Ana içeriğe geç

MHP'li Karakoç TBMM Genel Kurulu'nda konuştu! NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke konumunda olmamız vahim bir eksikliktir

MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, TBMM Genel Kurulu'nda, “Uzman Erbaş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Tümü Üzerinde" konuştu.

MHP'li Karakoç TBMM Genel Kurulu'nda konuştu! NATO'da askeri hastanesi olmayan tek ülke konumunda olmamız vahim bir eksikliktir
Bengü Türk
16

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, "NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağımız haftanın arifesinde, NATO ülkeleri içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke konumunda olmamız, üzerinde ciddiyetle durulması gereken vahim bir eksikliktir" dedi.

d

MHP'li Zuhal Karakoç, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin sözlerini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

Bu noktada altını kalın çizgilerle çizmemiz gereken en hayati mesele şudur: Bilge Liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin de defaatle ifade ettiği üzere askeri hastaneler yeniden açılmalıdır.

NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağımız haftanın arifesinde, NATO ülkeleri içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke konumunda olmamız, üzerinde ciddiyetle durulması gereken vahim bir eksikliktir.

Tabip ve diş hekimi subay planlamasına ilişkin düzenlemeleri de içeren bu Kanun Teklifi vesilesiyle bir kez daha ifade ediyoruz ki; askeri hastanelerin yeniden açılması, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin muharebe gücünü, personel güvenliğini, krizlere müdahale kapasitesini ve milli savunma mimarisini doğrudan doğruya ilgilendiren stratejik bir zarurettir.

Hudutta yaralanan Mehmetçiğimizin, operasyonda gazi olan kahramanlarımızın; askeri hayatın şartlarını tanıyan, harp cerrahisine ve askeri tıbbın gerektirdiği bütün yetkinlik, donanım ve hizmetlerine hâkim olan hekimlerimizin ellerinde şekillenen müstakil bir askeri sağlık sistemi içinde tedavi edilmesi hayati bir ihtiyaçtır.

Mehmetçiğimizin yarasına uzanacak eller, yalnızca tıp biliminin bilgi ve donanımıyla değil; askerimizin milletimizin bir emaneti olduğunun bilinciyle, o emanete sadakatle, yeri geldiğinde yavrusunun üzerine titreyen bir ana yüreğinin hassasiyetiyle, yeri geldiğinde ise bir baba gibi evladını her şart ve durumda koruyup kollayan bir şefkatle hareket etmelidir.

Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.” vecizi, askeri hastanelerin yeniden açılması başlığında yarınlarımıza ışık tutmaktadır. Ordumuzun kendi bünyesinde, kendi disiplini içinde, kendi ihtiyaçlarına göre teşekkül etmiş güçlü bir askeri sağlık sistemine yeniden kavuşması bu bakımdan daha fazla geciktirilmemelidir.

ŞEHİT YAKINLARINA UZMAN ERBAŞLIK YOLU AÇILIYOR

Yeni düzenleme ile ordunun can damarı olan uzman erbaşların sicil sisteminin yasal güvenceye kavuşturulacağını belirten MHP'li Karakoç, en dikkat çekici maddelerden birinin şehit yakınlarına yönelik olduğunu ifade etti:

Şanlı ordumuzun ayrılmaz bir parçası olan ve Teklif kapsamında üzerinde hassasiyetle durmamız gereken uzman erbaşlarımız, vatanın en sarp coğrafyalarında devletimizin bükülmez bileğini temsil eden, milletimizin huzurunu teminat altına alan, gerektiğinde de düşmanın bağrına ok gibi saplanan kahramanlarımızdır.

En çetin iklim ve arazi şartlarında, milli varlığımıza kasteden şer odakları karşısında sarsılmaz bir imanla mücadele eden yiğitlerimize yönelik vefa borcumuzu layıkıyla ifa edebilmek adına bu Teklif ile uzman erbaşlarımızın sicil sistemine dair esasları kanunilik ilkesi çerçevesinde yeniden ele almaktayız.

Sicil alanı; personelin meslek hayatına, terfisine, statü geçişine, özlük hakkına ve gelecek tasavvuruna doğrudan temas eden hayati bir göstergedir. Devletimiz ile ordumuz arasındaki bu karşılıklı güven iklimi güçlendikçe askeri disiplin kökleşmekte, aidiyet duygusu derinleşmekte ve emir-komuta yapısının meşruiyet zemini kuvvetlenmektedir.

İşte bu hukuki güvence, kahramanlarımızın mesleki geleceklerini bütünüyle öngörülebilir kılmakta ve ordumuzun beşerî kuvvetini sarsılmaz bir yasal koruma çemberine kavuşturmaktadır.

Teklifin, askerlik hizmetinden muaf tutulanların, bilhassa aziz şehitlerimizin yakınlarının uzman erbaşlığa başvurabilmesine imkân sağlayan düzenlemesi ise bizim nazarımızda yüksek bir kıymete sahiptir.

Aziz şehitlerimizin kıymetli emanetlerinin yani şehit yakınlarımızın vatan hizmetine talip olması; şehidimizin toprağa verilmesiyle harlanan o yürek yangınının, mukaddes bir ülkülerimizin serinliğinde bir nebze olsun hafiflemesidir.

Bu adım, “canıyla bu toprakları vatan kılan şehidimin sancağını bıraktığı yerden ben taşımaya hazırım” diyen korkusuz yüreklerin gür sesidir.

Şehitlerimizin aziz hatırasına ve geride bıraktıkları emanetlerine sahip çıkmak, onların aziz hatıralarına olan vefa borcumuzdur.

r

"7 YILINI DOLDURAN SÖZLEŞMELİ ERLERE KAMU KAPISI AÇILMALI"

Sözleşmeli er ve erbaşların 7 hizmet yılını tamamlamalarının ardından sivil kamu kurumlarında istihdam edilmesini öngören düzenlemeyi "devlet aklının bir gereği" olarak nitelendiren MHP'li Karakoç, şu ifadeleri kullandı:

Sözleşmeli er ve erbaşlarımıza yönelik kamu istihdamı düzenlemesi de teklifin insanı merkeze alan yüksek vizyonunu ortaya koymaktadır.

Gençliğinin en diri ve mücadeleci yıllarını üniforma altında geçirmiş, disiplin ve yüksek sorumluluk kazanmış personelimizin, yedi hizmet yılını tamamlamasını müteakip kamu kurumlarında daha etkin biçimde istihdam edilebilmesi hem hakkaniyetin hem de devlet aklının bir icabıdır.

Yüce devletimiz, vatan uğruna ter döken evladına görev sonrasında yeni bir hayat kapısı açarak ne denli büyük olduğunu ne derece kudretli olduğunu ne kadar adil ve hakkaniyetli olduğunu bir kez daha tahkim etmektedir.

Bu düzenleme, askeri tecrübenin sivil kamu hizmetine aktarılması bakımından stratejik bir kazanım teşkil etmektedir.

Aynı stratejik yaklaşım, Mavi Vatan’ın derinliklerinde sessiz ve son derece etkili bir caydırıcılık görevi icra eden denizaltı personelimiz için de geçerlidir.

Denizaltı görevi; dar mekânın zorluğunu, uzun süreli vazifelerin yıpratıcılığını ve ibresi şaşmayan disiplin ihtiyacını bünyesinde barındıran nevi şahsına münhasır bir askeri vazifedir.

Bu sebeple daimî konuşlu bulunulan limanlar dışındaki üslerde konaklama imkânı sağlanamayan personele konaklama gideri ödenmesi, harbe hazırlığın insan unsurundan başladığını bilen bir devlet şuurunun tezahürüdür.

Çünkü ordunun çeliği, yalnızca modern teknolojinin zırhında değil; askerin yüreğinde hissettiği ve görevine duyduğu yüksek aidiyet ile sadakatte dövülür.

d

"GÜVENLİK KURUMLARINDA SADAKAT VE EHLİYET İHMALE GELMEZ"

MHP’li Karakoç, kanun teklifinin ordu teşkilatına ve Türk milletine hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını şu ifadeleri kullanarak sonlandırdı.

Kanun Teklifinin terör iltisakı nedeniyle tesis edilen işlemlere ilişkin yargı kararlarının kesinleşmesini esas alan düzenlemesi de devlet güvenliği bakımından hayati mahiyettedir.

15 Temmuz 2016 tarihinde hain terör örgütü FETÖ’nün milli varlığımıza kastettiği o karanlık dönemeç, bize bir hakikati bütün çıplaklığıyla göstermiştir: Devletin güvenlik kurumlarında sadakat, ehliyet ve güvenilirlik meselesinin en üst düzeyde tutulması ihmale gelmeyecek milli bir gereksinimdir.

Yüce devletimizin kritik kurumlarda görev yapacak kişilerin terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı söz konusu olduğunda, nihai yargı süreci tamamlanana kadar idari tedbirlerin muhafazası, kamu güvenliği açısından yabana atılamayacak temel ihtiyaçlarımızdandır.

Teklifin hukuki boşlukları gidermeye dönük bir diğer yönü, kamulaştırma hukukuna ilişkin düzenlemedir.

1956 yılından önce fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmazlara dair uygulamada doğabilecek tereddütlerin giderilmesi, devletin hukuk düzeninde belirliliğin sağlanması ve kamu hizmetinin devamlılığının korunması bakımından önemlidir.

Zira devlet, yalnızca sınırda değil; idari istikrarda ve kamu yararını muhafaza eden düzenlemelerde de kudretini ve sürekliliğini göstermekle mükelleftir.

Bununla birlikte, statü geçişine ilişkin sınav usul ve esaslarının kanun düzeyinde belirlenmesi de personel rejimimizin liyakat ve öngörülebilirlik temelinde güçlendirilmesine hizmet etmektedir.

Fiziki yeterlilik, yazılı sınav ve mülakat süreçlerinin açık esaslara bağlanması; üniformayı taşıyacak iradenin cesaretin yanında bilgi birikimiyle, disiplin şuuru ve kabiliyetleriyle de sınanması anlamına gelmektedir.

Vardiya yatakhaneleri, gazi uyum evleri ile özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinin askeri mahal kapsamına alınması da askeri tesislerin hukuki statüsünü berraklaştıran yerinde bir düzenlemedir.

Gazilerimiz, bedenlerinde mücadelenin şerefini taşıyan kahramanlarımızdır; onlara hizmet eden yapıların hukuki statüsünün güçlendirilmesi milli vefanın gereğidir.

Aynı şekilde, Silahlı Kuvvetlerden ayrılan subayların istisnalar dışında yeniden muvazzaf olarak hizmete alınamayacağına ilişkin hüküm de kurumsal disiplini ve personel rejimindeki öngörülebilirliği pekiştirmektedir.

Ayrıca savunma ve güvenlik amaçlı hibe faaliyetlerinin yönetimi de Türkiye’nin dost ve müttefik coğrafyalarda güven üreten jeopolitik aktörlüğüne hizmet etmektedir.

Görüşmekte olduğumuz bu kapsamlı düzenleme; askeri nizamımıza yeniden biçim vererek personelimizin ihtiyaçlarına en üst düzeyden cevaz vermektedir.

Bu Kanun Teklifi, şanlı ordumuzun küresel ölçekteki azametini; nice uygarlıkların, coğrafyaların ve çağların şahitlik ettiği ihtişamını zirveye taşımaya muktedir olan kilit taşlarından biridir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türk ordusunun gücüne güç katacak, milli bekamıza hizmet edecek tüm girişim ve gayretlerin sonuna kadar yanında olduğumuzu ifade ediyor; Kanun Teklifinin aziz milletimize hayırlar getirmesini dileyerek Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Kaynağa Git

İlgili Haberler