Halk yoksullaşırken Saray iktidarı savaşa kaynak ayırmaya devam ediyor. Reuters haber ajansının aktardığına göre Türkiye, emperyalist savaş örgütü NATO'nun müttefikleri ve Ukrayna’nın kuracağı küresel savunma bankası girişimine "kurucu üye" sıfatıyla katılacak. Bir Türk yetkili, Ankara'nın projeye dahil olacağına dair resmi bilgilendirmeyi Kanada’ya ilettiğini doğruladı.
Milli Savunma Bakanlığı kaynaklarının daha önce "istişarelerin sürdüğünü" dile getirmiş ve 10 Temmuz’da Reuters'a konuşan bir Türk yetkili, "katılmama yönünde karar alındığını" söylemişti. Ankara'nın emperyalistlerin savaş fonuna ortak olmak için kısa sürede karar değiştirmesi dikkat çekti.
Savaşa 134 milyar dolarlık fon
Ankara’da 7-8 Temmuz'da olağanüstü hal koşullarında düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nde Kanada Başbakanı Mark Carney tarafından ilan edilen ve kısa adı DSRB olan "Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası" girişiminin merkezi Kanada olacak.
Yapılan ortak açıklamada, bankanın amacının "savunma, güvenlik ve dayanıklılık önceliklerinin desteklenmesi için kamu ve özel sermayenin teyakkuza geçirilmesi" olduğu belirtildi.
2027 yılında faaliyete geçmesi planlanan ve kurucu maddeleri Montreal’de müzakere edilen banka, üye devletlerin silah ve savunma sanayisi kapasitelerini artırmayı, bu sektöre yönelik finansman maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor. Bankanın kurucu ülkeleri, müttefiklerin savunma yatırımları adı altındaki silahlanma yarışına aktarılmak üzere toplam 134 milyar dolar (yaklaşık 6,3 trilyon lira) sermaye toplamayı amaçlıyor.
Halka kemer sıkma, NATO'ya sermaye
Türkiye'nin yanı sıra Kanada, Arnavutluk, Belçika, Yunanistan, Letonya, Lüksemburg, Romanya ve NATO üyesi olmayan Ukrayna'nın yer aldığı girişim, G7 ülkelerinin (ABD, İngiltere, Almanya, Fransa gibi) doğrudan desteğini henüz tam olarak alabilmiş değil. Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand bankanın yeni üyelere açık olduğunu belirtirken, uzmanlar projenin büyümesi için Avrupalı devletlerin desteğine ihtiyaç duyulduğunu kaydediyor.
Girişime katılma kararı, eğitim ve sağlık başta olmak üzere pek çok alanda bütçelerin "kaynak yok" denilerek tırpanlandığı, çocuklara bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek talebinin iktidar tarafından "kaynak yetersizliği" bahanesiyle reddedildiği bir dönemde alındı.