Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Ölçme, Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğü, 2026 LGS kapsamında merkezi sınav raporunu yayımladı. Raporda yer alan istatistikler, Bakanlığın iddia ettiği gibi başarı ve şeffaflığı değil; eğitim sisteminin çocukları sınıfsal olarak nasıl elediğini ve okullar arası imkan eşitsizliğinin sınav sonuçlarına nasıl yansıdığını bir kez daha belgeler nitelikte.
Bakanlığın raporunda en çok dikkat çeken ve "Tam puan alan öğrencilerin sırrı ne?" sorusunu akıllara getiren veri, LGS'de 500 tam puan alan 452 öğrencinin okul başarıları arasındaki ortaklık oldu. Raporda, sınavda tüm soruları doğru yanıtlayarak tam puan alan öğrencilerin kendi okullarındaki yazılı not ortalamaları şu şekilde anlatıldı:
"Sınavda tam puan alan öğrencilerin Türkçede 99,40, T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinde 99,59, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde 99,73, Yabancı Dil dersinde 99,65, Matematik dersinde 99,79, Fen Bilimlerinde ise 99,73 not ortalamasına sahip olduğu görüldü."
"Sonuçlar eşitsizliğin aynası"
Raporda, okul başarı puanı ile merkezi sınav puanı arasında "pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki" bulunduğu övünülerek anlatıldı. Ancak Eğitim Sen'li başta olmak üzere sendikalar ve eğitim emekçileri, devlet okullarında fiziki imkansızlıklar, öğretmen eksikliği ve derinleşen yoksulluk nedeniyle emekçi ailelerin çocuklarının notlarının gerilediğini, özel okullara parası olan ailelerin erişebildiği ek kaynakların, ayrıcalıklı bir kesimin hem okulda hem de LGS'de öne fırlamasını sağladığını vurguluyordu.
MEB, çocukları eleme başarısıyla övündü
Raporda öne çıkan bir diğer çarpıcı veri ise soruların ayırt edicilik düzeyleri oldu. Eğitim otoritelerince yüksek kabul edilen 0,40 barajının, LGS'deki tüm testlerde aşıldığı belirtildi. Ayırt edicilik düzeyi Yabancı Dil testinde 0,69’a, İnkılap Tarihi'nde 0,60'a kadar ulaştı.
Rapor, ayırt ediciliği yüksek soruların "Başarılı öğrenciler tarafından doğru yanıtlandığını, daha az başarılı öğrenciler için ise zorlayıcı olduğunu" ifade etti. Bu "ayırt edicilik", eğitim hakkına erişemeyen yoksul çocukları daha 14 yaşında eğitim sisteminin dışına iten, onları ucuz iş gücü olarak meslek liselerine ya da Mesleki Eğitim Merkezlerine (MESEM) mahkum eden bir eleme mekanizmasının itirafı niteliğinde.
Öğrencilerin yüzde 90,4'ü beslenme paketine ihtiyaç duydu
Bu yıl ilk kez uygulanan ve veli onayına bağlı olarak dağıtılan beslenme paketi verileri ise ülkede yaşanan derin yoksulluğun okullardaki yansımasını kanıtlar nitelikte.
Sınava katılan 994 bin 358 öğrenciden 924 bin 191'i (yüzde 90,4) bu beslenme paketlerinden faydalanmayı tercih etti. Ekmek ve Gül kadın derneklerinin yurt genelinde başlattığı ve eğitim emekçilerinin yıllardır dile getirdiği "Okullarda bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek" talebinin ne kadar yakıcı bir ihtiyaç olduğu, MEB'in kendi raporuyla tescillenmiş oldu. Velilerin neredeyse tamamı, çocuğunun sınav günkü beslenmesini bile Bakanlığın paketine emanet etti.