Ana içeriğe geç

Deniz hamamları böyle ortaya çıktı! Osmanlı 'tatil' deyince ne anlardı?

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil yerleri arayışı da başladı. Peki bu kültür ne zaman, nasıl başladı? Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı döneminden modern Türkiye’ye geçişte tatil kavramının nasıl şekillendiğini, deniz kültürünün hayatımıza girişini ve deniz hamamlarını Türkiye gazetesi Youtube kanalına anlattı.

Deniz hamamları böyle ortaya çıktı! Osmanlı 'tatil' deyince ne anlardı?
Türkiye Gazetesi
16

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil yerleri arayışı da başladı. Peki bu kültür ne zaman, nasıl başladı? Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Osmanlı döneminden modern Türkiye’ye geçişte tatil kavramının nasıl şekillendiğini, deniz kültürünün hayatımıza girişini ve deniz hamamlarını Türkiye gazetesi Youtube kanalına anlattı.

Modern anlamda tatil kavramının 200 yıllık bir geçmişi bulunuyor. Bütün dünyada zirai üretimle geçinen insanlar için yaz ayları hasat sebebiyle en yoğun çalışma dönemiydi.

Osmanlı kültür ve medeniyetinde de durum böyleydi. Ancak 19. yüzyılda bir değişme başladı.

Sanayi inkılabı ile birlikte dizayn edilen modern dünyada tatil bir ihtiyaç haline gelmişti.

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, "Onlar ölene kadar çalışırlardı. Çünkü hayatın işleyişi sizi tatil yapmaya sevk etmez" diyerek insanların hayat döngüsünü hülasa ediyor.

Anadolu'daki şehirlerin dışında bulunan bağlara gidişin de bir dinlenme değil, meyve toplama ve kış hazırlığı gibi işler için yapıldığını söyleyerek sözlerine şöyle tamamlıyor:

"Bağda bir ev var, orada yaşıyorlar. Adamcağız dükkanına geliyor. Hatta demiş ki; bağın sefasını bizim hanımla çocuklar sürer, cefasını benle katır çekeriz".

TATİL KAVRAMI SANAYİ DEVRİMİ İLE DOĞDU

Tatil müessesesinin 18. ve 19. yüzyıllardan itibaren, özellikle ücretli çalışanlar için ortaya çıktığını vurgulayan Ekinci, memur ve işçilerin deşarj olabilmesi için bu ihtiyacın doğduğunu belirtti.

Tatil yapma modasının ilk olarak İngiltere’de başladığını, güneş görmek isteyen İngilizlerin güney sahillerine yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Ekinci, "Tatil mefhumu sanayi devriminden sonra ortaya çıktı. Hele yaz tatili..." dedi.

Türkiye'de ise tatil kültürünün yaygınlaşmasının 1950'li yıllardan sonra başladığını kaydeden Ekinci, bu döneme kadar Türkiye'nin bir ziraat memleketi olduğunu, sanayileşme ve Avrupa etkisiyle insanların bulunduğu şehirden başka bir yere gitme kültürüne kavuştuğunu söyledi.

Denizle olan münasebetin de zamanla değiştiğini belirten Ekinci, eskiden Türklerin denize girmeyi bir eğlence olarak görmediğini, hatta denizden ürküldüğünü söyledi.

Deniz hamamları kültürünün 1917 Rus İnkılabı sonrası İstanbul’a gelen "Beyaz Ruslar" ile başladığını belirten Ekinci, şu bilgileri verdi:

"İstanbul halkı bunlara bakarak yeni bir kültür meydana getirdi. En mühimi de Deniz hamamları... O zamana kadar İstanbullular denize girmezlerdi. Bunlar denize girmeye başlayınca İstanbul'da bu kültür doğdu"

Ekinci, 1950'li ve 60'lı yıllardan sonra bu yapıların yerini modern plajlara ve karma denize girme adetine bıraktığını söyleyerek şunları söyledi:

“İstanbul'un denize girecek belli yerler Cadde Bostan'ında, Florya'da, Harem'de tahtadan barakalar yapılıyor denize doğru. Onun içinde insanlar yüzüyor. Açılmıyorsun yine o tahta barakanın içinde, üstü açık. Kışın toplanıyor onlar, yazın yine onun içine giriyorsunuz.

Tabii kadınlar için ayrı, erkekler için ayrı. Erkekler tabii ki dışarıda da girebilirler ama kadınlar mutlaka kapalı yerde, kapalı mayolarla giriyor. Çok sıkı bunun teftişi var.

50'li 60'lı yıllara kadar bu deniz hamamları devam etti. Ama ondan sonra artık sosyal hayattaki değişiklik sebebiyle kadın erkek beraber denize girme adeti yayıldıktan sonra artık bu deniz hamları ortadan kalktı ve Türkiye'nin her yerinde artık kadınla erkekli plajlarda insanlar denize girmeye başladılar.

Deniz herkesin sevdiği, tercih ettiği bir şey değildir. Ama bize denizde yüzmek, yazın denize gitmek, deniz kenarında yüzmek, yazlık yapmak hep sonraki bir hatta deniz kenarındaki yazlıklar 70'li yıllarda başladı.”

MAHALLE KÜLTÜRÜ VE AYRIŞMA

Osmanlı mahalle kültüründe zengin ve fakirin bir arada yaşadığını söyleyen Ekrem Buğra Ekinci, "Zengin mahallesi, fakir mahallesi yoktu. Zenginler fakirlere kol kanat gerer" diyerek çarpıcı bilgiler verdi.

19. asırdan itibaren şehirlerin gelişmesiyle bu yapının bozulduğunu ve Nişantaşı, Şişli, Kadıköy gibi semtlerin zenginleşmesiyle sosyal farklılığın belirginleştiğini aktardı.

Bu sosyal değişimin bir sonucu olarak tatilin de başlangıçta sadece üst düzey memurlar ve ticaret erbabı gibi "beyaz yakalıların" bir imtiyazı olduğunu, zamanla geniş kitlelere yayıldığını belirtti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler