Nurdoğan A. ERGÜN
Son yıllarda maliyet baskısı nedeniyle fiyat rekabetine takılan ve hazır giyimle birlikte istihdamda 400 bine yakın kayıp veren Türk tekstil sanayi, “artık konuşmak değil, büyümek zamanı” diyerek dönüşüm düğmesine bastı. Dönüşüme öncülük eden İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birliği’nin (İTHİB) yeni yönetimi, üç ana maddede stratejik yol haritasını belirledi. Buna göre, ilk olarak Avrupa pazarında detaylı saha araştırması yapılacak, orada üretilmeyen ‘niş’ ve ‘teknik’ ürünlere odaklanıp Türkiye’de üretim için firmalarla temaslar kurulacak.
Burada hedef 105 milyar dolarlık üretimi bulunan Avrupa tekstil pazarından en az yüzde 10 pay alabilmek. İkinci hedef ise, ABD, Avrupa ve diğer bölgelerden az ama nitelikli alıcıyı Türkiye’ye getirip üreticilerle buluşturacak nitelikli fuar ve alım heyeti organizasyonlarına ev sahipliği yapmak. Üçüncü ve insan sağlığı açısından en kritik olan hedef ise, iç pazarda yurt, hastane, otel gibi toplu yaşam alanlarında “yanmaz tekstil” kullanımı konusunda toplumsal bilinç ve kamuoyu oluşturmak. Sektör, tekstilde ‘en büyük’ yatırımcı olmaya başlayan ABD’ye de ayrı bir pencere açacak.

“AB’den %10 pay alsak ihracatımız ikiye katlanır”
Küresel piyasalardaki durgunluk ve artan maliyet baskılarına karşı “stratejik dönüşüm” kartını açtıklarını söyleyen İTHİB Başkanı Ahmet Şişman, “Geleneksel üretimden vazgeçmiyoruz ama hedefimiz Türk tekstil sanayinin gerçek potansiyelini ortaya koymak” dedi. Türk tekstilcisinin otomotivden savunma sanayisine, medikalden teknik tekstile kadar geniş bir alanda yatırım yaptığını ve üretim altyapısı bulunduğunu kaydeden Şişman, Türkiye’nin mevcut tekstil ihracatının 10-12 milyar dolar bandında olduğunu hatırlattı.
Avrupa’daki 105 milyar dolarlık devasa üretim hacmine dikkat çeken Şişman, “Avrupa hala teknik tekstilde dünyanın merkezi. Biz bu üretimin sadece yüzde 10’una talip olsak bile ihracat rakamlarımızı bir anda ikiye katlarız. Ekiplerimizi kurduk, hangi ürünlerin nerede üretildiğini ve nasıl pazar alacağımızı raporluyoruz. Biz sektörde sürdürülebilirlik değil büyüme istiyoruz” açıklamasında bulundu. Dönüşümün sadece kıyafetle sınırlı kalmayacağını belirten Şişman, öne çıkan niş alanları şöyle sıraladı: “Avrupa’nın sadece airbag ihracatı 4 milyar euro.
Türkiye’den çıkan tesisin yerini yerli üreticiyle doldurmalıyız. Bu tesis Türkiye’den çıktı ama Türkiye’ye ürün vermeye devam edecek. Paraşüt kumaşları ve askeri teknik tekstillerde ithalatın önüne geçip ihracatçı konumuna yükselmeliyiz. Suni deri ve iç döşeme tekstillerinde Avrupa’nın en büyük tedarikçisi olma potansiyelimiz var. Ama Türkiye’de özellikle otomotiv sanayi bu ürünleri ithal getiriyor.”

“Avrupa’da birim fiyatı yukarı çekmeliyiz”
Türk tekstil sektörünün ihraç birim fiyatını ortalama 4.6 dolar olarak açıklayan Şişman, “Bu rakam Türkiye ortalamasının üzerinde ama tek başına yeterli değil. Bir de sektörleri kendi içinde kıyaslamak doğru değil, bizim birim fiyatımızı diğer ülkelerin tekstil ihraç birim fiyatıyla kıyaslamak lazım. Avrupa Birliği’ne ihracatta Çin’den sonra ikinci sıradayız. Avrupa’nın ithalat ortalamasının yüzde 20 üzerinde birim fiyatımız, 9 dolarlarda.
Ama AB’nin bizim ürün gruplarımızdaki tekstil ihracat birim fiyatına baktığımızda ise yüzde 30 daha fazla, 21 eurolarda olduğunu görüyoruz. Bizim o makası kapatmamız lazım” diye konuştu. Bu dönüşümün bugünden yarına bitmeyeceğini, söyleyen Şişman, “Ancak airbag, suni deri ve otomotiv tekstili gibi derin veriye sahip olduğumuz alanlarda sahaya iniyoruz. 5 yıl sonra ihracatımız 15 milyar dolar olmadıysa, bir şeyi yanlış yapmışız demektir. Hedefimiz net Avrupa’nın 105 milyar dolarlık pazarından aldığımız payı devleştirmek” dedi.
“Avrupa’daki karlı şirketleri radara alıyoruz”
Sektörün sadece yeni yatırımlarla değil, satın almalarla da büyüyeceğini kaydeden Şişman, özellikle Avrupa’da kuşak değişimi nedeniyle devredilmek istenen karlı teknoloji şirketlerinin Türk yatırımcılar için büyük bir fırsat olduğunu belirtti. İTHİB olarak bu süreçte firmalara danışmanlık vererek doğru şirketlerle eşleşmelerini sağlayacaklarını belirten Şişman, şunları söyledi: “Sektör bitmiyor, kabuk değiştiriyor.
Otomotiv, savunma sanayi gibi stratejik sektörlerin yan sanayi ihtiyaçları artıyor. Biz üretmezsek başkası üretecek. Zamanında Almanya ihtiyacı olan teknik tekstil ürünlerinin yüzde 70’ini sektör dışında ürettirmek zorunda kaldı. Biz de ‘yüzde 70’i yine sektör üretsin, yüzde 30 kayarsa kaysın’ diyoruz. Çünkü bu işi yine en iyi yapacak olan tekstilcidir, hazır giyimcidir. Makinelerimiz var, know how’ımız var, insan gücümüz var.”
“BYD modeli yatırımı tekstilde de yapabiliriz”
Üretim anlamında Uzak Doğulu firmalarla da iş birliği yapılabileceğini dile getiren Şişman, “Başta Çin olmak üzere Uzak Doğu’da bu ürünleri üreten ve vergisiz Avrupa pazarına açılmak isteyen çok firma var. Bunlar yatırım için Türkiye ve Macaristan ile görüşüyorlar. Ana sanayi otomotivde BYD benzeri yaptıkları gibi yan sanayide de olabilir.
Biz bu yatırımları çekmek için de harekete geçiyoruz. Otomotiv ve teknik tekstil gibi alanlarda devasa büyüklüğe sahip yan sanayi firmaları, Türkiye’yi üretim üssü yapmaya davet edilecek. Yatırım niyeti olan küresel oyuncularla Türk firmalarını bir araya getirerek danışmanlık desteği vereceğiz. Avrupa istemese de bu ürünler o pazara giriyor. Yatırım Macaristan’a gideceğine Türkiye’ye gelsin, sonuçta üretim merkezi Türkiye olacak” ifadelerini kullandı.
“Yanmaya dayanıklı kumaş zorunlu olmalı”
Başkan Ahmet Şişman, geçmişte yaşanan acı deneyimleri hatırlatarak, özellikle toplu yaşam alanlarında kullanılan tekstil ürünleri için kritik bir uyarıda bulundu. Otel, yurt ve hastane gibi yerlerde “yanma geciktirici” kumaşların zorunlu olması gerektiğini vurgulayan Şişman: “Bu bir lüks değil, insani bir zorunluluk. Türkiye bu teknolojiyi yıllardır üretiyor ve ihraç ediyor.
Üretim maliyetleri de o kadar yüksek değil, artık bor madenimizi kullanarak bu kumaşları üretebiliyoruz. Maliyetler sanıldığı kadar yüksek değil, bir otelin toplam maliyetini yüzde 1 bile artırmıyor. Hiçbir şey insan canından önemli değil. Şartnamelerle ‘yanmaz’ şartı girmeli. Önümüzdeki dönemde bu konuda kamuoyu oluşturmak için yoğun bir çalışma yürüteceğiz” dedi.
“‘Gerileyen sektör’ algısı çok yanlış”
Tekstilin “gerileyen bir sektör” olarak algılanmasının yanlış olduğunu dile getiren Ahmet Şişman, “Geleneksel alanlarda zorlanıyor olabiliriz ama gelecek teknik tekstilde. Bu alanlara özel 6. bölge teşvikleri ve uygun kredi imkânları bekliyoruz. Dünyada sanayinin dönüşmesiyle birlikte ihtiyaç artıyor. Biz rotamızı çizdik. Vakit kaybetme lüksümüz yok” dedi.
“Kapanan atölyeler yüzünden siparişler yetişmiyor”
Bu yılın ilk 4 ayında sektörde hareketlenmenin hissedildiğini ifade eden Ahmet Şişman, yurt dışından siparişlerin gelmeye başladığını söyledi. Ancak hazır giyim sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok atölyenin kapandığını hatırlatan Şişman, “Bu durum siparişleri yetiştirme adına tekstil tarafında da iş kaybı yaratıyor. Bu atölyeler açılırsa daha fazla sipariş alabileceğiz. Orada da açılma yönünde bir hareket başlıyor ama düzen bozulduktan sonra kolay olmuyor, daha yavaş ilerliyor” dedi.
“Know how Türkiye’de kalmalı”
Türkiye’den üretimini kaydıran global devlerin bıraktığı boşluğa dikkat çeken Ahmet Şişman, çarpıcı bir örnek verdi: “Emniyet kemeri ve airbag üreticisi Autoliv, tesisini kapatacağını açıkladı. Orada büyük bir birikim, know how var. Bizim amacımız, giden devlerin yerine yerli yatırımcıyı koymak veya tesisi işletecek yeni ortaklar bulmak. Avrupa’nın sadece airbag ihracatı 4 milyar euro. Bu payı kaptırmamalıyız” dedi. Autoliv’in Türkiye’deki üretim faaliyetlerini durdurma kararı aldığı, geçtiğimiz hafta medyaya yansımıştı.
“Masalarda konuşma dönemi bitti harekete geçiyoruz”
Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) Başkanı Murat Şahinler, Türk ev tekstilinin küresel rekabetteki konumunu güçlendirmek için agresif bir ihracat ve yatırım hamlesi başlatacaklarını ifade etti. Özellikle ABD pazarındaki düşük paya dikkat çeken Şahinler, “Aksiyon almamız lazım, artık sahadayız” mesajı verdi. Şahinler, “Amerika’nın sadece ev tekstili ithalatı yıllık 16 milyar dolar civarında.
Bizim bu pazardaki payımız % 2 bile değil. Hindistan %9 pay alırken, Vietnam son 4 yılda Çin’den boşalan alanı hızla doldurarak %11’e yükseldi. Bizim artık bu rakamları yukarı çekmekten başka çaremiz yok” dedi. Şahinler, şu ifadeleri kullandı: “Yıllardır ‘katma değerli üretelim’ diyoruz ama oturduğumuz yerden konuşmakla 11 milyar dolara ancak geldik. İş insanları artık yerinde durmuyor, duramaz da. Masalarda konuşma dönemi bitti, şimdi aksiyon alma, stratejik hamleleri başlatma ve harekete geçme zamanı.”