Ana içeriğe geç

Scott Bessent, ABD ekonomi politikasının şifrelerini açıkladı

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, küresel ekonomik sisteme ilişkin değerlendirmelerinde ekonomik güvenliğin ulusal güvenliğin temel unsuru olduğunu vurgulayarak, her ülkenin kritik tedarik zincirleri ve stratejik sektörlerde kendi üretim kapasitesini oluşturması gerektiğini söyledi.

Scott Bessent, ABD ekonomi politikasının şifrelerini açıkladı
Ekonomim.com
16

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'ın geçen hafta New York Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşma gündeme yerleşti.

ABD’nin kuruluşunun 250’inci yıl dönümüne günler kala bir hayli tartışma yaratan konuşmayı, Wall Street Journal gazetesi bir makale olarak uyarladı.

İşte Bessent’in, ABD’nin temel ekonomi politikalarına ilişkin mesajlarını içeren ve WSJ tarafından uyarlanan, “Hamilton, Trump'ın ekonomi yönetimine ilham veriyor” başlıklı makalesi:

Deniz Güldağ

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent:

Her ülke, ulusal tedarikin tüm temel unsurlarına kendi içinde sahip olmaya çalışmalıdır!

Yaklaşık bir yüzyıl boyunca ABD, büyük faydalar sağlayan küresel ekonomik sistemin başlıca mimarı ve güvencesi oldu. Bu sistem, müttefiklerimizi savaşın yıkıntılarından çıkardı, küresel ticaretin kanallarını genişletti ve dünya genelinde yaşam standartlarını yükseltti.

Ancak bu sistemin dayandığı varsayımların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

ABD, savaş sonrası dünya düzenini şekillendirirken ve komünizm tehdidine karşı bir savunma oluştururken, daha büyük bir stratejik amaca hizmet eden ticari asimetrileri kabul etti. Daha müreffeh bir dünya yaratmaya yardımcı olduğu için iç pazarımızı dünyaya açtık.

Ticaret dengesizliklerine göz yumduk çünkü Amerikan ekonomik gücü sarsılmaz görünüyordu.

Ancak zamanla bu tercihler alışkanlıklara, alışkanlıklar varsayımlara ve varsayımlar da kırılganlıklara dönüştü. ABD pazarına erişimin herhangi bir koşul olmaksızın — dolayısıyla herhangi bir sonuç doğurmaksızın — sağlanabileceğini varsaydık.

Kriz anlarında tedarik zincirlerinin işleyeceğini, düşük fiyatların kaybedilen üretim kapasitesini telafi edeceğini ve diğer ülkelerin şirketlerimize, bizim onların şirketlerine davrandığımız kadar adil davranacağını varsaydık.

Ancak daha sonra stratejik sektörler yurt dışına taşındı, kritik tedarik zincirleri dost olmayan bölgelerde yoğunlaştı ve piyasa dışı uygulamalar rekabeti bozdu. Ekonomi politikamız ulusal stratejimizden kopmuş hale geldi.

Başkan Trump'ın liderliğinde ABD Hazine Bakanlığı, bir ulusun en temel yükümlülüklerini yerine getirmesine olanak sağlayan temel unsur olarak ekonomik güvenliği yeniden tesis etmek için çalışıyor.

Attığımız adımlardan cesaret alan diğer ülkeler, onlara olan bağlılığımızı bir baskı aracı olarak kullanmaya başladı. Şimdi bunu düzeltmenin zamanı geldi. Adil ve ulusal çıkarlarımızla uyumlu bir ticarette ısrar etmemiz gerekiyor.

Bu nedenle ABD Hazine Bakanlığı, ekonomi politikalarını ve yönetimini beş temel ilke etrafında şekillendiriyor.

Birincisi, ekonomik güvenlik ulusal kapasiteyle başlar. Alexander Hamilton'ın bize öğrettiği gerçeği büyük bedeller ödeyerek yeniden keşfettik:

Her ülke “ulusal tedarikin tüm temel unsurlarına kendi içinde sahip olmaya çalışmalıdır.” Gücümüz, inşa edebildiklerimizden gelir; çünkü ihtiyaç duyduğu şeyleri üretemeyen bir ülke gerçekten güvenli değildir.

Kritik girdiler için rakiplerine bağımlı olan bir ülke gerçekten egemen ve bağımsız değildir. Ve ekonomisini yalnızca tüketime indirgeyen bir ülke gerçekten müreffeh değildir. Hamilton'ın ifade ettiği gibi, “iç ticaretimizin etki alanını” genişletmeliyiz.

Ekonomik güvenlik; yarının dünyasını şekillendirecek sektörleri yaratma, finanse etme ve büyütme kapasitesiyle başlar. Bunlar arasında bilgisayar çipleri, yapay zeka, kuantum bilişim, ileri üretim teknolojileri, gemi inşası, kritik mineraller ve ilaç sanayi yer alıyor. Bunlar yalnızca ekonomik sektörler değil, aynı zamanda ulusal gücün kaynaklarıdır. ABD bunların hepsinde lider olmalıdır.

İkincisi, Amerika'nın küresel ticaretteki açıklığı ortakları tarafından karşılık bulmalıdır. Her ülkenin kendi ekonomisini düzenleme hakkı vardır; ancak düzenlemeler, Amerikan şirketlerini yalnızca Amerikan oldukları için hedef aldığında ayrımcılığa dönüşür.

ABD, ticareti ve karşılıklılık ilkesini zedeleyen uygulamaları düzeltmek için birçok araca sahiptir. Bu araçları dikkatli ama kararlı bir şekilde kullanacağız.

Üçüncüsü, Amerika bir sonraki ekonomik düzenin kurallarını yazmalıdır. Ekonomik rekabet artık yalnızca malların okyanuslar ve limanlar üzerinden taşınmasıyla sınırlı değildir.

Rekabet, 21. yüzyılda ticaretin aktığı platformlar, sistemler ve protokoller tarafından şekillendirilecektir. Bu alanların her birinde standartlar stratejiye dönüşebilir. ABD ve ortaklarımız açık, güvenli ve piyasa temelli standartlar belirlerse, bu yüzyılın ekonomisi özgürlük ve refah yönünde şekillenecektir.

Dördüncüsü, finansal liderlik devlet yönetiminin merkezi araçlarından biridir. Doların dünyadaki konumu tesadüfi değildir ve liderlik rolümüz bize büyük avantajlar sağlamaktadır. Ancak bu rol aynı zamanda önemli yükümlülükler de getirir.

Yaptırımlara uyulmaması, finansal yaptırımların delinmesi, terörün finansmanı, siber suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluk gibi faaliyetler finansal sistemdeki zayıflıklardan yararlanmaktadır. Hazine Bakanlığı'nın görevi, bu tür kötüye kullanımları ortadan kaldırarak finansal sistemi korumaktır.

Beşincisi, devletin uyguladığıekonomi yönetimi Amerikan halkına hizmet etmelidir. Amerika'nın rekabet avantajı hiçbir zaman yalnızca doğal kaynaklarımızdan veya sermaye piyasalarımızın derin gücünden ibaret olmadı. Bu avantaj her şeyden önce halkımızın karakterinde ve kapasitesinde yatmaktadır: Bir fikri olan girişimci, yeni meslek ve teknolojileri öğrenebilen çalışanlar ve gelişme özgürlüğü ile özgüvenine sahip kurumlar.

Kurucu liderlerimiz bugün içinde yaşadığımız dünyayı; kurduğumuz sektörleri, geliştirdiğimiz teknolojileri, yarattığımız refahı ve ulaştığımız gücü büyük ölçüde öngöremezdi.

Ancak onlar çok daha kalıcı bir gerçeği anlamışlardı: Bir ulusun kaderi, halkının enerjisi tarafından şekillendirilir. Bu enerji, bir kıtanın kıyısındaki küçük bir cumhuriyeti insanlık tarihinin en müreffeh ülkesine dönüştürdü.

Bu mirası, küresel ticaretteki açıklık politikamızın Amerika'yı güçlendirmesini sağlayarak koruyacağız.

Amerika ortaklarını memnuniyetle karşılar ve onlar sayesinde daha güçlüdür. Ancak artık ABD'nin ticaret ortakları; güçlü ittifaklara ve üretken ekonomik ilişkilere bağlı, adil rekabeti teşvik eden, yatırımı ödüllendiren ve açık ticarete inanan bir ülke beklemelidir.

Ve aynı zamanda çıkarlarının daha fazla farkında olan ve bu çıkarları korumaya daha hazırlıklı bir ülke de beklemelidirler.

Bunlar her ulus için makul beklentilerdir. ABD için ise gerekli ve vazgeçilmezdir; çünkü biz dünyanın en önemli ekonomik ortağı olduk ve olmaya devam edeceğiz. Ancak artık daha yüksek standartlara ve daha büyük beklentilere sahip bir ortağız. Biz, dünyaya sunduğumuz değerin farkındalığını yeniden kazanmış ve onu savunma iradesini yeniden elde etmiş bir ortağız.

Kaynağa Git

İlgili Haberler