha fazlasıdır. Gördüğümüz; emek veren insanlar, kurulan dostluklar, kazanılan güven ve ülkemizi dünyanın farklı noktalarında temsil etmenin gururudur.

Önyargılardan teknolojik devrime uzanan bir başarı hikayesi
Dünya Gazetesi
16

35 yıl önce tur operatörlüğüyle başlayan girişimcilik ruhu, bugün Golden Gateway Holding olarak sigortadan enerjiye, teknolojiden finansa uzanan geniş bir yelpazede hayatımıza dokunuyor.

Turizmden aldıkları ilhamı teknolojiyle birleştirerek uluslararası arenada söz sahibi olan dinamik ve güçlü bir yapı kurduklarını belirten Halis Ali Çakmak, “Her yerli başarı hikayesi, aynı zamanda Türkiye'nin başarı hikayesidir. Biz de bu hikayeyi yazmaya ve büyütmeye devam ediyoruz. Golden Gateway Holding olarak, 35 yıllık faaliyetlerimiz boyunca yürüttüğümüz tüm projelerde ilgili mevzuata uygun hareket etmeyi, yetkili kamu kurumlarıyla şeffaf iletişim içerisinde çalışmayı ve üzerimize düşen sorumlulukları eksiksiz yerine getirmeyi temel ilke olarak benimsedik. Kamu kurumlarının belirlediği politika ve düzenlemeler doğrultusunda geliştirdiğimiz hizmet anlayışı, bugün ulaştığımız kurumsal yapının en önemli dayanaklarından biri olmuştur” dedi.

ÖNYARGI YIKAN BİR BAŞLANGIÇ "TÜRK ÇOCUĞU" HEYKELİNİN HİKAYESİ

Turizm tutkusunun temellerinin Malta’daki öğrencilik yıllarına dayandığını belirten Halis Ali Çakmak, “Öğrencilik dönemimde Maltalı arkadaşlarımın evlerine gittiğimde, Osmanlı döneminden kalan bir korkunun izi olarak 'Türk Çocuğu' adında siyahi heykeller görüyordum. Bu algıyı gördüğümde çok şaşırdım ve tarihin tozlu raflarındaki bu ön yargıyı sevgiyle silmeye karar verdim" dedi.

Maltalıların Türkiye’yi ya hiç tanımadığını ya da yanlış bildiğini fark eden Çakmak, iki ülke arasında sevgi köprüleri kurmak için kolları sıvadı. Başlangıçta küçük kültürel etkileşimlerle başlayan bu çaba, zamanla karşılıklı devasa bir turizm hareketine dönüştü. O kadar ki, Malta Hava Yolları charter seferlerin ardından Türkiye’ye tarifeli uçuşlar başlattı ve on binlerce Türk, Malta’nın tarihi dokusunu keşfetme fırsatı buldu. Çakmak, o gün kendine verdiği sözü hatırlatırken duygularını şu sözlerle özetliyor:

"Kendime verdiğim 'Bir gün o heykellerin yerini sıcak bir dostluk alacak' sözünü bugün gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Bir Malta gazetesinin attığı manşet, bu barışçıl ve kültürel zaferin en güzel kanıtıydı. Gazete, ‘Türk seyahatçiler Malta’yı fethetti’, ‘Malta evlerindeki Türk Çocuğu heykellerini tarihe gömen adam" başlığıyla haber yapmıştı. Tarih kitaplarına geçen askeri fetihlerin aksine, turizm ve kültür yoluyla gerçekleştirdiğimiz şey; sınırları aşan, kalıcı ve onurlu bir 'gönül zaferiydi.”

TURİZMDEN DİPLOMATİK BAŞARIYA “İKİ ÜLKE ARASINDA DOSTLUK KÖPRÜSÜ”

Başarılı şekilde büyüyen turizm hareketi, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri de çarpıcı biçimde dönüştürdü. Çakmak bu süreci şöyle anlatıyor:

"Ticari hacim kısa sürede 40-50 milyon dolar seviyelerinden milyar dolarları aşar hale geldi. Malta Hava Yolları'nın ve Malta Turizm Bakanlığı'nın resmi temsilcisi olduk. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun çağrısı üzerine 2007 yılında Türk-Malta İş Konseyi'ni kurduk. Çifte vergilendirme ve vize hizmetleri alanları daha da ivme kazandı. Türk Hava Yolları ile ortak uçuş anlaşması sağlandı.

Asıl çarpıcı gelişme ise Malta'nın Avrupa Birliği'ne girmesiyle yaşandı. Malta, Avrupa Birliği'ne girdikten sonra Malta Devleti, vize servis işlemlerini bizim bir iştirakimiz olan firmaya verdi. Böylece vize sektörüne de adım atmış olduk. Uçuşların ve ilişkilerin başlamasıyla Maltalılar Türkiye'den tekstil ve kimyasal maddeler başta olmak üzere alışveriş yapmaya başladı. Ardından Türk müteahhitleri Malta'ya giderek devlet projelerinde, liman ve altyapı işlerinde büyük roller üstlendi. Biz turizmi hiçbir zaman yalnızca bir sektör olarak görmedik. Bize göre turizm, insanlar arasında kurulan en güçlü köprülerden biriydi. İnsanlar bir araya geldikçe, aynı sofrayı paylaştıkça, aynı sokaklarda yürüdükçe güven oluşmaya başlar."

VİZE KUYRUKLARINDAN DOĞAN BİR DEVRİM

Yıllar içinde geliştirdikleri tur operatörlüğü, havacılık ve sanayi alanlarındaki işlerinin 2001 krizinde darbe alması üzerine Çakmak, servis sektörüne yoğunlaşmaya karar verdi. "Turizmin içinde olduğumuz için Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına uygulanan vize uygulamalarını ve insanların vize kuyruklarında çektiği çileleri yakından görüyordum. İnsanların en büyük sıkıntısının çoğu zaman başvurularının sonucu değil, sürecin belirsizliği ve yönetilmesindeki zorluklar olduğunu fark ettik" diyen Çakmak‘ın bu gözlemi, faaliyet alanına doğal biçimde yön verdi. Vize aracılık kurumunu resmi bir düzene oturtmak için 2001 yılından itibaren başta batılı ülkeler olmak üzere diplomatik temaslara başladıklarını söyleyen Çakmak, "O dönem mevzuatların buna uygun olmadığını söyleseler de araştırmalarımıza ve veri toplamaya devam ettik. 2002 yılında yalnızca bir şirket olarak değil, Türkiye'nin diplomatik temsil gücüne katkı sağlayacak bir vizyon olarak yola çıktık" dedi.

AVRUPA'YA MEYDAN OKUYAN YERLİ GÜÇ

Çakmak, bu işi sadece ticaret olarak değil, halkımızın örselenmemesi için bir düzenleme çerçevesinde yapmayı amaçladıklarını vurguluyor. Türkiye'de vize aracılık sektörünün kurumsallaşmasına katkı sağlayan ilk girişimler arasında yer aldıklarını belirten Çakmak, "Malta'nın vize işlemlerini başarıyla yürütürken, bu işi global ölçekte ve diğer AB ülkelerinde de genişletmek amacıyla o dönem tanıştığımız VFS Global'in üst yöneticilerini Türkiye'ye davet ettik. Ortak bir sinerji yarattık ve yerel ortak olarak tüm yatırımları üstlendik. AB ülkelerine verdikleri kaliteli hizmet ve Türk insanını konsolosluk kapılarındaki vize kuyruklarından kurtarma başarıları, Türkiye Cumhuriyeti AB Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı'nın da dikkatini çekti. Neden Türkiye Cumhuriyeti'ne de bu hizmeti vermiyorsunuz?' talebi geldi. 2010 yılından itibaren Dışişleri Bakanlığımızla uzun yıllar süren istişarelerde bulunduk. O dönem yabancı ortağıyla birlikte AB ülkelerine vize çözümü üreten tek milli firma bizdik" dedi.

"Sektörün ihtiyaçlarını ve uygulamada karşılaşılan sorunları ilgili kurumlarla paylaşarak mevzuat çalışmalarına sektör görüşü sunmaya gayret ettik. Nihai düzenlemeler ise tamamen ilgili kamu kurumlarının takdir ve yetkisi çerçevesinde hayata geçirildi“ diyen Çakmak şöyle devam etti:

"Peyderpey bazı ülkelerde, Avrupa ülkelerinin bile ilerisinde bir teknoloji, altyapı ve yatırımla, tamamen milli ve yerel kaynaklarla hizmet vermeye başladık. 2026 yılı Nisan ayına kadar bu hizmeti büyük bir özveri, başarı ve gururla sürdürdük. Bu, ticaretin ötesinde, bize duyulan güven sonucunda, ülkemize hizmet etmenin verdiği ayrı bir gurur kaynağıydı. Sektörün şekillenmesinde ve mevzuat düzenlemelerinde attığımız tüm adımlar, hiçbir zaman tek başımıza değil; bakanlıklarımız ve ilgili kamu kurumlarıyla tam bir koordinasyon, şeffaflık ve ortak hareket anlayışı içinde gerçekleşmiştir."

"VİZE VERME YETKİSİ HİÇBİR ZAMAN BİZDE OLMADI"

Yanlış anlaşılmaların önüne geçmek için de kritik bir konuya vurgu yapmak istediğini belirten Halis Ali Çakmak, şunları söyledi:

"Vizeye ilişkin değerlendirme ve karar yetkisi her zaman ilgili devletlerin diplomatik temsilciliklerine ait oldu. Bizim sorumluluğumuz ise başvuru süreçlerinin daha düzenli, erişilebilir, güvenli ve sistematik biçimde yürütülmesine katkı sağlayan operasyonel hizmetleri sunmaktı. Yaptığımız işin özü, insanların hayatındaki önemli bir sürecin mümkün olduğunca öngörülebilir, düzenli, güvenilir şekilde ilerlemesini sağlamaya destek olmaktı. İnsan emeğini destekleyen, süreçleri güvence altına alan ve operasyonel kaliteyi artıran güçlü sistemlere ihtiyaç vardı. İşte teknolojiye yönelişimiz tam da bu ihtiyaçtan doğdu. Biz 2002 yılından itibaren Ar-Ge yaparak bu denli büyük ölçekte operasyon yapan tek milli ve yerli firmayız. Gateway olarak en büyük önceliğimiz, Türk insanının hassasiyetlerini korumak ve örselenmemesini sağlamaktır. Bizim en temel farkımız, Türk vatandaşlarının kültürel hassasiyetlerini, alışkanlıklarını ve beklentilerini hizmetlerimizin merkezine koymamızdır."

TEKNOLOJİ DEVRİMİ "SINIR GÜVENLİĞİNDE FİLTRELEME SİSTEMİ"

Golden Gateway Holding bünyesinde kurdukları Fortius Bilişim Teknoloji şirketiyle
oluşabilecek riskler üzerine aralıksız çalıştıklarını belirten Çakmak, bu sayede "sahte evrak" ve "sigorta suistimalleri"nin de önüne geçtiklerini vurguluyor.

"Yurt dışındaki merkezlerimizde vize başvurularını kabul ederken çok katmanlı bir filtreleme mekanizması kurduk" diyen Çakmak, şöyle devam etti:

"Özellikle riskli coğrafyalardan gelen kötü niyetli kişilerin sunduğu sahte evraklar ülkemizin sınır güvenliği için doğrudan bir tehdit oluşturuyordu. Bu sıkı denetim altyapısı sayesinde, şüpheli şahısları sınır kapılarımıza dahi ulaşmadan, başvuru aşamasında eledik. Konsolosluklar ve sigorta bilgi sistemleri arasında kurduğumuz anlık veri entegrasyonu ve sorgulama sayesinde ise sistemi manipüle eden, kaçak göçe sebep olan vize simsarlarının eylemlerini devre dışı bıraktık. Geliştirdiğimiz her sistemin temelinde aslında tek bir soru vardı: 'Bu süreci daha güvenilir hâle nasıl getirebiliriz?' Bizim için teknoloji yalnızca hız kazandıran bir araç değildi; güveni güçlendiren bir altyapıydı. Doğru bilginin doğru zamanda doğru kişiye eksiksiz ulaşmasını sağlamak, süreçlerin izlenebilirliğini artırmak ve hata ihtimalini en aza indirmek her zaman önceliğimiz oldu. Bu nedenle teknoloji yatırımlarımız da hızdan önce doğruluğu, kolaylıktan önce güvenilirliği esasaldık."

SINIR GÜVENLİĞİNİ VE SAĞLIK SİSTEMİNİ KORUYAN BÜYÜK HAMLE

Çakmak, yaptıkları en büyük hizmetlerden birini gururla şöyle anlatıyor:

"Yurt dışından giren tüm misafirleri sigorta güvencesi altına alınıp sağlık sistemimize ve düzensiz göçe ekstra mali kayıp yaşatan bu döngünün kontrol altına alınmasını sağladık. Daha da önemlisi, tüm bu kaynağın Türk sigorta sektörü kontrolü altında gelişmesini ve yürütülmesini sağladık. Tüm bu giderler artık bundan böyle uygulanan sigorta sistemi tarafından karşılanmakta. Bu uygulamanın uluslararası yankısı da çarpıcıydı. Dışişleri Bakanlığı ile yürütülen çalışmalarımız kapsamında geliştirdiğimiz uygulamaları bir Batılı bir elçiye anlattığımda, Türkiye'nin sınır ötesinde bu denli başarılı filtreleme ve inovatif uygulamaları geliştirerek sahada uygulamamız karşısında şaşkınlığını gizleyemedi ve 'Allah bize de bunu nasip etsin' demişti. O kadar başarılmış, iz bıraktığımız hikayelerimiz var ki bu konuda, zamanı gelince paylaşırız."

GÖÇ FELSEFESİ

Göç’ün evrenin bir parçası olduğunu ve dünya var oldukça bu hareketin de olacağını söyleyen Halis Ali Çakmak, "Dolayısıyla göç kaçınılmazdır. Aslında göç, doğanın ve evrenin temel dinamiği olan hareketin bir yansımasıdır. İnsan göçü de aynı şekilde belirli nedenlerin sonucudur. İklim değişikliği, güvenlik, barınma ve ekonomik koşullar en öne çıkan sebepler arasındadır. Ancak önemli olan göçün kendisi değil, nasıl yönetildiğidir. Çünkü kontrolsüz göç, ülkelerin sosyal dengelerini etkileyebilir; doğru yönetilen göç ise bir fırsata dönüşebilir. Bu noktada vize, bir engel değil, tam tersine bir düzenleme aracıdır. Seyahat edilecek ülkelerin kaygılarını en aza indirgeyecek bir regulasyondur. Doğru kategoriler, net kriterler ve güncel profilleme yöntemleriyle süreçler hem hızlı hem de güvenli yürür. Ülkeler birbirlerinin vatandaşlarını ve dinamiklerini daha yakından tanıdıkça, vize süreçleri sadeleşir ve karşılıklı güven artar. Biz Gateway olarak, bu sistemin merkezinde yer alıyor, aracı kurum rolümüzü iki ülke arasındaki diplomatik ve toplumsal köprüyü güçlendiren bir unsur olarak görüyoruz" dedi.

GÜVEN İNŞA ETMEK

Çakmak, sürekli gelişim kültürünü vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Her yeni dönemde kendimize aynı soruyu sorduk: 'Bunu daha iyi nasıl yapabiliriz?' Bugün bizi bulunduğumuz noktaya taşıyan en önemli yaklaşımın da bu sürekli gelişim kültürü olduğuna inanıyoruz. Hangi işi yaparsak yapalım, onun merkezinde mutlaka insan olmalıydı. Bir öğrencinin eğitim yolculuğunu kolaylaştırabiliyorsak, bir ailenin güven içinde seyahat etmesine katkı sunabiliyorsak, bir girişimcinin dünyaya açılmasına destek olabiliyorsak ya da gençlere yeni istihdam alanları oluşturabiliyorsak, yaptığımız işin gerçek anlamını bulduğuna inanıyorduk. Hayat bize yıllar içinde çok önemli bir gerçeği öğretti. Şirketler büyüyebilir, teknolojiler değişebilir, sektörler dönüşebilir ve ekonomik koşullar sürekli farklılaşabilir. Ancak güven bütün bunlardan farklıdır. Güven, yıllar boyunca sabırla inşa edilir; emekle güçlenir, tutarlılıkla korunur ve en küçük bir ihmalle kaybedilebilir.

Bugün geriye dönüp baktığımda o yılların bana öğrettiği en önemli dersin şu olduğunu görüyorum: Gerçek başarı yalnızca büyümek değildir. Gerçek başarı, insanların size güvenmeye başlamasıdır. Bizim en büyük sermayemiz hiçbir zaman yalnızca finansal kaynaklarımız olmadı. En büyük sermayemiz, bize güvenen insanlar oldu. Ziyaret ettiğim merkezlerimizde en fazla üzerinde durduğum, önem verdiğim konu; servis verdiğimiz insanların bize bakış açısı ve memnuniyeti. Tüm çalışanlarıma şunu hep öğütledim: Bir müşteriye servis verirken karşınızda annenizin, babanızın, kardeşlerinizin, en sevdiklerinizin olduğunu düşünün; tam bu tevazu ve hoşgörüyle hizmet edin. Bu, çalışanlarımızın en çok benimsediği kültür oldu. İnsanlar size güven duyunca doğru iletişimi yakalıyorsunuz."

DÜNYANIN EN ZOR COĞRAFYALARINDA TÜRK BAYRAĞI

Gateway'in dünyanın hangi coğrafyası olursa olsun, hatta en zor coğrafyalarda bulunduğu alanlarda uçtan uca hizmet verecek kapasitede olduğunu vurgulayan Çakmak, 2016 yılında Irak'ın Dohuk vilayetindeki bir anektoda şöyle anlatıyor:

"2016 yılında Irak Dohuk'ta vize merkezimizi kuruyoruz. Musul işgal altında ve silahlı gruplar bölgede yer alıyor. Dönemin Dohuk Vilayeti Valisi bana 'Korkmuyor musunuz bu bölgelerden?' dedi. Ben aynen şunu dedim: Bizi bu bölgeye korkusuzca getiren en büyük unsur, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman söylediği gibi 'En zor coğrafyalarda bile biz Türk milleti olarak ecdadımıza yakışır bir gururla her şeyi başarmak zorundayız ve başaracağız' sözleri olmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız bu bölgeye ve halkına büyük önem gösteriyor. Dolayısıyla vize merkezlerimizin açılmasının ilişkilerde çok büyük rolü olacağı ortada. Sayın Vali, 'Halkımız sizi sevinçle karşıladı ve size güveniyoruz' demişti. Dünyada bu ölçekte uçtan uca her coğrafyada hizmet verebilen firma sayısı 10 kadar bile değildir. Biz bu ölçekte tek milli firmayız."

ALANYA ÜNİVERSİTESİ GELECEĞE YATIRIMIN SOMUT ADIMI

Turizm sektöründe çalışırken binlerce genç insanın hayallerine tanıklık ettiklerini belirten Çakmak, Alanya Üniversitesi ile yollarının kesişmesini bu vizyonun bir parçası olarak anlatıyor.

Çakmak, "Uluslararası hizmetler alanında faaliyet gösterirken farklı kültürlerden öğrencilerin eğitim için verdikleri mücadeleyi yakından gördük. Teknoloji yatırımlarımızda genç mühendislerin ortaya koyduğu fikirlerin nasıl büyük dönüşümlere yol açabileceğine şahit olduk. Faaliyet gösterdiğimiz her sektörde aynı gerçeği yeniden keşfettik: Bir ülkeyi geleceğe taşıyan en önemli güç, yetişmiş insan kaynağıdır. İşte Alanya Üniversitesi ile yollarımızın kesişmesi de tam olarak bu düşüncenin sonucuydu. Biz o kampüse baktığımızda yalnızca binaları değil, hayallerinin peşinden koşan binlerce genci gördük. Çünkü bir üniversiteyi güçlü yapan beton yapılar değil; içinde üretilen bilgi, yetişen insanlar ve kurulan hayallerdir. Çevresel Bilişsel Yönetim Modelini tüm grup şirketlerimizde yerleştirmek ve akademik kadromuzla bu yönetim modelimizi daha da üst seviyelere çıkarmayı hedefledik" dedi.

GÜVENLE İNŞA EDİLEN 35 YIL

Turizmle başlayan başarı öykülerinin, bugün teknolojiyle sınır güvenliğini koruyan, geliştirdiği hizmet modelleriyle kamu hizmetlerinin etkinliğine, uluslararası iş birliklerine ve Türkiye'nin hizmet ihracatına katkı sunmayı hedefleyen, eğitim vizyonuyla geleceğin nesillerini yetiştiren dev bir yapıya dönüştüğünü belirten Halis Ali Çakmak, "Golden Gateway Holding, 35 yıllık yolculuğunda insanı merkeze alan, güveni sermaye olarak gören, teknolojiyi vatandaşı koruyan bir kalkan olarak kullanan vizyonuyla Türkiye'yi dünyada temsil etmenin haklı gururunu yaşamaya devam ediyor. Her yerli başarı hikayesi, aynı zamanda Türkiye'nin başarı hikayesidir" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler