Ana içeriğe geç

İletişim Başkanı Duran, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nin ayrıntılarını paylaştı

İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 36. NATO Zirvesi kapsamında Habertürk TV Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör'ün de aralarında olduğu gazete ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi. NATO'nun tarihsel gelişimi ve değişen güvenlik mimarisine değinen Duran, Türkiye'nin NATO'daki yeri ve Ankara Zirvesi'nin önemine vurgu yaptı.

İletişim Başkanı Duran, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nin ayrıntılarını paylaştı
Habertürk
16

İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Habertürk TV Ankara Temsilcisi Nasuhi Güngör'ün de aralarında olduğu gazete ve televizyon kanallarının Ankara temsilcileri ile bir araya geldi.

7-8 Temmuz tarihlerinde başkent Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi öncesi açıklamalarda bulunan Duran, NATO'nun tarihsel gelişimi ve değişen güvenlik mimarisine dair tespitlerde bulundu.

NATO'nun 1949’dan bu yana ayakta kalan en uzun ömürlü ve en kurumsal güvenlik ittifaklarından biri olduğunu söyleyen Duran, "Tarihte belirli tehditlere karşı birçok ittifak kurulmuş, fakat tehdit değişince ya dağılmış ya da etkisini kaybetmiştir. NATO’nun farkı, tehdit değiştikçe kendisini yenileyebilmesinde yatmaktadır. Soğuk Savaş’ta Sovyet tehdidine karşı caydırıcılık sağlayan NATO, Soğuk Savaş sonrasında ise Balkanlar, terörizm ve barışı koruma görevleriyle yeni roller üstlenmiştir" dedi.

Duran'ın konu ile ilgili açıklamaları şöyle:

"Eskiden güvenlik daha çok sınır, ordu, tank, uçak, gemi ve cephe hattı üzerinden düşünülüyordu. Bugün güvenlik; siber alanı, enerji hatlarını, kritik altyapıları, tedarik zincirlerini, kamuoyu algısını, dezenformasyonu ve toplumsal dayanıklılığı da kapsıyor.

Bugün yeniden konvansiyonel savaş, siber tehdit, hibrit saldırılar ve nükleer riskler karşısında kendisini dönüştürmektedir. Dolayısıyla, NATO’nun gücü yalnızca askerî kapasitesinden değil, her tarihsel kırılmada kendisini yeniden üretebilmesinden kaynaklanmaktadır."

Türkiye'nin NATO'da 'çevreden merkeze' geçtiğini belirten Duran, "Türkiye, NATO’ya katıldığı 1952 yılında daha çok İttifak’ın güneydoğu kanadında bir cephe ülkesi olarak konumlanırken bugün bu rolün değiştiğini, Türkiye’nin NATO’da çevreden merkeze geçtiğini görüyoruz. Türkiye artık sadece NATO sınırlarını koruyan bir ülke değil, NATO’yu ilgilendiren hemen hemen her konuda merkezi konumda bulunan bir müttefiktir" açıklamasını yaptı.

Duran'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye NATO’nun 360 derece güvenlik anlayışının merkezindedir”

"Günümüzde NATO’nun yalnızca doğudan gelen tehditlere odaklanması bir eksiklik olacaktır. Zira tehditler artık tek yönden gelmemektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze’deki soykırım ve ABD-İran gerilimi, NATO’nun birden fazla cephede karşı karşıya en önemli krizlerdir.

Türkiye’nin yaklaşımı, gerilimi artırmamak, çatışmayı derinleştirmemek, diplomasiye alan açmak şeklindedir. Bu yönüyle, Türkiye hem caydırıcılığa sahip hem de diplomasi kanallarını açık tutabilen bir ülke olarak öne çıkmaktadır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; krizlerin çözümünde kararlılıkla inisiyatif alan, diplomasi masalarının kurulmasına öncülük eden, bölgesel ve küresel barış için çaba göstererek güvenlikten insani yardıma kadar birçok alanda sorumluluk üstlenen küresel ölçekte etkin bir aktör haline gelmiştir. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, güvenli liman olarak ön plana çıkmakta, bir “Türkiye ekseni” inşa etmektedir.

NATO Kara Komutanlığı İzmir'de, NATO Süratli İntikal Edebilir Kolordusu Karargâhı ise İstanbul'da bulunmaktadır.

TCG Anadolu önderliğindeki Türk Deniz Görev Kuvveti, 2026'da Baltık'a uzanan NATO tatbikatı Steadfast Dart-26'ya iştirak etmiştir.

Hava Polisliği kapsamında Estonya (2026), Romanya (2027) ve Litvanya'da (2028) taahhütler bulunmaktadır.

Önümüzdeki yıl NATO üyeliğinin 75. yıldönümünü kutlamaya hazırlanan Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi, ittifakın geleceği açısından da küresel güvenlik mimarisinin geleceği bakımından da kritik öneme sahiptir.

“NATO Ankara Zirvesi Türkiye’nin diplomatik ağırlığını görünür kılacak”

2026 Ankara Zirvesi yalnızca bir ev sahipliği meselesi değil. Türkiye’nin NATO içindeki yükselen ağırlığını gösteren diplomatik bir sahne. Zirve, Türkiye’nin askerî katkısını, savunma sanayisini, kriz yönetimi kapasitesini ve lider diplomasisini aynı anda görünür kılacaktır.

Ankara’nın Zirve’ye ev sahipliği sembolik açıdan da güçlüdür: NATO’nun güvenlik haritası yalnızca Batı Avrupa merkezli değil, Güney ve Doğu Avrupa, Karadeniz ve Orta Doğu bağlantılı düşünülmelidir.

Değişen güvenlik mimarisi, NATO Müttefiklerini savunma harcamalarını yeniden değerlendirmeye itmektedir. Bu çerçevede Ankara, yüzde 3,5 + 1,5 hedefine 2030 sonunda ulaşmayı hedeflemektedir. NATO 3.0 söylemi olarak ifade edilen yeni konsept; daha yetenekli ve külfeti adil paylaşan bir İttifakı öngörmektedir. Türkiye bu yaklaşımı başlangıçtan itibaren desteklemektedir.

Türk Savunma sanayisi, Türkiye’nin stratejik otonomisini artıran ve NATO’nun toplam kapasitesine katkı sunan bir unsurdur. Türkiye’nin bu alanlardaki kapasitesi, NATO için de önem taşımaktadır, zira NATO’nun gelecekte yalnızca asker sayısına değil, üretim kapasitesine, teknolojik esnekliğe ve tedarik güvenliğine ihtiyacı olacak.

Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi, yalnızca millî güvenliğimiz için değil, NATO’nun caydırıcılık kapasitesi için de stratejik bir güç çarpanıdır.

Türkiye, bu nedenle Bir NATO müttefikinin savunma kapasitesine getirilen her türlü kısıtlamayı, aslında İttifak’ın toplam caydırıcılığına getirilen bir kısıtlama olarak görmektedir.

Son 3-4 yılda Zirve’nin bir yan etkinliği şeklinde tasarlanan Forum, ilk kez Ankara Zirvesi’nde resmi programının bir parçası haline getirildi.

2004 yılında İstanbul’daki NATO Zirvesi’nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri’nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında, dışişleri bakanları düzeyinde özel bir oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacaktır.

8-29 Haziran'da İstanbul'da NATO Parlamenterler Zirvesi, Sonbaharda Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Devlet Başkanları Toplantısı, Ekim ve Kasım aylarındaysa Antalya’da 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP-31) ev sahipliği yapacak.

Kaynağa Git

İlgili Haberler