Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılı kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz gecesi yaşananları ve sonrasındaki tasfiye sürecini aktaran Soylu; darbe girişiminin arkasındaki küresel güçlere, Batı ve ABD istihbarat örgütlerinin Türkiye üzerindeki operasyonel hedeflerine dikkat çekti. 15 Temmuz’un sadece FETÖ’ye karşı değil, Türkiye'yi bağımsızlık rotasından çıkarıp bölmeyi hedefleyen küresel bir işgal girişimine karşı sergilenen büyük bir direniş olduğunu ifade eden Soylu, Türkiye'nin bu istihbarat tekeline ve vekalet savaşlarına teslim olmadığını vurguladı.

‘15 TEMMUZ YENİ BİR SİSTEM KURMA ADIMIYDI’
Soylu, değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:
"15 Temmuz, Türkiye'yi kendi bağımsızlık çizgisinden, istikametinden, rotasından alıp Suriye'nin bölünmesi üzerinden Orta Doğu'da yeni bir sistemin kurulmasına yönelik en önemli adımlardan bir tanesiydi. Ama başlangıç noktası orası değil, Gezi Olayları'dır. Türkiye, Gezi Olayları'nda çok büyük bir hasar alsaydı 15 Temmuz'u mağlup edemezdi. Ardından 17-25 Aralık'ta ekonomik ve siyasal sistemi ile halk ağır bir hasar alsaydı yine 15 Temmuz'da bu direnişi sergileyemez ve bunu yenemezdi.
Türkiye'nin tarihinde geçmişte her 10 yılda bir darbe olduğunu, uluslararası sistemin, küresel egemenliğin her 10 yılda bir darbe yaptığını... Her 10 yılda bir darbe yapmanın bir sebebi var. Yani her 10 yılda bizi dövüyor, kurallarımızı yeniden tesis ediyor ve ondan sonra da kendisine daha bağımlı hale getirmeye çalışıyor. Çok özür dilerim, bizi terbiye ediyorlar. Kimler terbiye edilir, bilirsiniz. Yani Türkiye'yi terbiye etmeye çalışıyorlar. Biz kendimize ait bir özgürlük ve bağımsızlık adımı attıkça bizi bir kafesin içerisinde terbiye etmeye çalışıyorlar. Kafes derken de yanlış anlamayın, anayasal kuralları, kanunları, hükümleri, ilkeleri, kuralları, ekonomik sistemi buna göre beziyorlar."
‘TÜRKİYE, BATI İSTİHBARATLARININ APARATI OLMAYI REDDETMİŞTİR’
"Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde küresel sisteme karşı bir mağlubiyet oluşmadığı için 15 Temmuz'un bölgesel etkileri oldu. Gazze direnişi, İran'daki mesele, Suriye'nin kendi insanları tarafından tekrar yönetilme başarıları bunlardan bir tanesidir.
Dünyanın istihbarat devletlerine döndüğünü, istihbarat devletlerinin şahının da ABD ve ABD istihbaratı olduğunu... İstihbarat devletine dönmenizin sakıncası, onun aparatı haline gelmeye çalışırsınız. Türkiye, Batı istihbaratlarının aparatı olmayı reddetmiştir. Türk halkı da reddetmiştir. 15 Temmuz'un belki de en önemli sonuçlarından bir tanesi tam anlamıyla budur."
’15 TEMMUZ BU İTİRAZIN ADIDIR’
"Darbeyi planlayanlar ve yaptıranların güçleri hala vardır. Bunu, Türkiye unutmasın. 15 Temmuz darbesinin arkasında kim varsa bu güçler hala caridirler, güçlüdürler, kendi programlarını belki akamete uğratsalar da farklı işlerle dönüştürebilirler.
Dünyada da şöyle bir gelişme oldu: özellikle küresel egemenler, buna Batı da dahil olmak üzere vekalet unsurlarıyla beraber adım atmaktan kısmen vazgeçtiler. Bu ne kadar daha böyle gider bunu bilmiyoruz. Ama bugün gördüğümüz direkt kendileri meselelere, olaylara, savaşlara, krizlere müdahiller. Burada önemli olan kendi vekalet aktörlerini geri çekmeleridir, kısmen de olsa. Bunu bütün dünyada şu anda vemos. Artık kendileri direkt olayın içindeler. Buna Lübnan, Gazze meselesi, Ukrayna-Rusya Savaşı, aynı zamanda Amerika'nın ve İsrail'in İran'a müdahalesi diyebiliriz. Bunları çok net bir şekilde görüyoruz. Fakat başka bir şey var: dünya hızla tek merkezli bir istihbarat aygıtına doğru döndürülmeye çalışılmaktadır. Bunu da kimse unutmasın.
Dünyanın bugünden sonra açık kavgası budur. Üzülerek söylüyorum ki demokrasi, bazı ülkelerde kimi istihbarat güçlerinin bir aparatı hâline gelmiştir. Bu son derece tehlikelidir. Buna dünyada itiraz eden yegâne ülke Türkiye’dir. Nitekim 15 Temmuz da bu itirazın adıdır. Bu anlayış doğrultusunda, istihbarat kurumlarımızın millî egemenliğimizi ve demokrasimizi korumak için çok büyük bir gayret ortaya koyduğunu ve koymaya devam ettiğini memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Zira Türkiye, hâlâ siyasal mevziisi güçlü bir ülkedir ve bu gücünü demokrasiyle, halkın iradesiyle, bağımsızlık ve özgürlük anlayışıyla bütünleştirmektedir. Ne söylerseniz söyleyin, Türkiye bugün bu istihbarat tekeline teslim olmamak için mücadele sergilemektedir. 15 Temmuz da bunun başat direnişlerinden biridir."

‘FETÖ AYNI ZAMANDA BİR İSTİHBARAT ÖRGÜTÜDÜR’
"FETÖ aynı zamanda bir istihbarat örgütüdür. Bürokrasi ve istihbarat üzerinden Türkiye'yi teslim almaya çalışan bir yapıdır. FETÖ'yü ne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri, hukuk veya emniyet içerisinde oluşmuş, yuvalanmış bir yapı olarak görseniz de bunun tamamının çerçevesini çizdiğiniz zaman bürokratik bir aygıttır. Aslında FETÖ darbesi bürokratik bir darbedir aynı zamanda. Yani istihbaratla bürokrasinin iç içe geçtiği bir darbedir. Türkiye 15 Temmuz'da buna itiraz etmiştir. Bu itirazında da bugün Türkiye direnmektedir. Dijital ve iletişim alanındaki gelişmeler, yapay zeka, algoritmalar, bütün bunların tamamında küresel bir merkezin, istihbarat aygıtının bir yönetme anlayışını görüyorum. Bir taraftan sıcak güçleriyle beraber sahalarda egemenlik kurmaya çalışıyorlar bir taraftan da bu veri tabanlarıyla beraber toplumları, ülkeleri, devletleri çözmeye çalışıyorlar. Geçmişte bu alanlarda bu kadar yetenekli olmayabilirlerdi. Çünkü iletişim ve algoritmalar bu kadar gelişmemişti. Ama şimdi bütün bunları iç içe geçiren bir hibrit yapıyla bunu götürmeye çalışıyorlar.
Bu bir yeni vesayet sistemidir. Bunu çok uzun zamandan beri söylüyorum. Sosyal medyada hem insan üzerine oluşturulmuş, hem devletler hem de siyaset ve devlet adamları üzerine oluşturulmuş bir vesayet sistemidir. Burada tehdit vardır, şantaj vardır, şiddet vardır. Burada insanların bütün hayat alanlarını, yaşam alanlarını tehdit vardır. Onun için Türkiye 15 Temmuz'da ortaya koyduğu direnişle birlikte bu alanlara karşı da bir meydan okuma ortaya koydu ve bence burada Türkiye başarılı oldu."
’15 TEMMUZ İŞGALE KARŞI DİRENİŞTİR’
"Bu bölgedeki uluslararası dizayn iştahı bitmeden FETÖ ve bu tip vekalet örgütleri bitmezler. Dünyada vekil güçlerin görevlerinin azaltıldığı bir dönemdeyiz. Böylece FETÖ sahipleri tarafından stratejik bir geri çekilme ile karşı karşıya bırakıldı.
Gücü eski güçte değildir. Biraz kabuğuna çekildi. Bunu iyi takip etmemiz lazım. Peki Türkiye eskisi kadar FETÖ'ye karşı savunmasız mıdır? Bu da değil. Türkiye bu konuda çok mesafe aldı. FETÖ veya dışarıdan oluşacak vekil güçlere karşı Türkiye çok büyük bir savunma mekanizması oluşturdu. Türkiye, sistemi açısından da, altyapısı açısından da, insanların duyguları açısından da hepsini oluşturdu. Ama bu tip vekil güçler zafiyet noktası, zafiyet anı beklerler. Siz bir ekonomik, savunma, siyasal zafiyet, istikrar zafiyeti içerisine girerseniz elbette ki bunlar belki yarın tek başına iktidar olmaya namzet olmazlar ama kendilerinin görevlendirdiği alanlar tarafından ortaklarından biri olmaya talip olurlar. Bu nedenle Türkiye temkinli, tedbirli ve karşı koyucu tavrını devam ettirmelidir. Türkiye örnek olabilecek bir şekilde 15 Temmuz 2016 tarihinden itibaren hukuk çerçevesi içerisinde kalarak bir terör ve istihbarat örgütünün nasıl tasfiye edilebileceğini, nasıl bütün sızıntılarının kırılabileceğini bütün dünyaya göstermiştir. Biz o dönemin tamamında çalıştık. Türkiye'de birçok insan çalıştı.
Muhakkak ki tehdit vardır. Bu tehdit Türkiye'nin tam bağımsızlık sürecine kadar devam edecektir. Türkiye kendi üretim, enerji, demokrasi kapasitesini tam bağımsızlık sürecine eriştirdiği andan itibaren elbette ki bu tehdit en minimum düzeye inmiş olacaktır.
Gençlerimize 15 Temmuz'la ilgili söyleyebileceğim en önemli mesele aslında İstiklal Marşı'nda ve Kurtuluş Savaşı’mızdaki millî mücadelede kendisini buna o andır yani direniştir. 15 Temmuz büyük bir direniştir. Sadece bir FETÖ'ye yönelik bir direniş değildir, işgale karşı direniştir."