Türk halkı, kadın-erkek demeden Kurtuluş Savaşı’nda destan yazdı. Aradan geçen yıllara rağmen o kahramanlar hiçbir zaman unutulmadı. Tıpkı ufak tefek görüntüsüne tezat cesaretiyle, kurtuluş mücadelesine destek veren Fatma Seher Erden ya da namıdiğer Kara Fatma gibi.
Erzurumlu Yusuf Ağa’nın kızı olan Kara Fatma, ilk cephe mücadelesini kocası Derviş Bey’le birlikte Balkan Savaşı’nda verdi. Balkan Savaşı sırasında Edirne’de, Yanık Kışla’da düşmanla çarpıştı. Ardından I. Dünya Savaşı başladı.

Ailesinden kendi gibi yürekli on kadını yanına aldı ve Kafkasya Cephesi’ne gitti. O sırada eşi Sarıkamış’ta şehit düştü. Buna rağmen durmadı, vatan aşkıyla cepheden cepheye koşmaya devam etti. Yanında iki oğlu ve kendisi gibi yürekli kadınlar vardı.
"Kara Fatma" lakabını Atatürk verdi
Erden'e, cesaretinden dolayı, gözü kara olduğu için Atatürk tarafından "Kara Fatma" lakabı verildi.
Kara Fatma’nın vatan mücadelesi, Kurtuluş Savaşı’nda da devam etti. Mücadeleye katılmak için Sivas’a gitti. Mustafa Kemal’in önünü keserek kendisine görev vermesini istedi. Kara Fatma, 1944’de yayınlanan anılarında bu görüşmeyi şöyle anlattı:
"Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf vardı ve yüzüm de peçe ile kapalıydı. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak ‘ne görüşeceksin’ dedi. Kalbimdeki vatan aşkı, bu sert muameleye üstün geldi. Derhal peçemi kaldırdım ve ‘İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldim ve maruzatımı bir dakika için dinlemenizi ısrarla rica ediyorum’ dedim. Sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler."
Mustafa Kemal kendisine adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sordu. Aldığı cevaplardan duyduğu memnuniyeti, "Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma" sözleriyle ifade etti. Fatma Seher, işte bu olaydan sonra “Kara Fatma” olarak anılmaya başlandı.

Topkapılı Pire Mehmet ve Laz Tahsin ile 15 kişilik çete kuran Kara Fatma, daha sonra Milli Mücadele'ye katıldı, ilerleyen dönemlerde kahramanlıklarından dolayı teğmen rütbesine yükseltildi.
Yunan işgaline karşı 480 kişilik çetesiyle mücadele verdi. Burada gösterdiği kahramanlıkla adını tarihe yazdırdı. Hisarcık’ta, Kaynarca mıntıkası Kumandanı Naim imzasıyla Süvari Livası'na (tugay) gönderilen yazıda, “Bugünkü harekatta pek çok yararlığı görülmüş olan Fatma Seher Hanım’a teşekkür ederim” deniliyordu.
Büyük Taarruz'a müfrezesiyle katılan Kara Fatma, Afyon'un Sürmeli köyü yakınlarındaki düşman güçlerine saldırdıkları sırada "Ceylan" isimli atıyla düşman mevzilerine sokulmaya çalıştı.
Esir düştü, yine de vatan aşkından vazgeçmedi
Atının Yunan askerlerinin attığı kementle yakalanması sonucu Kara Fatma esir düştü. Kara Fatma, çok eziyet görmesine rağmen Yunan askerlerine Türk birlikleri hakkında en küçük bilgi dahi vermedi.
Yaklaşık 19 gün süren esaretten sonra yeniden Sürmeli köyündeki ovada müfrezesinin başına geçen Kara Fatma, buradaki başarısından dolayı üsteğmenliğe terfi ettirildi.

Milli Mücadele başarıyla sonuçlanıp vatan toprakları düşman işgalinden kurtarıldı. Toprakların her tarafında başta sosyal ve ekonomik olmak üzere birçok sorun baş gösterdi.
“Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım”
Tüm bu mücadelenin sonunda Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Kara Fatma, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Bu madalya, kendisi için yeterliydi. Öyle ki, savaşın ardından kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını kabul etmedi.
Kara Fatma, Bolu'dan İzmit'e, Afyon'dan Bursa'ya kadar pek çok bölgenin kurtuluşuna katkı sağladı. “Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım” diyerek maaşını Kızılay’a bağışladı.
Savaşta gösterdiği kahramanlıklar sayesinde hem yerli hem de yabancı birçok kaynakta adı geçen Fatma Seher Hanım, Amerikan New York Times gazetesinde de "Orduda savaşan Türk kadını teğmenliğe yükseldi" manşetiyle yer aldı.
Sovyet Rusya'sının Türkiye'de bulunan diplomatları arasında yer alan Semyon Ivanoviç Aralov, "Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, 1922-1923" adlı kitabında Kara Fatma'dan bahsetti.
TBMM kararıyla ayda 170 lira maaş
Fatma Seher Erden, askerliğe onbaşı olarak adım attı, zamanla üsteğmenliğe kadar yükselerek emekli oldu ancak hayatının ilerleyen dönemlerinde maddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.
Yeni Gün dergisinde 1933'te "Kara Fatma Rus Manastırı'nda" röportajı, Kadın gazetesinde 1950'de "Kara Fatma Yardım Bekliyor" haberi yayımlandı.
Geçim sıkıntısı çeken Fatma Hanım, maddi durumunun yetersizliğini Başvekalet Yüksek Makamına yazdığı dilekçeyle bildirdi. Bu başvurudan yaklaşık 10 yıl sonra, 1954 yılında Kars Mebusu Tezer Taşkıran ve Rize Mebusu İzzet Akçal'ın kendisine vatani hizmet tertibinden maaş bağlanması için verdiği kanun teklifi kabul edildi.
TBMM tutanaklarında yer alan teklifte şu ifadeler kullanıldı:
"Mucip Sebepler: Milli Mücadele'ye 350 mücahit akıncıyla iştirak ederek 18'inci fırkanın 20'nci Hücum Taburu Süvari Bölüğü kumandanlığını yapmış ve bu hizmet mukabili kendisine 'milis subayı' ünvanı verilmiş Erzurumlu Milis Kara Fatma, yaşının 70'i aşması, kendisine bakacak hiç kimsesi bulunmaması dolayısıyla halen İstanbul'da bir kulübede yaşamakta ve büyük bir sefalet içinde kıvranmaktadır. Bu kahraman kadın, vatani hizmet tertibinden maaş tahsisi için Büyük Millet Meclisinin atıfetine sığınmıştır. Bütçe Komisyonuna tevdi buyrulmak üzere Yüksek Reisliğe sunulur."

Kara Fatma'nın, Kasımpaşa Gülhan Sokak 13 numarada ikamet ettiği aktarılan tutanakta, Bütçe Komisyonunun onayıyla Kara Fatma'ya hayatta bulunduğu müddetçe vatani hizmet tertibinden ayda 170 lira bağlandığı kaydedildi.
Yıllar boyu süren bu mücadeleler sırasında eşinin yanı sıra iki oğlunu da şehit veren ve hayatının son günlerini Darülaceze'de geçiren Kara Fatma, 2 Temmuz 1955'te hayatını kaybetti.