ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington-Tahran arasındaki anlaşmanın ardından Körfez turuna çıktı.
Bahreyn'de açıklamalarda bulunan Rubio, "Tahran ile imzalanan anlaşma Körfez'deki hiçbir ortağımıza zarar vermeyecek. Refahları zedelenmeyecek" dedi.

Rubo, “Bu müzakere süreci boyunca alınacak her türlü kararda, bölgedeki ortaklarımızın ve müttefiklerimizin çıkarlarının daima göz önünde bulundurulmasını sağlamak istiyoruz. Bu anlaşmanın hiçbir bölümünün, Körfez bölgesindeki herhangi bir ortağımızın güvenliğini, istikrarını veya refahını herhangi bir şekilde zedelemesine izin vermeyeceğiz” dedi.

ABD Başkanı Trump'ın ikinci döneminde körfez ülkeleri ABD’ye trilyonlarca dolar yatırım sözü verdi. Trump da ilk yurtdışı ziyaretini Körfez'e yaptı ve "sizi koruyacağız" dedi. Rubio da şimdi aynı şeyi söylüyor.
Ancak şubat sonunda ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş, İran’ın Körfez’e yönelik sert misilleme saldırılarına yol açtı. Bu durum Körfez’de ABD’nin koruma taahhüdünün ne kadar güvenilir olduğu sorusunu tekrar gündeme getirdi.

ABD'li Bakan Rubio da BAE, Bahreyn ve Kuveyt'i ziyaret ederek ABD'nin güvenlik garantilerinin hala geçerli olduğunu ve İran görüşmelerinde müttefikleri "zayıflatmayacaklarını" vurgulamaya çalışıyor. Ancak Körfez tarafı çok şüpheci.
Körfez ülkeleri, savaştan önce İran'ı zayıflatmayı umarken, şimdi İran'ın daha güçlü ve meşru bir aktör olarak kaldığı; ABD'nin ise bölgeden kısmen çekildiği bir tabloyla karşı karşıya. Anlaşmayı "kötü ama zorunlu" olarak görüyorlar.

Bunun nedeni ise Hürmüz Boğazı'nda kontrolün İran ve Umman'a verilmesi, İran'ın balistik füzeleri konusunda hiçbir adım atılmayışı ve Körfez ülkelerinden beklenen 300 milyar dolarlık yeniden yapılanma fonu.