Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Erdursun Dünya Gazetesi'nde yazdığı köşe yazısında, kağıt üzerinde yapılan zamların hayatın gerçekleri karşısında hiçbir hükmünün kalmadığını belirterek çarpıcı bir durum tespiti yaptı:
"Türkiye’de son yıllarda ücretler sürekli artıyor gibi görünüyor. Asgari ücret yükseliyor, maaşlar zamlanıyor, rakamlar büyüyor. Ancak çalışanların cebine bakıldığında çok farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Çünkü ücretler nominal olarak artsa da satın alma gücü aynı hızla artmıyor. Bugün Türkiye’nin en önemli ekonomik sorunlarından biri enflasyon kadar ücretlerin alım gücündeki erimedir. Çalışanlar artık daha yüksek refah talep etmekten çok, mevcut yaşam standartlarını korumaya çalışıyor."

ORTA GELİR GRUBU TAMAMEN ERİDİ: ÜCRET SKALASI AŞAĞIDA SIKIŞIYOR
Asgari ücretin genel bir ücret politikasına dönüşmesinin tehlikelerine dikkat çeken Erdursun, nitelikli iş gücü ile niteliksiz iş gücü arasındaki makasın kapanmasının üretkenliği baltaladığını ifade etti:
"Asgari ücret yalnızca en düşük ücret olmaktan çıktı. Bugün özel sektörde birçok ücret asgari ücrete göre belirleniyor. Geçmişte asgari ücret ile ortalama ücretler arasında belirgin farklar vardı. Bugün ise ücret skalası giderek aşağıda sıkışıyor. Ücretler yukarı doğru büyümüyor, aşağıda birbirine yaklaşıyor. Bu daralma çalışanların daha yüksek gelir elde etmesinden değil, orta gelir grubunun giderek erimesinden kaynaklanıyor. Uzun yıllardır çalışan bir işçi ile yeni işe başlayan arasındaki ücret farkı çok sınırlı hale geldi. Bu durum çalışma hayatında motivasyonu düşürdüğü gibi üretkenliği ve verimliliği de olumsuz etkiliyor."

AÇLIK SINIRI 35 BİN LİRAYI AŞTI, ASGARİ ÜCRET 28 BİN LİRADA ÇAKILDI
2026 yılı güncel verileri üzerinden hükümetin "ara zam yok" politikasını eleştiren Özgür Erdursun, mutfaktaki yangını şu net sayılarla özetledi:
"2026 yılında net asgari ücret 28 bin 75 lira olarak uygulanıyor. Buna karşılık dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için gereken açlık sınırı Mayıs ayı itibarıyla 35 bin lirayı aşmış durumda. Yani bugün asgari ücret, açlık sınırının yaklaşık 7 bin lira altında kalıyor. Daha da önemlisi bu farkın yıl boyunca büyüyecek olmasıdır. Mevcut ekonomi programı ve hükümet yetkililerinin açıklamaları dikkate alındığında temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması ihtimali oldukça zayıf görünüyor. Bu durumda net asgari ücretin yılsonuna kadar 28 bin 75 lira seviyesinde kalması bekleniyor. Temmuz ayında ara zam yapılmaması halinde yalnızca asgari ücretliler değil, milyonlarca ücretli çalışan da yılsonuna kadar aynı ücretle çalışmaya devam edecek."

"HEDEFLENEN ENFLASYON DEĞİL, GERÇEKLEŞEN ENFLASYON ÖNEMLİ"
Ekonomi yönetiminin "hedef enflasyona göre zam" modelinin tamamen iflas ettiğini belirten Erdursun, hükümetin 2026 yılı hesaplarının daha şimdiden patladığını şu sözlerle ilan etti:
"Ekonomi yönetimi ücret artışlarını hedeflenen enflasyona göre planlıyor. Ancak burada önemli olan hedeflenen enflasyon değil, gerçekleşen enflasyondur. 2026 yılına girilirken ekonomi programında yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak öngörülmüştü. Ancak daha yılın ilk beş ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 16,60’a ulaşmış durumda.

Başka bir ifadeyle yılsonu için öngörülen enflasyon hedefi, yılın ilk beş ayında aşılmış bulunuyor. Yılsonuna doğru enflasyonun yüzde 30’lara yaklaşması halinde ücret artışları ile gerçekleşen enflasyon arasındaki fark daha da açılacak. Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması ihtimali bugün için düşük görünmektedir. Ancak rakamlar, gerçekleşen enflasyon ve ücretlerdeki reel kayıplar birlikte değerlendirildiğinde, ücretlilerin gelirlerinde bir düzenleme yapılmasının ekonomik bir tercih olmaktan çok bir gereklilik haline geldiği görülmektedir. Çünkü ücretler beklerken hayat beklemiyor. Enflasyon durmuyor, fiyatlar durmuyor, açlık sınırı durmuyor. Duran tek şey ücretler oluyor."