Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek olan 36. NATO zirvesi öncesi, Milli Savunma Bakanlığı, NATO daimi savunma planı kapsamında İtalya’ya ait bir adet SAMP/T hava savunma sisteminin Konya’ya konuşlandırıldığını açıkladı.
“Savaşa ve NATO’ya Hayır” Platformundan Siyaset Bilimci Yücel Demirer, “Türkiye’de bir uluslararası tugay, bir birlik kurulması ardından bir de böyle bir haber gelmesi Ankara’da temmuz başında yapılacak zirvenin aslında ne kadar önemli ve bizim ne kadar endişelenmemizi kuvvetlendiren bir zirve olduğunu gösteriyor” dedi. NATO zirvesinde Avrupa ile ABD ve özellikle Trump arasında bir gerilimin olduğunu hatırlatan Demirer, “Bu Avrupa’nın görece geri adım attığı alanları Erdoğan rejimi doldurmaya çalışıyordu. Bu Konya adımı da özellikle Erdoğan rejiminin NATO içindeki bir öne çıkması olarak yorumlanabilir. Bu bize bir bütün olarak Ankara’daki NATO zirvesinin ne kadar önemli olacağını, bölge ve dünya halkı için ne kadar kritik kararlara imza atılacağını gösteriyor” diye konuştu.
EMEP: Ülke bütçesi NATO için harcanacak!
Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel de “Zirveye birkaç hafta kala Konya’daki NATO üssüne yeni bir hava savunma sistemi konuşlandırıldığını duyurdu. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler de katılacağı toplantılarda NATO’ya silahlanma ve lojistik destek açısından nasıl destek vereceklerinin haberini veriyor. Bütçenin yüzde 5’inin NATO ihtiyaçları doğrultusunda harcanacağı belirlenmişti. TUSAŞ ve ASELSAN gibi askeri sanayi şirketlerinin ülkenin 10 büyük şirketleri içerisine yükselmesi bunun göstergesi. Oysa işçi ve emekçilerin temmuz ayında beklediği ek zam ve ücret artışlarının iktidarın gündeminde olmadığını görmekteyiz. Ülkemizin emekçileri, kadınları ve gençleri olarak; zirvede alınacak yeni kararlarla, ülkemiz evlatlarının ucuz asker ve ucuz işçi olmasına, ekmeğinden çalınmasına, kardeş halklarımızın iç işlerine müdahaleye ortak olmayacağımızı göstermeye kararlıyız” diye açıkladı.
DEM Parti: Savaşa bütçe ayrılmamalı
DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, NATO’nun dünyadaki pek çok çatışmanın faili olduğunu belirterek “Yani insanlık bugün gerçekten büyük bir yoksullukla, açlıkla karşı karşıyayken, dünyada bu kadar büyük bir gelir adaletsizliği varken, yaşam kaynakları arasında bu kadar büyük uçurumlar varken ve dünyanın gelirinin yarattığı kaynakların büyük bir bölümü bir avuç azınlığın elindeyken hâlâ ülkelerin ortak kaynaklarının, ülkelerin bütçelerinin önemli bir kesiminin silaha, savunmaya ayrılmasını kabul edilebilir bulmuyoruz” dedi.
TİP: Emperyalist güçlerin etki alanı artırılıyor
TİP MYK Üyesi Yunus Başaran “Böyle bir dönemde de maalesef ki ülkemizdeki NATO’nun etkinliği arttırılmaya çalışılıyor. Anlaşılan o ki NATO daha da fazla genişlemek için hamleler yapmaya devam ediyor. Bu ülkenin askerlerinin hiçbir yabancı ülkede olmasını istemiyoruz. Hiçbir ülkenin yabancı kuvvetinin, gücünün, üssünün, askerinin de ülkemizde olmasını istemiyoruz. Ama mevcut iktidar eliyle buradaki emperyalist güçlerin etki alanı günbegün arttırılmaya çalışılıyor. Füze sisteminin NATO zirvesi öncesine denk getirilmesi de tabii ki tesadüf değil” diye konuştu.
EHP: Emekçilerin geleceği için
EHP Merkez Komite Üyesi Nehir Sevim “Bugün NATO’ya hayır demek, yanı başımızdaki emperyalist savaşa, halkların ortak geleceğinin ve umutlarının katliamlarla yok edilmesine hayır demektir. Aynı zamanda emekçilerin umut içinde bir geleceği olacaksa NATO başta olmak üzere emperyalizmin savaş aygıtlarıyla tüm bağların koparılması zorunludur” dedi.
SOL Parti: Rejim için kurtarıcı
SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen, Türkiye’de rejimin kendi geleceğini tamamen Beyaz Saray’da kendilerine biçilen misyona bağladığını belirterek “2002’den bu yana istikrarlı olarak her koşulda, her konjonktürde emperyalizmin taşeronluğunu üstlenmekten kıvanç duymuş, ‘BOP eş başkanlığından’ gururlanacak kadar ABD’ye sadık bir siyaset izliyor. Ancak bugün gelinen noktada NATO konjonktürü yalnızca siyasal bir angajman olmaktan çıkarak rejim açısından kurtarıcı bir misyona sahip. NATO için yeni üsler açılması, rejimin istihbarat ve savunma sanayisinin merkezinde olduğu yeni askeri açılımları, ABD’nin bölge için çizdiği gelecekle doğrudan bağlantılı. Emperyalizme bağımlılıktan kurtuluş, NATO’dan çıkış, yalnızca jeopolitik bir mesele değil, aynı zamanda Türkiye’nin eşit, laik, demokratik bir yapıya kavuşmasının da yegane yolu” dedi.