Ana içeriğe geç

DEM Parti Yerel Yönetimler Konferansı'nın sonuç bildirgesini açıkladı

DEM Parti, 8-9 Haziran'da düzenlenen Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı'nın sonuç bildirgesini yayımladı. Bildirgede kayyım uygulamalarının kaldırılması, eşbaşkanlık sisteminin yasal güvenceye kavuşturulması ve Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması çağrıları öne çıktı

DEM Parti Yerel Yönetimler Konferansı'nın sonuç bildirgesini açıkladı
Artı Gerçek
16

Artı Gerçek - DEM Parti’nin 8-9 Haziran tarihlerinde gerçekleştirdiği Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı’nın sonuç bildirgesini açıkladı.

450 kişilik delegasyonun katılımıyla gerçekleştirilen konferans, geçmiş dönemlerde Siirt Belediye Başkanı olan Selim Sadak ile Cizre Belediye Eşbaşkanı olan Berivan Kutlu başta olmak üzere 47 yıllık yerel yönetimler tarihinde yaşamını yitiren siyasetçilere adandı.

Açıklanan sonuç bildirgesinde Demokratik Yerel Yönetimler Tutum Belgesinin yenilendiği; yerel yönetimlerin temel ilkeleri, çalışma usul ve esasları ile işe alım politikaları, gelecek dönemin ihtiyaç ve hedefleri çerçevesinde yeniden tanımlanarak kabul edildiği kaydedildi.

‘HALKIN İRADESİ HEGEMONİK PROJEYİ BOŞA DÜŞÜRDÜ’

“Yerel demokrasi ısrarımızdan asla vazgeçmeyeceğiz” denilen bildirgede, kayyım uygulamalarına tepki gösterilerek, şöyle denildi:

“31 Mart 2024 tarihli yerel seçimlerde partimiz, kayyımları bir kez daha büyük yenilgiye uğratmıştır. Her türlü eşitsiz şartlara, hilelere ve gasp çabalarına rağmen 78 belediye ve Kent Uzlaşısı kapsamında elde edilen çok sayıda yerel yönetim kazanımıyla partimiz beklentilerin üstünde sonuç almıştır. Kayyım salt devletin zor politikalarının bir parçası değil, karşı hegemonya inşa etme arayışıydı. Dolayısıyla kayyım bir yönetim stratejisiydi. Seçim sonuçları, Kürt halkının kendi kendini yönetme iradesine olan bağlılığı göstermiştir. Dolayısıyla halk iradesi, kayyımlar şahsında devreye konulan hegemonik projeyi boşa düşürmüş ve tarihin çöp sepetine göndermiştir.”

‘ÖCALAN’IN STATÜSÜ BELİRLENMELİDİR’

Kürt meselesinin çözümü için devam eden süreç hakkında değerlendirmelerin de yer aldığı bildirgede, “Bir buçuk yılını geride bırakan sürecin, bugün itibariyle pozitif barış aşamasına geçişiyle ilgili beklentiler ve umutlar bir eşiğe varmıştır. Bunun için öncelikle Sayın Abdullah Öcalan’ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması, statüsünün belirlenmesi gerekmektedir. Ardı sıra çerçeve yasa kapsamında özgürlük ve demokratik entegrasyon yasalarının çıkarılarak hayata geçirilmesi, yasal düzenleme gerektirmeyen adımların ise hızla atılması ve daha sonra yeni düzenlemelerle güvence altına alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, mevcut kayyımların idari bir kararla geri çekilmesi ve daha sonra da TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun nihai raporunda belirtildiği üzere 5393 Sayılı Belediye Kanunu’nun 45. maddesine dayanan kayyım atamalarının ilga edilmesi elzemdir” denildi.

‘BELEDİYE KANUNUNDA EŞBAŞKANLIK TANINSIN’

Bildirgede eşbaşkanlığa dair şu ifadelere yer verildi:

“Özgürlük mücadelemizin öncülüğünü yaptığı eşbaşkanlık uygulaması zamanla çoğu demokrat, sosyalist, devrimci yapıya örnek olmuş; geniş bir yayılma alanı kazanmış ve bazı kısıtlamalara rağmen devlet tarafından da yasal olarak tanınmıştır. Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile girilen yeni aşamada, özgürlük ve demokratik entegrasyon yasalarıyla yerel demokrasiyi güçlendirme ve eşbaşkanlık sisteminin tüm yasalarda tanınmasını sağlama gibi tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıyayız. TBMM’ye ve siyaset kurumuna çağrımız, Belediye Kanunu başta olmak üzere demokratik siyaset ve yerel demokrasiyi ilgilendiren tüm yasalarda eşbaşkanlık sisteminin tanınmasıdır.”

‘DEMOKRASİNİN KÖK HÜCRESİ KOMÜNDİR’

Demokrasinin kök hücresinin komün olduğuna vurgu yapılan bildiride, komünün idari ve yönetsel mekânının ise belediyeler olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, “Demokratik toplum belediyeciliği, bir halk belediyeciliğidir. Siyaseti ve hizmeti halkla birlikte yapmaktır. Yerelden demokrasiyi yaşamsal kılmaktır. Demokrasinin başlangıcı yerelden olur ve demokratik toplum belediyeciliği bunu gerçekleştirmeye adaydır, taliptir. Demokratik belediyecilik hareketini geliştirmek; kadınlar, gençler, engelliler, farklı kimliklere sahip halklar ve inançlar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini ihtiyaçları temelinde örgütlemek yerel yönetimlerin görevi ve sorumluluğudur. Eğitim, dil, kültür, sağlık, ekonomi ve ekoloji bu ihtiyaçların başında gelmektedir” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Demokratik toplum belediyeciliği, yeni dönemde bizler açısından temel yol haritasıdır. Bu yolu hangi ilkeler ve esaslar üzerine inşa edeceğimiz ise konferansımızda ortaya çıkan ortak iradeyle şekillenmiştir. Kayyım gaspıyla geçen sekiz yıllık dönemin yarattığı tahribatı onaracak, kaybedilen yılların telafisini gerçekleştireceğiz. Bu amaçla yeni dönemde, konferansımızın açığa çıkardığı iradeyi esas alarak demokratik katılım ilkesini temel yönetim anlayışımız olarak benimsediğimizi bir kez daha beyan ediyoruz. Halkın belediye ve il genel meclislerinin karar alma süreçlerinde asli özne olduğu kabulüyle, başta katılımcı bütçe çalışmaları olmak üzere komünler kurup; meclisler ve kent konseyleri aracılığıyla halkla birlikte karar alma mekanizmalarını işlevsel hale getireceğiz. Yönetilen değil yönetime doğrudan katılan bir toplum anlayışını büyüteceğiz.

Komün ve kooperatif örgütlenmelerini önceleyen, bu çalışmaları destekleyen ve yaygınlaştıran bir belediyecilik anlayışını pratiğe geçirmek de bu dönemin temel hedeflerinden biridir. ‘Komün belediyedir, belediye komündür’ anlayışıyla her belediyeyi bir komün gibi örgütleyeceğiz. Belediyeleri yalnızca hizmet üreten kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve ortak yaşamın örgütlendiği demokratik alanlar haline getireceğiz.

İŞE ALIM SÜREÇLERİNDE KURA SİSTEMİ

Belediyelerimizde işe alım süreçlerinde kura sistemini artık temel bir ilke olarak benimsiyoruz. İstihdam talebinde bulunan tüm yurttaşların, liyakate dayalı fırsat eşitliğine göre değerlendirilmesini ve herkes için daha adil süreçlerin işletilmesini hedefliyoruz.

DİL VE KÜLTÜR ÇALIŞMALARI

‘Kültürün taşıyıcısı dildir’ tespitinden hareketle anadili ve kültür çalışmalarını tüm yerellerde hayata geçireceğiz. Yerellerde halkların kültürel özgünlüklerini esas alan etkinlikler ve çalışmalar gerçekleştireceğiz.

ÖZERKLİK ŞARTI’NDAKİ ÇEKİNCE KALDIRILMALI

Yerel demokrasinin gelişmesi açısından Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılarak, 1921 Anayasası’nın ‘yerel demokrasi’ ruhunun yeniden güncellenmesi elzemdir. Bu güncellemeyle Türkiye’nin kamu yönetiminin daha adem-i merkeziyetçi bir yapıya dönüşümü imkan bulacak ve merkezi yönetimden yerel yönetimlere yetki devrinin gerçekleştirilmesine de olanak sağlanacaktır. Yine Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılması, ‘Demokratik Yerel Yönetimler Yasası’ ve ‘Demokratik Sivil Toplum Yasası’ çıkarılması, demokratik toplum paradigmasının yerleşmesinde ve ulus-devletçi egemenlik paradigmasının tarihe karışmasında belirleyici rol oynayacaktır.” (MA)

Kaynağa Git

İlgili Haberler