TÜRKİYE'NİN NATO'DAKİ ROLÜ DEĞİŞİYOR MU?
Kuzey Atlantik İttifakı (NATO) tarihinin en önemli zirvelerinden birine yaklaşık iki hafta kaldı. İki hafta sonra, başta ABD Lideri Donald Trump olmak üzere tüm NATO liderleri Ankara’ya gelecek. Zirvenin ajandası da artık netleşmeye başladı. İletişim Başkanı Fahrettin Altun, dün gazete ve televizyon temsilcileriyle bir toplantı gerçekleştirerek zirvenin gündemine dair önemli açıklamalarda bulundu.
ANKARA ZİRVESİNİN ÖNEMİ
Türkiye, bu ittifaka 1952 yılında dahil oldu. Bu yıl ittifaktaki 75. senesini kutlayacak olan Türkiye, bir NATO zirvesine ikinci kez ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. İlk zirve 2004 yılında İstanbul'da gerçekleştirilmişti; bu kez ise Ankara, Türkiye adına bu önemli ev sahipliğini üstlenecek.
STRATEJİK DÖNÜŞÜM
Şu anki genel görüş ve hakim fikir, Türkiye’nin NATO’nun 360 derecelik güvenlik anlayışının tam merkezinde yer aldığı yönündedir. İttifakın ilk yıllarında, güney kanadında bir "cephe ülkesi" konumunda olan Türkiye, bugün artık NATO ittifakı için bir "merkez konumuna" gelmiş durumdadır. Bu doğrultuda Türkiye'nin gerilimi azaltıcı rolüne vurgu yapılıyor ve ülkenin adeta güvenli bir liman olduğuna dikkat çekiliyor. Bu kapsamda gerçekleştirilecek olan 36. NATO Liderler Zirvesi, hem ittifakın geleceği hem de yeni güvenlik mimarisi bakımından büyük bir önem taşıyacak. Bu süreçte Türkiye'nin diplomatik ağırlığı çok daha görünür bir hale gelecektir.
KÜLFET PAYLAŞIMI VE "%5 HEDEFİ"
Zirvenin temel gündem maddelerine geçtiğimizde, karşımıza ilk olarak "külfet paylaşımı" çıkıyor. Külfet paylaşımı konusunda, Lahey Zirvesi'nde kararlaştırılan "%5 hedefi" masada olacak. Bu %5 hedefi, değişen güvenlik mimarisi sebebiyle müttefiklerin savunma harcamalarını yeniden değerlendirmesi gerektiğine işaret ediyor. Bu doğrultuda %3,5 askeri harcamalar, %1,5 ise ittifakla ilintili diğer harcamalar olmak üzere bir hedef belirlenmiş durumda. Türkiye'nin bu hedefe 2030 yılı sonunda ulaşması öngörülüyor.
"NATO 3.0" DÖNEMİ
Zirvenin bir diğer önemli gündem başlığı ise artık yüksek sesle dile getirilen "NATO 3.0" kavramıdır. Terimsel olarak baktığımızda; "NATO 1.0" Soğuk Savaş dönemini, "NATO 2.0" Soğuk Savaş sonrası dönemi, "NATO 3.0" ise artık içinde bulunduğumuz mevcut dönemi ifade ediyor. Bu yeni dönem; külfet paylaşımının daha adil olduğu, sorumluluğun ittifak içine dengeli dağıldığı ve savunma yeteneklerinin artırıldığı bir NATO anlamını taşımaktadır.
Ev sahibi Türkiye’nin de bu yaklaşımı güçlü bir şekilde desteklediğini vurgulamak gerekir. Bu noktada Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayisindeki gücü öne çıkıyor. Hem NATO içindeki önemi hem de bir ev sahibi olarak bu ittifak içindeki konumu açısından, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmişliği ve savunma yeteneklerini artırması kritik bir önem arz ediyor.
ÜST DÜZEY GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
Zirve için artık son hazırlıklar yapılıyor. Hazırlıklardan bahsedecek olursak, Ankara genelinde çok geniş güvenlik önlemlerinin alındığını söyleyebiliriz. NATO Zirvesi boyunca Ankara’nın güvenliğini sağlamak amacıyla tam 56 bin güvenlik personeli görev yapacak.
O gün tüm dünyanın gözü kulağı başkent Ankara'da olacak. Zirveye 32 NATO liderinin yanı sıra konuk statüsünde başka liderler de katılacak. 100’e yakın bakan ve binlerce yabancı konuk Ankara’da ağırlanacak. Ayrıca dünyanın dört bir yanından gelen 3 bine yakın yabancı gazetecinin de bu zirveyi yerinden takip edeceğini belirtmek gerekir.
Dünyanın en önemli diplomasi toplantılarından biri ve dünyanın en büyük savunma ittifakı olan NATO'nun bu 36. Liderler Zirvesi, Ankara'da gerçekleştirilecek. Tüm müttefikler bu sürece odaklanmış durumda ancak en çok da ev sahibi Türkiye bu zirveye hazırlanıyor. Zirveden çıkacak kararlar, hem ittifakın geleceğini şekillendirecek hem Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik önemini artıracak hem de NATO'nun yeni güvenlik ajandası bakımından Kuzey Atlantik İttifakı'nın geleceğine yön verecektir.