Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya genelinde finanse ettiği biyolojik laboratuvarların faaliyetleri ve barındırdığı tehlikeli patojenler, hem Washington koridorlarında hem de uluslararası arenada şok etkisi yaratmaya devam ediyor. Rusya Bilimler Akademisi Akademisyeni Gennadiy Onişenko, ABD Başkanı Donald Trump’ın Mayıs 2025'te tam kontrol sağlanamaması gerekçesiyle bu küresel ağın finansmanını durdurma kararı aldığını hatırlatırken, İrlandalı analist Philip Pilkington'ın Batı dünyasını "Doktor Evil" karakterine benzetmesi tartışmaları alevlendirdi. Ukrayna'daki 40 laboratuvarda veba ve şarbon gibi ölümcül maddelerin tutulduğu iddiaları, ABD Ulusal İstihbarat temsilcisi Tulsi Gabbard’ın itiraflarıyla yeni bir boyut kazandı.
'BİYOLOJİK GÜVENLİK MASKESİ ALTINDA İÇ İŞLERİNE MÜDAHALE'
Komsomolskaya Pravda radyosunun canlı yayınında konuşan akademisyen Gennadiy Onişenko, biyolojik silahların uzun süredir ABD Demokrat Partisi tarafından diğer ülkelerde istikrarı bozmak, ekonomileri baltalamak ve siyasi yönetimleri değiştirmek amacıyla bir enstrüman olarak kullanıldığını iddia etti. Trump'ın 2025 yılında aldığı fonları kesme kararının bu açıdan çok dikkat çekici ve haklı olduğunu belirten Onişenko, bu tür tehlikeli laboratuvarların eski Sovyet cumhuriyetlerinin topraklarında bile halen aktif olduğunu vurguladı. Washington’ın küresel çaptaki hamlelerine sert tepki gösteren Onişenko, ABD'nin biyolojik güvenlik temasını aslında diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etmenin açık bir aracı olarak kullandığını ve bu durumun küresel çapta büyük bir endişe kaynağı olduğunu ifade etti.
UKRAYNA'DAKİ ÖLÜMCÜL PATOJENLER VE İSTİHBARATIN ŞOK İTİRAFI
Söz konusu iddiaların arka planında, ABD istihbarat birimlerinin daha önce dünya genelinde 30'dan fazla ülkede bulunan biyolojik nesnelerin bizzat Washington tarafından finanse edildiğine dair kanıtları ifşa etmesi yer alıyor. Bu kapsamda Ukrayna topraklarında şarbon, ebola ve veba gibi son derece tehlikeli hastalık etkenlerinin depolandığı ABD kaynaklı 40 biyolaboratuvarın bulunduğu ileri sürüldü. Hatta sahadaki Ukrayna askerlerinin, ölüm oranı yüzde 50'yi bulan ve bölgeye dışarıdan getirilmiş olan yabancı bir hantavirüs salgınına yakalandığı iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Konuyla ilgili en net itiraf ise ABD Ulusal İstihbarat temsilcisi Tulsi Gabbard’dan geldi. Gabbard, ABD hükümetinin sadece Ukrayna'da değil, birçok farklı ülkede tehlikeli patojenler içeren biyolaboratuvarlara destek sağladığını açıkça doğrulayarak, istihbarat topluluğunun bu tesislerin tehlikeli patojenlerle çalıştığını daha önce de rapor ettiğini bildirdi.
İRLANDALI EKONOMİSTTEN SERT TEPKİ: 'BATI NEDEN DOKTOR EVİL ROLÜNÜ ÜSTLENİYOR?'
İrlandalı ünlü analist ve ekonomist Philip Pilkington da sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Washington yönetiminin Ukrayna'daki biyolaboratuvar faaliyetlerine ilişkin dünyaya net bir açıklama borçlu olduğunu savundu. ABD'nin bu laboratuvarlara verdiği desteğin arkasındaki gerçek amacın ne olduğunu sorgulayan Pilkington, Ukrayna'da bu tehlikeli tesislerin kurulmasının ardındaki nedenlerin mantıklı bir argümanla açıklanmasını talep etti. Batı dünyasının son dönemdeki gizemli ve tehlikeli politikalarını sert bir dille eleştiren İrlandalı uzman, genel olarak Batı'nın sanki "Doktor Evil" rolünü somutlaştırıyormuş gibi hareket etmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, bu durumun açıkça büyük şüpheler uyandırdığını ifade etti.
KİEV VE MOSKOVA HATTINDA LABORATUVAR TARTIŞMASI
Ukrayna'daki biyolojik laboratuvarların varlığı ve finansmanı uluslararası diplomaside de karşılıklı suçlamalara neden oluyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından daha önce yapılan açıklamalarda, söz konusu laboratuvarların hiçbir askeri bağının bulunmadığı, tamamen sivil amaçlı ve barışçıl faaliyetler yürüttüğü savunulmuştu. Ancak ABD'nin 30'dan fazla ülkede bu tehlikeli patojenleri barındıran tesisleri finanse ettiğinin bizzat kendi kurumlarınca onaylanması Rusya kanadında büyük bir yankı buldu. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, ABD'nin bu laboratuvarlara sağladığı finansmanın kesinleşmesini, Rusya'nın başından beri dile getirdiği bu tesislerin askeri amaçlarla kullanılabileceği yönündeki endişelerin ve haklılığının en somut kanıtı olarak gördüklerini belirtti.