Ana içeriğe geç

Avrupa'nın ortasında kara leke... Srebrenitsa soykırımının üzerinden 31 yıl geçti

Avrupa'nın göbeğinde yaşanan ve tarihe kara bir leke olarak giren Srebrenitsa Soykırımı bu yıl 31.yılında anılıyor. Güvenli bölge ilan edilen kentteki zulümler, yıllar sonra uluslararası mahkemeler tarafından soykırım olarak kabul edildi. Aradan geçen zamana rağmen kayıplarını arayan ailelerin mücadelesi sürerken, Srebrenitsa acısı hafızalardaki yerini koruyor.

Avrupa'nın ortasında kara leke... Srebrenitsa soykırımının üzerinden 31 yıl geçti
Star Gazetesi
16

Bosna-Hersek'in 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte Balkanlar'da yeni bir dönem başladı. Ancak bağımsızlık kararı, bölgede yaşayan Boşnaklar için ağır bir insani trajedinin de başlangıcı oldu. Kısa sürede çok sayıda Boşnak yerleşim yeri Sırp güçleri tarafından işgal edilirken, tarihe kara bir leke olarak geçen Srebrenitsa Soykırımı'nın temelleri atıldı.

Birleşmiş Milletler tarafından 'güvenli bölge' ilan edilen Srebrenitsa'da yaşayan Boşnaklar, bu statüye güvenerek ellerindeki silahları teslim etti. Temmuz 1995'te Sırp birliklerinin kente yaklaşması üzerine halk, bölgede görev yapan Hollandalı BM askerlerinden yardım istedi. Boşnaklar, en azından teslim ettikleri silahların geri verilmesini talep etti ancak bu istek de karşılıksız kaldı. Böylece binlerce sivil tamamen savunmasız bırakıldı.

11 Temmuz 1995'te savaş suçlusu Ratko Mladiç komutasındaki Bosnalı Sırp birlikleri Srebrenitsa'ya girdi.

'ÖLÜM YOLU'NDA BİNLERCE KURBAN

Kentin işgal edilmesinin ardından askerlik çağındaki erkekler ailelerinden koparıldı. Kadınlar ve çocuklar zorla otobüslere bindirilerek sürgün edilirken, erkekler ormanlık alanlarda, depolarda ve fabrikalarda infaz edildi. Kaçmaya çalışan binlerce Boşnak ise daha sonra 'Ölüm Yolu' olarak anılacak orman güzergahında kurulan pusularda yaşamını yitirdi.

Yaklaşık beş gün süren katliam boyunca en az 8 bin 372 Boşnak sistematik şekilde öldürüldü. Cesetler suçun izlerini gizlemek amacıyla toplu mezarlara gömüldü. Yıllar sonra yapılan kazılarda yüzlerce toplu mezar ortaya çıkarıldı. Bugüne kadar binlerce kurban Potoçari Anıt Mezarlığı'na defnedilirken, 1000'den fazla kişinin naaşına ise hala ulaşılamadı; geride kalan ailelerin bekleyişi ise yıllardır sürüyor.

BOSNA KASABINA MÜEBBET

Srebrenitsa'da yaşananlar uluslararası hukuk tarafından da soykırım olarak kabul edildi. Uluslararası Adalet Divanı, 2007 yılında verdiği kararla Srebrenitsa ve çevresindeki katliamları 'soykırım' olarak nitelendirdi. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ise 'Bosna Kasabı' lakaplı Ratko Mladiç'i müebbet hapse mahkum etti. Bosnalı Sırp siyasi lider Radovan Karaciç de Srebrenitsa dahil birçok suçtan hapis cezasına çarptırıldı. Farklı davalarda onlarca sanık yüzlerce yıl hapis cezası aldı.

KAYIP YAKINLARI İÇİN MÜCADELE SÜRÜYOR

Aradan geçen yıllara rağmen Bosna-Hersek'te kayıp yakınlarını arayan ailelerin mücadelesi sürüyor. Her yıl 11 Temmuz'da kimlik tespiti tamamlanan kurbanlar Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle toprağa veriliyor.

SREBRENİSTA ÇİÇEĞİ

Srebrenitsa Soykırımı'nın simgesi haline gelen 'Srebrenitsa Çiçeği' ise acının ve umudun ortak sembolü olarak yaşatılıyor. Çiçekte yer alan 11 beyaz yaprak, 11 Temmuz 1995'i ve masumiyeti temsil ederken, ortasındaki yeşil renk adaletin bir gün mutlaka yerini bulacağına olan inancı simgeliyor.

Srebrenitsa Soykırımı'na ilişkin hafızalara kazınan en çarpıcı mesajlardan biri, bağımsız Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'e ait oldu. Eski Yugoslavya döneminde Müslüman Boşnakların dini ve milli bilincini güçlendirmek için verdiği mücadele nedeniyle iki kez hapse atılan İzzetbegoviç, yaşanan acıların unutulmaması gerektiğini şu ifadelerle açıkladı:

'Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın çünkü unutulan soykırım tekrarlanır'

Kaynağa Git

İlgili Haberler