Ana içeriğe geç

Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim

2026-2027 eğitim yılı kayıt döneminin yaklaşmasıyla, devlet okullarındaki "kayıt ücreti" tartışması yeniden gündeme geldi. Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitimci Maksut Balmuk, okullara ayrılan bütçenin yetersizliğine ve velilerin cüzdanına bırakılan yüke dikkat çekti.

Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim
Odatv
16

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 18 milyon öğrenci karne alarak yaz tatiline girdi. Temmuz ayı ile birlikte ilkokul ve ortaokullarda, LGS sonuçlarının açıklanmasının ardından da liselerde kayıt sürecine girilecek. Kayıt döneminin yaklaşmasıyla velilerin çileli telaşı şimdiden başladı.

Anayasaya göre devlet okullarında eğitim tamamen ücretsiz. Ancak velilerden kayıt döneminde “kayıt ücreti” talep ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, her eğitim öğretim yılı başında tartışma yaratan bu duruma ilişkin, “hiçbir devlet okulunda kayıt parasının bulunmadığını ve zorunlu bağış uygulamasının kesinlikle yasak olduğunu” vurguluyor. Okul idareleri ise devletin okullara ayırdığı bütçenin yetersiz kaldığını belirterek temizlik, güvenlik ve okulun fiziki eksiklerini gerekçe gösteriyor. Bu ücretler genelde "bağış" adı altında isteniyor.
Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim - Resim : 1

SORUN FIRSATÇILIĞA DA KAPI ARALIYOR

Bu durum, fırsatçılığa da kapı aralıyor. Özellikle büyükşehirlerdeki bazı okullarda rakamlar yüz binlerce lirayı buluyor. Bazı okullarda ise sınıf ve öğretmen seçimi için ekstra paralar talep ediliyor. Veliler, çocuklarının mağdur olmasından korktuğu ya da daha iyi şartlarda eğitim almalarını istediği için bu ödemeleri yapmak zorunda kalıyor.

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ve Eğitimci Maksut Balmuk, bu döngüyü Odatv’ye değerlendirdi. Her iki isim de okullara ayrılan bütçenin yetersizliğine dikkat çekti.

KADEM ÖZBAY: EĞİTİM HAKKI VELİNİN CÜZDANINA BAĞLI HÂLE GETİRİLDİ

Devlet okullarında ücretsiz eğitimin Anayasal hak olduğunu hatırlatan, Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “AKP iktidarı döneminde eğitim, kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak piyasanın kurallarına teslim edilmiştir. Kayıt parası, bağış, temizlik katkısı, A4 kâğıdı, kırtasiye ve benzeri adlar altında velilerden para istenmesi istisna değil, sistemin kendisi hâline gelmiştir. Eğitim hakkı, AKP iktidarı döneminde tamamen velinin cüzdanına bağlı hâle getirilmiştir." dedi.
Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim - Resim : 2

‘BUNUN ADI TASARRUF DEĞİL, EĞİTİMİN TASFİYESİ VE TİCARİLEŞTİRİLMESİDİR’

Milli Eğitim Bakanlığı'nın bütçe politikasını eleştiren Özbay, devlet okullarının yönetim mantığının değiştiğini belirterek, "AKP iktidarı yalnızca özel okulları büyütmemiş, devlet okullarını da piyasa mantığıyla yönetilen kurumlara dönüştürmüştür. Kamusal eğitimin finansmanı devlet bütçesinden çıkarılarak velilerin omuzlarına yüklenmiştir. Bunun adı tasarruf değil; kamusal eğitimin tasfiyesi ve eğitimin ticarileştirilmesidir.

Milli Eğitim Bakanlığı bu tabloyu herkesten daha iyi bilmektedir. Çünkü okulların temizlikten güvenliğe, bakım-onarımdan eğitim materyallerine kadar en temel ihtiyaçları için gerekli bütçeyi göndermeyen, okulları kendi gelirini yaratmaya zorlayan bizzat Bakanlığın kendisidir. Ardından çıkıp ‘zorunlu bağış yok’ demek, milyonlarca veliyle, öğretmenle ve okul yöneticisiyle alay etmektir." ifadelerini kullandı

‘ASIL SORUMLU MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIDIR’

Süreçteki usulsüzlüklere değinen ve okullardaki imkan farklılıklarına dikkat çeken Eğitim-İş Başkanı, açıklamasına şöyle devam etti:

"Elbette bu çarpık düzeni fırsata çeviren, velinin çaresizliğini istismar eden, eğitim hakkını fiilen paraya bağlayan liyakatsiz yöneticiler de vardır ve bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır. Ancak birkaç okul yöneticisini tartışarak asıl sorumluyu gizleyemezsiniz. Bu düzeni kuran da sürdüren de Milli Eğitim Bakanlığı ve siyasi iktidardır.

Bugün bazı devlet okullarında parası olan veliler için ayrıcalıklı sınıflar oluşturulduğunu, daha iyi fiziki imkânlar, ek kurslar ve farklı eğitim olanakları sunulduğunu biliyoruz. Aynı okulun içinde bile ekonomik güce göre farklı eğitim koşullarının oluşturulması, kamusal eğitim anlayışının çöküşünün en açık göstergesidir. Eğitim hakkı pazarlık konusu yapılamaz; parayla satın alınabilecek bir ayrıcalığa dönüştürülemez."

MAKSUT BALMUK: BAKANLIK TÜM İHTİYAÇLARI KARŞILAMADIKÇA TOPLANAN ÜCRETLERDEN KURTULAMAYIZ

Eğitimci Maksut Balmuk ise konunun pratik ve idari boyutlarına dikkat çekerek, Bakanlığın okullara yeterli kaynak ayırmaması durumunda bu ücretlerin toplanmaya devam edeceğini vurguladı.
Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim - Resim : 3

Balmuk, "Milli Eğitim Bakanlığı okullara yeterli kaynağı ayırmadığı ve okulların bütün ihtiyaçlarını karşılamadığı takdirde, 'kayıt parası' denen, daha doğrusu okul aile birliğine bağış adı altında toplanan ücretlerden kurtulma şansımız yok.” dedi.

Balmuk, vatandaşın neden kayıt parası vermek zorunda kaldığını şöyle açıkladı:

“Birincisi, Bakanlık bir nebze önlemiş olsa da veli, sınıf tercihi noktasında ya da kendi adresi dışındaki daha iyi bir okula çocuğunu kayıt yaptırabilmek için ister istemez bu tip yollara başvuruyor. Evet, bu tamamen okulların ihtiyaçları doğrultusunda istenen bir para ama bu suistimal edildiği de çokça oldu. Pek çok okul müdürünün soruşturma geçirdiğini de gördük ama tabii ki hepsini töhmet altında bırakmamız da mümkün değil."

'TEMİZLİK VE GÜVENLİK SORUNU GEÇİCİ ÇÖZÜMLERLE ERTELENİYOR'

Velilerin devlet okullarından temel beklentileri olduğunu belirten Balmuk, yardımcı personel ve güvenlik kadrolarındaki eksiklikleri eleştirdi. Balmuk, eğitimde yaşanan fırsat eşitsizliğini, "Bir vatandaşın özel okuldan beklediği nedir? Temizlik, güvenlik ve nitelikli eğitim. Vatandaş bu üçünü istiyor. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'nin hiçbir yeri için 'Şu okula güvenin' diyemez. Bakın, 70 bin okul arasından bir tane okul için dahi bana örnek veremez. Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullar için tahsis edilmiş bir güvenlik kadrosu yok.

‘BU SORUNU GEÇİCİ ÇÖZÜMLERLE SÜREKLİ GELECEĞE AKTARIYORUZ’

Temizliğe gelirsek; temizlik personellerini çok iyi hatırlıyoruz. Mart başında İş-Kur'dan gelen yardımcı personellerin ilişiği kesildi, kamuoyu oluşunca yeniden başlatıldı. Yani bu sorunu geçici çözümlerle sürekli geleceğe aktarıyoruz. Geçen yıl Bakan Yusuf Tekin bu sorunu çözeceklerini, yardımcı personelin ve temizlik personelinin kadrolu ya da sözleşmeli olacağını söyledi ama bunu başaramadılar. İşte biz bunları başaramadığımız sürece okullar, temizlik ya da güvenlik personeli adı altında bir şekilde para istemek zorunda kalacaklar." ifadeleriyle özetledi.
Herkesin bildiği sır: Okullarda kayıt parası... Esas suçlu kim - Resim : 4

'2000'Lİ YILLARDAN SONRA KADROLU YARDIMCI PERSONEL ALINMADI'

Geçmiş dönemdeki kadrolu istihdam modeli ile günümüzü kıyaslayan Balmuk, okulların fiziksel güvenliğinin geldiği noktaya dikkat çekti:

"Geçmişte, AKP iktidarı öncesinde okullarımızda o 'hademe' dediğimiz -eskiler çok iyi hatırlarlar- yardımcı personellerimiz vardı. Bunlar Milli Eğitim Bakanlığı'nın kadrolu personeliydi. 2000'li yıllardan sonra Milli Eğitim Bakanlığı'na bu amaçla alınmış tek bir personel yok. O dönemlerden, geçmişten kalan sınırlı sayıdaki personel de artık bir yerlerde masa başı görevlerini yürütüyor. İşte biz bu kadroyu sağlayamadığımız için, bazı okul müdürlerimiz de bu durumu suistimal ederek özel okul ücretlerini aratmayacak düzeyde kayıt paraları talep edebiliyorlar. Kesin çözüm; 'Eğitime çok önem veriyoruz, en büyük bütçeyi eğitime ayırıyoruz' diyen Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve iktidarın, okullardaki en elzem ihtiyaç olan hijyen, güvenlik ve diğer harcamaları karşılamasıdır."

‘EN NİTELİKLİ ÖĞRETMENLERİMİZİN DEVLET OKULLARINDA’

Eğitim kalitesi ve idari sorumluluklar konusuna da değinen Balmuk, köklü bir çözüm için okul aile birliklerinin yapısının değişmesi gerektiğini belirterek, "Devlet okullarının içini boşalttığınız zaman vatandaş mecburen özel okula yönelir. Devlet okullarının içini boşaltmak diyorum ama şunu da yüreklilikle söylüyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin milli eğitim sistemi içerisinde özel ve devlet okullarını karşılaştırdığımızda, en nitelikli öğretmenlerimizin devlet okullarında olduğunu açıkça söyleyebilirim. Ancak bugün devlet okullarındaki öğretmenlerimizin büyük bir kısmı emekli olamamak gibi bir kaygı içerisindeler.

‘BAKANLIK SAMİMİYSE OKUL AİLE BİRLİKLERİNİN PARA ALMA FONKSİYONUNU KALDIRSIN’

Kayıt ya da bağış parası konusunda Milli Eğitim Bakanlığı sürekli genelgeler yayınlıyor. Peki kimin başı yanıyor? Eğer birisi birini şikâyet etmişse orada bir soruşturma, bir inceleme yapılıyor; kayırma olmazsa belki bir ceza uygulanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı bu noktada samimiyse, okul aile birliklerinin para alma fonksiyonunu ortadan kaldırsın, bu işi net olarak çözelim. O zaman okullarda bir sorun yaşandığında vatandaş okul müdürünün değil, doğrudan Milli Eğitim Bakanlığı'nın kapısını çalacaktır. Bir taraftan üç maymunu oynayıp, diğer taraftan okul müdürlerini ya da velileri suçlamak doğru bir yaklaşım değil."
Büşra İlaslan

Odatv.com

Kaynağa Git

İlgili Haberler