İngiltere’de hadi demokrasiyi geçelim, fikir ve ifade özgürlüğünün geldiği seviye artık kırmızı alarm seviyesinde. Cenk ve Hasan, Londra’da Haziran başında 1 hafta süren SXSW etkinliklerine katılacaklardı. (Teksas kökenli bir teknoloji, görsel sanat, inovasyon etkinlikleri dizisi). Ayrıca Hasan, Oxford Union’da konuşma yapacaktı ve başka bir etkinlikte sosyalist Yanis Varoufakis ile bir panele katılacak idi. İngiliz hükümetinin engellemesi ile Cenk ve Hasan İngiltere uçaklarına binemediler. Önceki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn bu karar karşısında şu ifadeleri twitledi: Birleşik Krallık'a girişi yasaklanan Cenk Uygur ve Hasan Piker'e yönelik karar, giderek daha otoriter hale gelen bir hükümettin absürd ve korkakça bir karardır. Bunu olduğu gibi adlandıralım; İsrail'i eleştirme özgürlüğüne bir saldırı ve Birleşik Krallık hükümetinin Gazze soykırımındaki kendi suç ortaklığı. Corbyn ayrıca İskoçya’nın ‘The National’ dergisi için bir makale yazdı. Konu hemen tüm gazetelerin ilk sayfalarına taşınmış durumda.
STARMER İŞÇİ PARTİSİ’NİN TABUTUNA SON ÇİVİYİ DE ÇAKTI
Hasan Piker’in olay sonrasında attığı twit: Birleşik Krallık benim vizemi de iptal etti. Hepsi İsrail'in emriyle. Batı "liberal değerlerine" soykırımcı faşist bir yabancı hükümet için ihanet ediyor. Yakında hepimiz İsrail olacağız. Hasan ve Cenk’e uygulanan yasağın İşçi Partisi iktidarı döneminde olması ise tam bir trajikomik vaziyet. Keir Starmer İşçi Partisi’nin tabutuna son çiviyi de böylece çakmış oldu. İşçi Partisi’nin küllerinden ise sol cephede Yeşil Parti güçlenerek büyümekte. Yeşil Parti lideri (ve yahudi olan) Zack Polanski kararı "gerçekten korkunç bir karar" olarak nitelendirdi. İşçi Partisi hükümetini "İsrail Hükümeti'ni eleştirmeyi susturmak için her şeyi yapmakla" suçladı ve bu tavrı ‘otoriter’ olarak tanımladı. İçişleri Bakanı Shabana Mahmood'dan bu "tuhaf ve endişe verici kararı" açıklamasını talep etti. Eski Yeşiller Partisi eş lideri ve önde gelen ismi Caroline Lucas, yasağın gerekçesini "utanç verici" olarak nitelendirdi. Cenk Uygur’un sadece Youtube’da 7 milyon civarı takipçisi var, milyarı aşkın toplam izlenme sayısı var. Joe Biden’e karşı Demokrat Parti’den ABD başkan adaylığını 2024’te ilan etmişti, daha sonra ABD doğumlu olmadığı için kanuni zorluklardan çekildi. (İstanbul doğumlu). ABD’nin en popüler politik yorumcuları içinde. Uğradıkları bu haksız durum karşısında Cenk Uygur ve Hasan Piker’in tüm sosyal medya içeriklerinin takip edilmesi ve yayılmasını desteklemek uygun olacaktır.
BRİTİSH COUNCİL BATAKTA
İngiltere’nin yumuşak gücünü yansıtan kurumlarından biri de British Council’dir. Bu kurum üzerinden açtığı dil okulları ile İngiltere, İngilizceyi dünyada yayar. Covid döneminde bu kurumun finansal yapısı bozuldu ve çok fazla borç almak zorunda kaldı. Yüksek faiz ortamında işler kötüye gitti ve son dönemde kurum hem finansal hem sosyal bunalımda. Yapısal başka sorunlar da var; malum artık İngilizce öğrenmenin birçok uygulama tabanlı çözümü var. Kurumun başındaki Scott Macdonald, British Council’nin birkaç sene içinde yok olabileceği riskini açıkladı ve acı reçetesini sundu. Buna göre zaten operasyonun bitirildiği çok sayıda ülkeye ek olarak 35-40 ülkede daha operasyon durdurulacak, yüzlerce kişi işten çıkartılacak, kurumun gayrimenkulleri ve sanat eserleri satışa çıkartılacak vs... Bu plan uygulamaya alındı. İtalya’da çalışanların %80 kadarı işten çıkartıldı ve çalışanlar durumu protesto ettiler. İspanya’da benzer durum oldu ve kurumun mülkleri satıldı. Kurum bir yandan işten çıkartma ve varlık satışına devam ediyor, diğer taraftan hükümet ile kurtarılmak üzere görüşmeler yürütmekte. British Council’nin Türkiye operasyonları ise şimdilik çok fazla etkilenmemiş gibi gözükmekte. British Council’nin dükkânı kapatacağı ülkeler arasında Türkiye yok. Avrupa’daki gibi büyük işten çıkartmalar da yok gibi duruyor. Belli ki Türkiye, İngiltere için hayli stratejik bir ülke ve British Council gibi yumuşak güç unsurlarını stratejik bölgelerde erkenden kaybetmek istemiyor. İngiliz hükümetinin British Council gibi önemli bir yumuşak güç unsurunu finansal olarak kurtarmak için bu kadar ayak sürtmesi ise pek anlaşılabilir bir durum değil doğrusu. Anlaşılan bütçe durumları düşündüğümüzden daha kötü.
HACI SADIK’TAN PALANTİR’E VETO
Londra belediye başkanı Sadık Han, Kurban Bayramı döneminde Mekke’ye gitti, hac ibadeti gerekliliklerini yaptı ve hacı oldu. Hacı Sadık bu aralar başka neler ile meşgul? Oxford Caddesi’nin trafikten arındırılması ve tamamen yaya caddesi yapılması projesi devam ediyor. Bu iş kuşkusuz bölge turizmini önemli ölçüde canlandıracak. ‘Hopper Fare’ denen otobüs ve tramvay kullanımı ile ilgili bir düzenlemeye gitti ve bu araçların kullanımı ve transferler Londralılar için ucuzlatıldı. Londra yapay zekâ ve istihdam görev grubu (İng: London AI andJobsTask Force) kurmuştu ve bu çalışmalar devam ediyor. Amaç yapay zekanın Londra işgücü piyasalarına etkisini incelemek ve uzun vadede ihtiyaç olacak yetenek ve yetkinlik planlamasını yapabilmek. Londra’da özellikle şehir içi yolların güvenliğini artırmak için projeler var; daha çok kamera, SUV’lara cezalar ve kısıtlamalar gibi. Elektrikli otobüs alımları devam ediyor. Hacı başkan, Londra’nın 2030 iklim ve sıfır net emisyon hedeflerini gerçekleştiremeyeceğini kabul etti ve hükümetten bu alanda daha çok yetki talep etti. Hatta bu açıklamalar sırasında Yeşiller Partisi’ne göz kırptı. (Eğer Hacı başkanYeşiller’e geçerse büyük olay olur). Crystal Palace isimli büyük bir spor kompleksi dönüşümü projesi devam ediyor. Bir de İsrail’in yapay zekayı katliamlarında kullanmasını sağlayan Palantir isimli yazılımın kendisine bağlı olan Londra Polisi biriminde kullanımını veto etti. 50 milyon sterlinlik proje böylece rafa kalkmış oldu. Diğer taraftan Palantir, Birleşik Krallık’ın birçok büyük data merkezlerine çeşitli yollar ile girmiş durumda. Sağlık tarafında NHS ile anlaşma var, finans tarafında FCA ile anlaşma var vs...
NE VAR NE YOK?
İngiltere’de bu aralar başka neler oluyor? Siyaset konusuna fazla değinmeye gerek yok; malum Başbakan Keir Starmer, Mayıs başı ara seçimlerinde büyük yenilgi aldı ve koltuğundan ayrılmamak için direniyor. Arka planda muhtemelen bu aralar çeşitli pazarlıklar dönüyordur. Ülkeyi zaten uzunca zamandır kimin yönettiği belli değil... İskoçya tarafı malum; ara seçimler sonrasında bağımsızlık yolundaki adımları hızlandırdı.
İklim tarafına geçersek, Mayıs ayında İngiltere genelinde fena sıcaklar yaşandı. Ülkenin güneyi bir ara Antalya’dan sıcaktı. Ne var bunda? diyorsunuz ama unutmayın, İngiltere’de evlerde klima diye bir olay yok. Sadece ısıtma sistemi var, soğutma sistemi yok. Hele ısıtmayı artıran bir de camekanlı yaz bahçeleri var ki sıcakta evler tam hamam oluyor. Bu ilkbahar, İngiltere ve Galler tarihinin en sıcak ilkbaharı oldu. Yani sıcaklık kayıtları tutulmaya başlandığından beri kaydedilen en yüksek sıcaklık ortalamaları yaşandı.
Vape denen sigaralar sıcakta yangın riskini artırıyormuş; bunun için bazı düzenlemeler üzerinde çalışılıyor. Tek kullanımlık vape sigaraları özellikle hedefte. İsmi lazım değil, Türkiye’de önemli bir ambalajlı gıda firmasının İngiltere pazarındaki bazı ürünlerinin son kullanım tarihi sorunu ile ilgili bazı şikayetler konusu var. Yetkili ithalatçı bu konuda açıklama yaptı ve ‘bizim haricimizdeki bazı kanallardan ürünler ülkeye girmiş’ dedi.
Spor tarafında neler oluyor? Kuzey Londra takımı Arsenal’in lig şampiyonluğu ve devamında Şampiyonlar Ligi finali’nde PSG’ye yenilmesi konusu elbette birinci gündem. Arsenal taraftarları 31 Mayıs Pazar günü Londra’da kutlamalar yaptılar; bütün Londra felç oldu desek yeridir. Diğer Kuzey Londra takımı Tottenham’a da bol bol toplu küfürler edildi. Kutlamalar sırasında etrafta olan PSG forması giymiş bir gencin formasını polis çıkarttırdı. Buz hokeyi tarafında ise 14 yaşındaki Kıbrıs Türkü Latif Defreitas U15 İngiltere millî takımına girdi. (Aferin Latif!).
Sosyal etkinlik cephesinde ise 19 Mayıs kutlamalarından bahsedebiliriz. Londra’daki Türk gruplarının bir kısmı Hyde Park’ta her sene olduğu gibi etkinlik ve piknikler düzenlediler. ADD İngiltere bu organizasyonda başı çekti. Havacılık yakıt krizinin de tetiklemesi ile EasyJet ve Sun Express, İngiltere-Türkiye hattında kapasite azaltımına gittiler. Bu durumu Türk turizmi açısından erken bir alarm zili olarak okumak lazım.
Sağlık tarafından NHS’in sıvı biyopsi konusunu standart şekilde yaygınlaştırdığını gözlemliyoruz. Bu sıvı biyopsi olayı, kandaki kanserli hücre DNA’larını tespit etme olayı; böylece çeşitli kanserler erkenden teşhis edilebiliyor. Yakın bir gelecekte muhtemelen vatandaşlar evlerinde kendi kanlarını test ederek önemli miktarda sağlık riski azaltımı yapabilecekler. Bizim Sağlık Bakanlığımızın da bu sıvı biyopsi çalışmaları konusunda müşteri olarak değil, tıbbi araştırmacı ve geliştirici olarak hızlanması uygun olur.
Uber sistemindeki gelişme de önemli sayılır; malum Uber İngiltere’de çok yaygın. Güvenlik alanındaki bu gelişmelerin biri uygulamanın ortam ses kaydı yapması ve sürücü şikâyeti için bu kayıtların kullanılabilmesi. Diğer özellik ise yolcuların doğrulanmış kimlik etiketi ile sürücüye güvence verilmesi. Türkiye’deki taksi uygulamalarında da benzer özellikleri devreye almak değerlendirilebilir.
Londra’da Haringey gibi bazı belediyelerde ise duvarlara Londra polisi tarafından ‘Buraya işemeyin, cezası 100 sterlin’ afişleri asıldı. Demek Londra’da sokağa işeme konusu rahatsızlık verecek seviyeye ulaşmış ki böyle afişler asılıyor etrafa.