MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, TBMM Genel Kurulunda görüşülmekte olan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu Teklifinin 2.Bölümü ÜzerindeMHP Grubu adına yaptığı konuşmada; “Tarihi ve talihi toprakla özdeşleşmiş Türk milleti, toprağa “ana” demiştir. Toprak anadır, vatandır. Dolayısıyla; toprağın korunmasına, doğru kullanılmasına, sürdürülebilir arazi yönetimi, sadece dünyevi çıkarlarla değil mukaddes bir emanet olarak sahip çıkmak da en çok Türk milletinin ve bu Gazi Meclis’in reddedilemeyecek sorumluluğudur.” dedi.
Konuşmasında Türk tarımının çok büyük mesafeler kaydettiğini ifade eden Osmanağaoğlu; “İstikbali inşa ve istiklali koruma iradesinin mihenk taşı olan Türk tarımı, ötelenemeyecek stratejik bir alan olarak karşımızda durmaktadır. Şüphesiz tarım sektöründe dünden bugüne çok büyük mesafeler kat edilmiştir. Ama hep birlikte kabul etmeliyiz ki; Türk tarımı hak ettiği yerde değildir. Mevcut verimiyle gerçek potansiyelini yakalayabilmiş değildir. Toprağın korunmasının, yerli üretimin arttırılmasının, çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını alabilmesinin yanında; GDO’lu ürünlerin tazyikiyle tehdit edilen beden ve zihin sağlığımızın korunması da ötelenemeyecek sorumluluklarımızın arasındadır.” dedi.
MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ’NİN SÖZLERİNİ HATIRLATTI
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin ve Milliyetçi Hareket Partisinin tarım kentleri Projesini hatırlatan Osmanağaoğlu şunları söyledi:
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin defaatle ifade ettiği gibi;
“Kaşığını başkasının doldurmasına, karnını başkasının doyurmasına izin veren devlet, hür değildir.” Bu sebeple; istikbali inşa ve istiklali koruma iradesinin mihenk taşı olan Türk tarımı, ötelenemeyecek stratejik bir alan olarak karşımızda durmaktadır. Şüphesiz tarım sektöründe dünden bugüne çok büyük mesafeler kat edilmiştir. Ama hep birlikte kabul etmeliyiz ki; Türk tarımı hak ettiği yerde değildir. Mevcut verimiyle gerçek potansiyelini yakalayabilmiş değildir.
ÜLKÜ OCAKLARI’NIN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ TEKNO OCAK FESTİVALİ HEM UMUT VE HEM CESARET OLMUŞTUR
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından gerçekleştirilen Tekno Ocak Festivaline değinenenOsmanağaoğlu; “Yeri gelmişken ifade etmeliyim ki; tarım teknolojisi alanında takdir edilecek bir mesafe kaydeden ülkemiz bu alandaki gayretleriyle cesaret vermektedir. Öyle ki Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı tarafından gerçekleştirilen Tekno Ocak Teknoloji ve İnavosyonFestivali milli şuuru taşıyacak nesillerin var olduğunu göstermesiyle öne çıkmıştır. Teknolojiyi de üretimin hizmetine sunan bu festivalde; Kahramanmaraş’tan Akıllı Köklendirme Ünitesi, Kayseri’den tohumun çimlenme ve gelişim süreçlerini sensörlerle izleyen Tohum Sensörü, Malatya’dan kuraklıkla mücadele için geliştirilen Suni Tohumlama Dartı, Tokat’tan zirai ilaçlama süreçlerini kolaylaştıran İHA ve Balıkesir’den bitkinin su, ışık ve besin ihtiyacını takip ederek optimum gelişim koşullarını sağlayan Akıllı Saksı projelerine şahitlik etmek hem gurur hem de umut vermiştir. Bu vesileyle; tarımsal üretimde verimliliği artıran, süreçleri dijitalleştiren ve sürdürülebilirliği güçlendiren yenilikçi çözümlerin somut örneklerini geliştiren Türk gençliğine şükranlarımı sunuyorum.” İfadelerini kullandı.
İzmir Tarımına da değinen Osmanağaoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Elbette tarım demek sadece sofra demek değildir. Tarım demek toplumsal dengenin sağlanması, köylerimizdeki hayat ışığının yanmaya devam etmesi, geleceğimizin, çiftçilerimizin omuzlarında yükseleceği gerçeğinin anlaşılması demektir. Tarımın geliştirilmesi; Türk ve Türkiye Yüzyılının mihenk taşı olan Terörsüz Türkiye’yi hayata geçirme idealimizin de kilit taşıdır.
Seçim bölgem İzmir; yüzde 27’nin üstünde işlenebilir tarım arazisine sahiptir. Tarla bitkileri, açıkta sebze yetiştiriciliği üretimiyle öne çıkan İzmir aynı zamanda süs bitkileri üretiminde de ulusal payına baktığımızda çok önemli bir yer tutmaktadır. Tarım ürünleri ihracatında lokomotif görevi gören İzmir’i de içine alan Ege Bölgesinin 2025 yılındaki tarımsal ihracatının 7.5 milyar dolara ulaşması, bölgemizin potansiyelini ortaya koymasının yanında, sanayi, turizm ve tarım sektörlerinin doğru projelerle ve ciddi denetimlerle bir arada sürdürülebileceğini göstermesi açısından da değerlidir. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin sık sık kamuoyuyla paylaştığı, Milliyetçi Hareket Partisi’nin iftihar kaynağı projelerinden olan“tarım kentleri” projesinin hayata geçirilmesinin, tercihten ziyade stratejik bir gereklilik olduğu da ortadadır. Bu manada; 893 bin 715 metrekare alan üzerinde inşa edilen, 531 Milyon Türk Liralık altyapı harcamasıyla çalışmaları hızla devam eden Bayındır Sera Organize Tarım Bölgesi projesinin üreticilerimiz için yeni ufuklar açtığını görmek sevindiricidir. Aynı şekilde; Dikili Organize Tarım Bölgesi projesi de dikkatle takip edilen projelerin arasındadır. Avrupa ve Türkiye’nin en büyük topraksız, tam otomasyonlu ve yenilenebilir enerjiyle ısıtılan modern sera ve tarım-sanayi kümelerinden biri olması hedefiyle, 47 Sanayi Parselinin bulunduğu, 1 milyon 790 bin metrekare sera üretim alanıyla, % 75’i kadın 3500 kişiye de istihdam sağlayacak proje de hem vizyon hem de yeni nesil tarım yatırımları açısından örnektir. Bayındır ve Dikili’de çalışmaları tüm hızıyla devam eden bu projelerin; Milliyetçi Hareket Partisi’nin tarım kentleri projelerinin tam manasıyla hayata geçirildiği takdirde, devletimize ve milletimize ne denli büyük katkılar sunacağını göstermesi açısından takdir ve teşvik ettiğimizi de ifade etmek isterim. İnanıyorum ki; toprağı miras olarak değil gelecek nesillere eriştirilmesi gereken bir emanet olarak gören anlayışla alın terinin hakkını veren, toprağı koruyan, tarımı teşvik eden adımlar bundan sonra da atılmaya devam edecektir.