Ana içeriğe geç

Araştırma: Stresliyken aşırı alkol tüketmek beyinde kalıcı değişikliklere yol açabilir

ABD'de yapılan bir araştırma, genç yetişkinlik döneminde stres altında yoğun alkol tüketiminin, yıllar sonra bile beyinde kalıcı değişikliklere neden olabileceğini ortaya koydu. Bulgular, alkolü bıraktıktan uzun süre sonra dahi stresle başa çıkma becerisi ve karar verme süreçlerinin etkilenebileceğine işaret ediyor.

Araştırma: Stresliyken aşırı alkol tüketmek beyinde kalıcı değişikliklere yol açabilir
Nefes Gazetesi
16

ABD'deki Massachusetts Amherst Üniversitesi'nde yapılan araştırma, genç yetişkinlik döneminde stresli süreçlerde aşırı alkol tüketiminin beyin üzerinde uzun vadeli etkiler bırakabileceğini ortaya koydu.

Alcohol: Clinical and Experimental Research dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, yoğun alkol kullanımının neden olduğu bazı beyin değişiklikleri, kişi alkolü tamamen bıraktıktan yıllar sonra bile devam edebiliyor. Araştırmacılar, bu durumun stresle başa çıkmayı zorlaştırabileceğini, yeniden alkol kullanımına yönelme riskini artırabileceğini ve yaşlanmayla birlikte görülen bilişsel gerilemeye benzer sorunlara katkıda bulunabileceğini belirtti.

Araştırmada, insan beyin yapısıyla benzer sinir devrelerine sahip fareler üzerinde deneyler gerçekleştirildi. Bilim insanları, genç yetişkinlik dönemindeki stres ve yoğun alkol kullanımını modelleyerek hayvanları orta yaş dönemine kadar takip etti.

Sonuçlar, stres ve alkolün birlikte beyin üzerinde tek başlarına oluşturduklarından çok daha büyük değişikliklere yol açtığını gösterdi. Bilim insanları söz konusu değişikliklerin dikkat, stres tepkisi ve karar verme süreçlerinde rol oynayan locus coeruleus adlı beyin bölgesiyle ilişkili olduğunu belirledi.

Araştırmacılar, alkol bağımlılığında iyileşmenin yalnızca alkolü bırakmakla sınırlı olmayabileceğini, stres ve karar verme mekanizmalarını yeniden dengelemeye yönelik tedavilerin de uzun vadeli iyileşme açısından önem taşıyabileceğini vurguladı.

Çalışmanın fareler üzerinde yürütüldüğünü hatırlatan araştırmacılar, bulguların insanlar için umut verici ipuçları sunduğunu ancak sonuçların doğrulanması için klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Kaynağa Git

İlgili Haberler