7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da düzenlenecek 36. NATO zirvesi ve Türk Dış Politikasına yönelik açıklamalarda bulunan 'Kılıçdaroğlu'nun toplantı kapsamında basın mensuplarından soru almayacak ve yapacağı konuşma ile sınırlı kalacak
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
2 Temmuz'dayız. Yüreklerimizi yakan bir gündeyiz. Aydınların, sanatçıların öldürüldüğü, katledildiği bir gündeyiz. Bir arkadaşım şu notu gönderdi, o notu aynen okumak isterim:
"İnsan insanı yakar mı? İnsan, insan yanarken bakar mı? İnsan, insan yanarken alkışlar mı? İnsan, insanı yakanı aklar mı? İnsan yanarken, yanmayan insan var mı? Yanmayan insan varsa acaba o insan mı?"
2 Temmuz'da bu gerçeği unutmamak gerekiyor. Başta Başbağlar Katliamı, 33 yurttaşımız katledildi terör örgütü tarafından. Bu iki acıyı hiç unutmamalıyız. Türkiye'nin derin acılarından birisidir bu iki acı.
Dünya değişiyor, güç merkezleri değişiyor, uluslararası dengeler değişiyor. Teknoloji, enerji, ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor. Böylesine tarihi bir dönüşüm yaşanırken şu soruyu kendimize sormak zorundayız: Türkiye bu yeni dünya düzeninin neresinde olacaktır?
Cumhuriyet Halk Partisi'nin yanıtı çok açıktır: Türkiye hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacaktır. Hiçbir gücün ileri karakolu olmayacaktır. Hiçbir ülkenin stratejik taşeronu olmayacaktır. Türkiye kendi tarihinden, devlet geleneğinden ve millet iradesinden aldığı güçle kendi yolunu çizecektir.
Türkiye, Rusya'yla da Çin'le de konuşur fakat hiçbir gücün yörüngesine giremez. Bize göre bu vizyonun adı bellidir: Bağımsız, kurumsal ve üretken bölgesel güç Türkiye.
Ayrıntılar geliyor...