Ana içeriğe geç

Avrupa Birliği ve 'toplama kampları': Türkiye de mi işin içinde?

Avrupa Parlamentosu'nun göç ve sınır dışı kurallarını sertleştiren düzenlemeye onay vermesi, kıtada yeni bir dönemin kapısını araladı. Oylamanın ardından yükselen "Send them back" ve "Shame on you" sloganları, Avrupa'nın güvenlik politikaları ile insan hakları değerleri arasındaki derin çatışmayı gözler önüne serdi.

Avrupa Birliği ve 'toplama kampları': Türkiye de mi işin içinde?
12 Punto
16

Bir zamanlar duvarların yıkılmasını kutlayan Avrupa, şimdi “Send them back” (Onları geri gönderin) çığlıkları eşliğinde yeni duvarlar örme telaşına düştü. Üstelik bu kez tel örgüler yalnızca sınırların etrafına çekilmiyor. Hukukun, insan haklarının ve insan onurunun etrafına da örülüyor.

Ne mi oldu?

Şu: Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu, göç ve sınır dışı kurallarını önemli ölçüde sertleştiren düzenlemeye onay verdi. Avrupa Parlamentosu üyelerinin (MEP) 418’i lehte, 218’i aleyhte oy kullandı. Uzun süredir Brüksel’de ve birçok Avrupa başkentinde göç politikalarının sertleştirilmesi yönündeki baskıların ardından kabul edilen düzenleme, Avrupa Birliği dışında geri dönüş merkezleri kurulmasının ve ilticası reddedilen kişilerin bu merkezlere gönderilmesinin önünü açıyor. Oylama sonrasında aşırı sağcı milletvekillerinin alkışlar ve “Send them back” (Onları geri gönderin) sloganlarıyla kararı kutlaması, buna karşılık “sol sıralardan” yükselen “Shame on you” (Utanın!) tepkileri, Avrupa Parlamentosu’nda uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir tablo yarattı.

İnsan hakları örgütlerinin sert biçimde eleştirdiği düzenleme, Avrupa’nın göç politikasında yeni ve tartışmalı bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

Avrupa Parlamentosu kürsüsünün önünde yükselen bu “Send them back” tezahüratları sıradan bir siyasi slogan değildi elbette. 21’inci yüzyıl Avrupası’nın hafızasına kazınacak bir kırılma anına tanık olduk.

Aşırı sağcı milletvekillerinin alkışlarla eşlik ettiği o utanç sahnesi, birçok Avrupa gazetesinde ve insan haklarını savunan çevrelerde Avrupa’nın kendi değerleriyle hesaplaşmasının sembolü olarak da değerlendirildi.

Söz konusu utanca ortak olmak istemeyen taraftan yükselen “Shame on you” (Utanın!) nidaları ise Avrupa’nın giderek daha sert, daha dışlayıcı ve daha güvenlikçi bir rotaya sürüklenmesine yönelik itiraz olarak karşımıza çıktı.

Kabul edilen bu düzenleme yalnızca göçmenleri ilgilendirmiyor. İnsan onurunu yerlerde sürükleyen çirkin karar, Avrupa’nın nasıl bir geleceğe yürüdüğünü de bize anlatıyor.

GERİ DÖNÜŞ MERKEZLERİ DEĞİL “HUKUKİ KARA DELİKLER”

Bir tarafta geri dönüş merkezleri, genişletilmiş gözaltı uygulamaları, daha sert sınır dışı mekanizmaları ve insan hakları örgütlerinin “hukuki kara delikler” olarak tanımladığı yapılar bulunuyor. Diğer tarafta ise Avrupa’nın onlarca yıl boyunca dünyaya örnek gösterdiği hukuk devleti, insan hakları ve insan onuru ilkeleri. İşte bu oylama ile hepsi boşa düştü.

Bugün Avrupa Birliği içinde bile bu konuda derin çatlaklar oluşmuş durumda.

Almanya, Hollanda, Avusturya, Danimarka ve Yunanistan gibi ülkeler daha sert önlemlerden yana tavır alırken, Fransa ve İspanya ciddi kaygılarını dile getiriyor. Avrupa Parlamentosu’ndaki görüntüler de bu ayrışmanın artık teknik değil, ideolojik ve hatta ahlaki bir boyuta ulaştığını gözler önüne seriyor.

SÜRÜLENLERİ KİM, NASIL KORUYACAK?

Sorulması gereken çok soru var, ancak buradan en acillerini paylaşalım.

Avrupa’nın sınırları dışına gönderilecek insanlar hangi koşullarda yaşayacak?

Ya hakları kim tarafından korunacak?

Peki, bu merkezlerde yaşanabilecek insan hakları ihlallerini kim denetleyecek?

İnsan hakları örgütleri tam da bu nedenle alarm veriyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi ve çok sayıda hak örgütü, Avrupa’nın kendi sınırları dışında denetimden uzak bölgeler oluşturmaya başladığı uyarısında bulunuyor.

TEPKİSİZ KALMADI, AMA...

Almanya’da da karara yönelik tepkiler sert oldu. “Demokratie am Limit” (Demokrasi Sınırlarına Dayandı mı?) gibi kitaplar da yayımlayan etkili Alman gazeteci Marc Raschke, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Avrupa Parlamentosu’ndaki oylamayı şu sözlerle değerlendirdi:

“CDU/CSU, Avrupa Parlamentosu’ndaki aşırı sağcılarla bir kez daha aynı safta yer aldı ve sözde ‘Return Hubs’ (geri dönüş merkezleri) için oy kullandı. Bu, üçüncü ülkelerde insanların kapatılacağı, iltica ve insan haklarının denetlenemeyeceği ‘toplama kampları’ için kullanılan yumuşatılmış bir kavramdır. Avrupa için kara bir gün. Ve CDU/CSU için bir başka kırılma noktası.”

Raschke’nin kullandığı sert ifadeler Almanya’da göç politikalarının geldiği noktaya ilişkin büyüyen tartışmanın da en sert yansıması olarak görülüyor.

Bu arada Alman Federal Meclisi’nde Birlik’90 / Yeşiller Partisi milletvekili Timon Dzienus’un aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) milletvekillerine yönelik parlamentoda kullandığı şu çok sert ifadeler de sosyal medyada tepeye tırmandı:

“Sizden iğreniyorum. Yaptığınız her şeyden, söylediklerinizden, davranışlarınızdan, burada bağırıp çağırmalarınızdan, attığınız sloganlardan iğreniyorum. Gerçekten sadece sizden iğreniyorum.

Nasıl yani? NS (Nasyonal Sosyalizm/Nazi) şüphesi altında bırakılmak istemiyor musunuz? Peki siz sürekli ne söylüyorsunuz?

Örneğin, ‘ölçülü bir zalimlikten’ söz eden ve yirmi milyon insanı sınır dışı etmek isteyen Höcke. Hitler’in mutlak kötülük olarak gösterilmesini yanlış bulduğunu söyleyen yine Höcke.

Ya da zaman zaman Hitler selamıyla ofisine gelen Stefan Keuter.

Ya da kendisini ‘Nasyonal Sosyalizmin güler yüzü’ olarak tanımlayan Helferich. Bunları söyleyen sizin insanlarınız. Bunları söyleyen sizsiniz.

Sonra da Nazi şüphesi altında bırakılmak istemiyorsunuz.

Peki neden sürekli Nazi övgüsünü çağrıştıran açıklamalar yapıyorsunuz?

Sağcı köşeye yerleştirilmek istemiyorsunuz. Peki neden her gün koşarak o köşeye gidiyorsunuz?

Kahverengi (Nazi rengi) olarak anılmak istemiyorsunuz. Peki neden baştan aşağı kendinizi kahverengiye büründürüyorsunuz?

Bunları yapan sizsiniz. Her gün yapan sizsiniz.

Ve biliyor musunuz?

Sizden gerçekten sadece iğreniyorum ve bugün burada bunu söylemek zorundayım.

Bu artık dayanılmaz bir noktaya geldi.

Yaptığınız her şeyden, söylediklerinizden, davranışlarınızdan, buradan bağırıp çağırmalarınızdan, attığınız sloganlardan iğreniyorum.

Ve sesim, siz Alman Federal Meclisi’nden çıkana kadar susmayacak.

Hayatım boyunca antifaşist mücadele içinde olacağım.

Her zaman.

Son nefesime kadar.

Bunu size söz veriyorum.”

AMERİKAN MODELİ (ICE) VE TÜRKİYE’DEKİ “TOPLAMA KAMPLARI”

70’ten fazla kuruluşun dikkat çektiği “ICE tarzı uygulamalar” tartışması, Avrupa’nın artık yalnızca Amerika’daki tartışmalı modeli izlemekle kalmayıp, bazı alanlarda onu daha da ileri taşıyabileceği korkusunu büyütüyor.

Olup bitenler Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.

Milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan Türkiye, yıllardır Avrupa’nın fiili tampon bölgesi olarak kullanılıyor. Avrupa’nın sınırlarını daha da dışsallaştırması ve sorumluluğu üçüncü ülkelere aktarması, göç baskısının Avrupa dışındaki ülkelerde yoğunlaşması riskini artırıyor. Üstelik Türkiye ile Almanya arasındaki ekonomik, sosyal ve insani bağlar düşünüldüğünde, Avrupa’da yaşanacak her sarsıntının etkileri yalnızca Brüksel’de ya da Berlin’de hissedilmeyecek.

Dolayısıyla, konuya “göç politikası” açısından yaklaşmak, önümüzde beliren karanlığı hafife almak olur. Çünkü asıl mesele, Avrupa’nın korkularını yönetmeye çalışırken kendi demokratik temelini aşındırıp aşındırmadığıdır.

“Güvenlik” adına özgürlüklerin budandığı dönemlerin sonunda toplumların tamamının bedel ödediğini biliyoruz. Avrupa Parlamentosu’nda atılan sloganlar belki birkaç saniye sürdü. Ancak o sloganların açığa çıkardığı o karanlık “zihniyet” Avrupa’nın önümüzdeki yıllarını belirleyecek.

Avrupa bugün korkuların yön verdiği daha sert, daha kutuplaşmış ve daha huzursuz bir dönemin kapısını aralıyor.

Avrupa Parlamentosu’ndaki oylama ise kıtanın nasıl bir geleceği seçtiğine dair tarihi bir karar olarak kayıtlara geçti.

Kayda geçen bir şey daha var...

Otoriterleşmenin yolu bir kez daha “güvenlik” gerekçesiyle açıldı.

Ve bu kez ya da bir kez daha bedeli göçmenler, yani “insan” ödüyor.

IŞIN ERTÜRK - STUTTGART

Haber Kaynağı : 12punto

Kaynağa Git

İlgili Haberler