Ana içeriğe geç

Dijital dünyada fast-food furyası! Kısa videolar iradeyi esir alıyor

Kültür endüstrisinin 1-2 dakikalık dikey dizilerle kurguladığı pazar, sanatı estetik bağlamından koparıp salt bir tüketim aygıtına dönüştürüyor. ABD ve Avrupa’da geleneksel yayın platformlarını sarsan, Türkiye pazarında da hızla yayılan bu akım insan iradesini esir alıyor.

Dijital dünyada fast-food furyası! Kısa videolar iradeyi esir alıyor
Aydınlık
16

Geleneksel sinemanın derinlikli hikâye anlatımı, yerini cep telefonu ekranlarına hapsedilen 9:16 formatındaki mikro-dizilere bırakmaya başladı.

Küresel çalışmalara göre Netflix, Disney+ gibi platformlar başta olmak üzere geleneksel yayın yapan platformlarda mobil indirilme oranları yüzde 7 azaldı. Öte yandan son dönemde hızla yayılmaya başlayan kısa drama uygulamaları ise yüzde 186’lık rekor bir artışla 370 milyon indirmeye ulaştı.

Küresel büyüklüğü 10 milyar doları aşan bu pazarın başını çeken ReelShort, DramaBox ve ShortMax gibi uygulamalar, yalnızca Asya’yı değil; Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa pazarlarını da hızla teslim alıyor. ABD’deki ReelShort kullanıcıları uygulamada günde ortalama 36 dakika harcıyor. Kısa drama akımı Türkiye’yi de etkilemiş durumda.

FAST FOOD SİNEMA TÜRKİYE’Yİ ETKİLEDİ

Türkiye’yi de kapsayan MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesindeki kullanıcıların, bu uygulamalara günde ortalama 6,48 kez giriş yaparak dünyadaki en yüksek oturum sıklığına ulaştığı ifade ediliyor. Türkiye’de kısa drama üretimleri başladı. Tematik olarak yabancı ülkelerdeki formattan ayrışan “Yeni Nesil Aile” adlı dikey yapım sosyal medyada 128 milyon izlenmeyi geçti.

Buna karşın köklü yapım şirketlerinden MedYapım’ın popüler dizilerini dikey formata uyarlama hazırlıkları, GAİN platformunun “Gain Shorts” sekmesini devreye alması ve bu alana odaklanan stüdyoların kurulması; dikey tüketim modelinin kültür hayatımıza yerleştiğini gösteriyor.

FAHİŞ MALİYETLER VE DERİNLİKSİZ TÜKETİM

Topluma “ucuz eğlence” maskesiyle sunulan bu içerikler, tüketici için ciddi bir ekonomik tuzak barındırıyor. Ücretsiz sunulan ilk bölümlerin ardından kritik sahnelerde beliren mikro-ödeme duvarları, izleyicinin toplamda 1.5 saatlik sıradan bir içerik için 40-60 dolar gibi fahiş bedeller ödemesine yol açıyor. Pazarın dağıtım ağını ise içeriklerin ilk bölümlerini “kanca” olarak kullanan TikTok ile Tencent ve Kuaishou gibi küresel teknoloji devleri yönlendiriyor.

HIZLI VE SIĞ TÜKETİM ZİNCİRİ

Üretilen içerikler sanatsal bir kaygı gütmekten çok “hızlı ve sığ tüketim” (fast-food) üzerine kurgulanıyor. Karakter veya mekân gelişiminin olmadığı, ilk 10 saniyede ihanetin, 60. saniyede ise akıl dışı bir zenginleşmenin yaşandığı bu yapımlar; izleyiciyi derinlikli bir sanat eserini kavramaktan alıkoyuyor. Özellikle internet edebiyatından devşirilen anlık intikam alma (Da Lian) ve “gizli milyarder” temaları, izleyiciye sahte bir sınıf atlama fantezisi sunuyor.

İNSANSIZLAŞAN SETLER

Milyar dolarlık endüstri, set arkasında ağır bir emek sömürüsüne sahne oluyor. Geleneksel setlerin yerini, 60-100 bölümlük koca bir diziyi 5-7 gün içinde bitirmeye zorlanan 8 kişilik asgari ekipler alıyor.

Öte yandan, üretken yapay zekâ kullanımıyla günde 470 dikey dizinin otomasyonla piyasaya sürülmesi, yaratıcı insan emeğinin üretim sürecinden hızla dışlandığını gösteriyor.

BİLİMSEL TESPİT: HAFIZAYI FELÇ EDİYOR

Bu kültürel dayatmanın insanda yarattığı bilişsel yıkım da tıp dünyası tarafından belgelendi. Nature bünyesindeki npj Science of Learning’de yayımlanan araştırmalar, dikey videoların beynin bilgi akışını bozarak hafızayı parçaladığını ortaya koydu. NeuroImage dergisindeki bir diğer klinik çalışmada ise, izleyicinin ekranı kaydırdığı an, beyindeki fren mekanizmasının elektriksel olarak susturulduğu saptandı. Bilim insanları, bu yoğun tüketimin insanları gerçek hayatta “risk körlüğüne” ve dürtüsel kararlara sürüklediğini vurguladı.

Kaynağa Git

İlgili Haberler