Şubat ayının sonunda ABD-İsrail'in İran'a karşı savaş başlatması sonrası dünyada enerji krizi farklı bir boyuta evrilirken, jet yakıtı krizi de özellikle Avrupa'nın gündeminde yer aldı.
Jet yakıtı sorunu çatışma ve ateşkes belirsizliği sürerken yeni dönemin en büyük küresel krizlerinden biri haline gelmek üzere ve bunu en derinden hisseden ülke ise şüphesiz Avrupa ülkeleri. Zira Avrupa, talebin yakaşık yüzde 25-30'unu Basra Körfezi'nden karşılıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Nisan ayında yaptığı açıklamada Avrupa'nın altı haftalık jet yakıtı stoğuna sahip olduğunu söylerken "Tarihin en büyük enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıyayız" demişti. Bu açıklamadan kısa süre sonra ise Almanya'nın en büyük havayolu şirketi Lufthansa 21 Nisan'da yaptığı açıklamada yakıt tasarrufu sağlamak amacıyla Mayıs ve Ekim ayları arasında 20 bin iptal ettiğini duyurmuştu.
BELİRSİZLİK YENİDEN SORUN
Savaşa kadar dünyanın deniz yoluyla taşınan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazının yaklaşık beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı, Haziran ayında kısmen yeniden açıldı. Fakat Temmuz ayında, her iki tarafın da yaptığı saldırılar nedeniyle ateşkes bir kez daha tehdit altına girdi.
Reuters'ın Energy Aspects'e dayandırdığı 18 Haziran tarihli verilerine göre, üçüncü çeyrekte Avrupa genelinde günlük yaklaşık 600.000 varil arz açığı beklenirken, ABD'de 116.000 varil ve Asya-Pasifik'te 425.000 varil arz fazlası bekleniyor.
Aynı verilere göre, Haziran ayı başında stoklar 38 milyon varil seviyesindeyken, ABD'de bu rakam 99 milyon varildi. Reuters hesaplamalarına göre bu durum, Avrupa'da talebi karşılayacak 30 günden az bir stok anlamına geliyor ve bu da başlıca jet yakıtı pazarları arasında en dar stok seviyesi anlamına geliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı'nın son aylık raporundan elde edilen en güncel veriler, Mayıs ayı sonu itibarıyla jet yakıtı stoklarının bir önceki yıla göre yüzde 10 daha yüksek olduğunu, rafineri üretiminin ise yüzde 30 arttığını gösteriyor. Rakamlar ayrıca yalnızca bir aylık bir tolerans payı olduğunu da ima ediyor.
AB'DEN PEŞ PEŞE MESAJLAR
Avrupa Komisyonu da Haziran ayında durumun daha da kötüleşebileceğini kabul ederken AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen blokun yaz tatili sezonunun sonuna doğru jet yakıtı stoklarında daralma yaşayacağını ve gerekirse Brüksel'in ulusal rezervlerin serbest bırakılmasını koordine edeceğini söylemişti.
10 Temmuz tarihinde ise Avrupa Komisyonu ve AB ülkelerinden üst düzey temsilcilerden oluşan Enerji Birliği Görev Gücü, Ortadoğu'daki son gelişmeleri ve bunların AB enerji piyasaları üzerindeki etkisini görüşmek üzere toplandı.
Toplantı sonrası yapılan açıklamada jet yakıtı tedarikinin şu ana kadar genel olarak istikrarlı kaldığı sonucuna varıldığı vurgulandı. Bununla birlikte belirsizliğin sürdüğü belirtilerek "AB'deki jet yakıtı tedariki, jeopolitik baskıya rağmen dirençli olduğunu kanıtladı, AB rafineri üretimindeki artış ve dünyanın diğer bölgelerinden sağlanan tedarikler bu direnci destekledi. Bununla birlikte, durum hala istikrarsızlığını koruyor" denildi.
AB'DE HOLLANDA EN BÜYÜK İHRACATÇI
AB her ne kadar ithalatçı konumunda olsa da Hollanda, Avrupa'nın en büyük ham petrol rafinerilerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor; bunların çoğu kerosen ithal ediyor ve jet yakıtı üretiyor.
Genelde ise AB, jet yakıtının yüzde 60 ila yüzde 70'ini karşılayabiliyor, yüzde 30-40'ını ise ithal ediyor; bunun yaklaşık yarısı Hürmüz üzerinden geliyor.
TEDARİKİN TÜKENMESİNE KANADA ÇÖZÜMÜ
Şubat ayının sonunda savaş patlak verene kadar Avrupa, jet yakıtı ithalatının yaklaşık yarısı için Orta Doğu'ya bağımlıyken Mart ayında analistler, jet yakıtının neredeyse tamamını Ortadoğu'dan temin eden Afrika ülkelerinin en ağır darbeyi alacağını tahmin ediyordu.
Ancak Kpler'in verilerine göre, Nijerya'daki Dangote rafinerisinden ve Hindistan ile Umman'dan yapılan ithalatı artırmayı başardılar. Bununla beraber Kanada gibi yeni satıcılara yönelerek tedarikin tükenmesini şimdiye kadar engellemeyi sağladı.
* Haberin görseli Shutterstock'tan servis edilmiştir. Görsel temsilidir.
