Hatay’ın Amik Ovası ve Kumlu ilçesindeki besiciler, hayvancılık sektörünün içinde bulunduğu krizi anlattılar. Kimi şartlara dayanamayıp mandırasını boşaltırken kimisi borç sarmalı içinde direnmeye çalışıyor. Aşağı Oba Köyü’nde meraların halen sular altında olması, Kumlu’da ise mera alanlarına TOKİ konutlarının yapılması hayvan otlatacak alan bırakmadı. Hasat sonu tarlalarda kalan hozanlardan yararlanmak isteyen çobanlar ise ya tarla sahipleriyle ya da kolluk kuvvetleriyle karşı karşıya geliyor.
KOSKOCA MANDIRA BOŞ KALDI
Hayvancılığı piyasa koşulları, yem fiyatları ve sürdürülebilirlik kalmadığı için bıraktığını belirten Süleyman Sertel, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle özetledi:
“Bizim mallar yerinde sayarken; arpanın, yemin, ilacın, işçiliğin çok pahalı olduğu şartlarda hayvancılık yapmak imkânsız hale geldi. Görüyorsunuz samanlar ve ahır boş duruyor. Kendi arazim var; arpa, mısır ekiyorum ama yine de bırakmak zorunda kaldım. Bugün bir inek almaya kalksan 250-300 bin lira, bir buzağı 50 bin lira. Nasıl alacaksın? Çevremdeki tüm hayvancılar da benim gibi tek tek bıraktı.
“Kredi için bankaya gittim, sadece 18 aylık kredi verdiklerini söylediler. Üstelik ‘erkek dana olacak, faizli olacak, Ziraat Bankası’ndan sigorta yapılacak’ gibi ağır şartları var. 1,5 milyon liralık kredinin eksper, sigorta, dosya masrafı derken zaten yüzde 10’u baştan gidiyor. Amik Gölü’nün olduğu mera alanları su altında. Devlet önümüzü açmadığı sürece bu iş yapılmaz. Artık bu işi sadece zenginler, hobi olarak yapıyor.”
SÜT UCUZ, ALICI YOK
8 yaşından beri babası ve kardeşleriyle birlikte Aşağı Oba Köyü’nde hayvancılık yapan Cuma Düşoğlu, merasızlıktan ve pazar bulamamaktan şikayetçi:
“Öyle sıkıştık ki devlet desteği dışında bu işi yürütemez hale geldik. Mera alanlarımız ya sular altında ya da konuta açılmış durumda. Ürün kaldırılan tarlalara gidiyoruz, bizi sokmuyorlar. Şu an 250 davarım var ama süt sağmıyorum, peynir yapmıyorum; hepsini yavrular emiyor. Çünkü sütün litresi 18 lira, onu da alan yok! Marketler bir ambalajla sütün fiyatını ikiye katlıyor. Emeği biz veriyoruz, parayı biz batırıyoruz, kârı market zincirler topluyor.
“Ahırda 12 ay hayvan beslenmez. Ben 3 ayda 400 bin lira yem parası, 100 bin lira ilaç parası verdim. Yılda 2 milyon lira eder. Yılda 2 milyon kazanmıyorum ki! Devletin ithal mal getirmesi yerli üreticiye büyük darbe. İthalat yerine yerli üretime destek çıksalar, hayvancılık çok daha iyi yerlerde olurdu.”
Üreticiler acilen yerli üretimi koruyacak taban fiyat uygulamaları, sürdürülebilir yem ve kredi destekleri ile sular altında kalan meralar için acil alternatif alan çözümleri bekliyor.