Haberci olmaya nasıl karar verdiniz?
Gazeteci olmaya lise yıllarında karar verdim. Hedefim her zaman muhabirlikti. Bu nedenle lisede kendi alanım olmamasına rağmen sözel puan türünden üniversite sınavına hazırlandım. Tercihlerimin tamamını televizyon ve yayıncılık bölümlerinden yana kullandım.
Üniversite yıllarında da bu hedef doğrultusunda çok çalıştım. Staj yapmaya ve mümkün olduğunca mesleğin içinde bulunmaya gayret ettim. Üniversitede başladığım staja ara vermeden devam edince kendimi doğrudan sektörün içinde buldum. Böylece gazetecilikten hiç kopmadan, belirlediğim hedef doğrultusunda ilerledim.

Cumhurbaşkanlığı programlarını takip etmek ve sıcak gelişmelerin merkezinde bulunmak size neler kattı?
Her iki alan da haberciliğin farklı yönlerini görmemi sağladı. Cumhurbaşkanlığı programlarını takip etmek; disiplinli, hızlı ve kontrollü çalışmayı öğretti. Sahadaki sıcak gelişmeler ise kriz anlarında nasıl davranılması gerektiğini gösterdi.
Sıcak gelişmeler sırasında doğru bilgiye ulaşmak çoğu zaman çok zor oluyor. Bu nedenle hem bilgiyi teyit etmek hem de doğruluğundan emin olunan bilgiyi hızlı biçimde ekrana taşımak büyük önem taşıyor. Sahada çalışmak, özellikle böyle anlarda nasıl hareket edilmesi gerektiğini insana yerinde öğretiyor.

“Bu meslek için değdi” dediğiniz bir saha deneyimi oldu mu?
Meslek hayatım boyunca hafızamda yer eden çok sayıda saha deneyimi yaşadım. Yedi yıldır bu mesleği yapıyorum ve bu süre boyunca her gün farklı bir hikâyeyi ekranlara taşıdım. Ancak benim için en anlamlı dönem 6 Şubat depremleri oldu.
O süreçte yalnızca haber aktarmadık. İnsanların sesini duyurmaya, ihtiyaçlarını ekranlardan paylaşmaya ve yardım çağrılarının daha fazla kişiye ulaşmasına katkı sağlamaya çalıştık.
Bir insanın hayatına dokunabilmek, yaşadığı zorlukların çözümüne küçük de olsa katkıda bulunabilmek, bana bu mesleğin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Sosyal medyanın hızına yetişmek mi, bilginin doğruluğunu korumak mı daha önemli?
Bence en büyük sorumluluk bilginin doğruluğunu korumak. Hız elbette önemli ancak doğrulanmamış bir bilginin yayılması çok daha büyük sonuçlar doğurabiliyor.
Bu nedenle haberi ilk veren olmak kadar, doğru bilgiyi aktaran kişi olmak da önemli. Muhabirin temel sorumluluğu, hız baskısına rağmen teyit mekanizmasını korumak olmalı.
Türkiye’de muhabirliğin son yıllarda en çok değişen yönü ne oldu?
En büyük değişim, dijitalleşmeyle birlikte haber tüketim alışkanlıklarının dönüşmesi oldu. İzleyici artık habere çok hızlı ulaşmak istiyor. Bu durum, muhabirlerin hem sahada hem de dijital platformlarda daha hızlı ve çok yönlü çalışmasını gerektiriyor.
Herkesin elinde telefon bulunduğu için sosyal medyada bir bilgiyi haber gibi yaymak çok kolay hâle geldi. İnsanların bilgiye erişmek için ilk başvurduğu yer de giderek sosyal medya platformları olmaya başladı.
Bunun sonucunda izleyici zaman zaman doğru bilgiden ziyade hıza önem verir hâle geldi. Tam da bu nedenle profesyonel gazetecilerin bilgiyi teyit etme ve doğru şekilde aktarma sorumluluğu daha da arttı.

Haberci olmak isteyen gençlere en önemli tavsiyeniz ne olur?
Öncelikle bunun kolay bir yol olmadığını bilmeleri gerekiyor. Gazetecilik çok büyük emek ve disiplin isteyen bir meslek.
Bu mesleği gerçekten sevmek gerekiyor. Çünkü gazetecilik, yalnızca “Para kazanayım ve günü bitireyim” düşüncesiyle yapılabilecek bir iş değil. Sürekli bir temponun bulunduğu, gündemin çok hızlı değiştiği ve insanın kendisine her gün yeni bir şeyler katması gereken bir alan.
Meraklı, araştırmacı ve öğrenmeye açık olmak çok önemli. Üniversite yıllarının da iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Bu alanda çalışmak isteyen gençlere mümkün olduğunca staj yapmalarını ve sahayı yakından tanımalarını tavsiye ederim.
Bu meslekte emek veren ve vazgeçmeyen insanlar mutlaka karşılığını alıyor.