Emtia piyasalarında dalgalanma devam ediyor. altın fiyatları yatırımcının beklediği seviyeleri göremedi. Peki yönü nasıl değişecek? Ekonomist Erdal Yeniçeri, TGRT Haber canlı yayınında yaptığı değerlendirmelerde yatırımcıların özellikle finansal okuryazarlıklarını geliştirmeleri, tek bir yatırım aracına bağlı kalmamaları ve jeopolitik gelişmeleri yakından takip etmeleri gerektiğini vurguladı ve piyasalar hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. İşte detaylar...
Son 6 ayda piyasaların çok daha volatil bir hal aldığını ifade eden uzman isim her yatırımcının zarar etmeyi göze alacağı noktayı (stop-loss) önceden belirlemek zorunda olduğunu söyledi. İşte Yeniçeri'nin konuşmasından satır başları...
Piyasalar belirsizliği sevmez. Normal şartlarda piyasalarda bir şey düşecekse bu önceden fiyatlanır, çıkacaksa da yine fiyatlanır. Ancak belirsizlik ortamlarında piyasalar neyi nasıl fiyatlayacağını bilemez. Bu durumda yatırımcı endişeli ve kararsız hâle gelir.
Altın tarafında da benzer bir durum yaşandı. Hürmüz Boğazı, Amerika, İran ve İsrail arasında yaşanan gerilim nedeniyle gündemin merkezine oturdu. Çünkü İran önemli bir petrol ülkesi ve bu süreçte yatırımcıların odağı altından ziyade petrole kaydı. Arz-talep dengesi açısından bakarsak, altın piyasasında arz vardı ancak yeterli talep oluşmadı. Bu nedenle altın daha stabil kaldı. Buna karşılık petrol tarafında ciddi bir yükseliş yaşandı. Petrol 70 dolarlardan 120 dolara kadar çıktı, hatta 130 dolar seviyelerini zorladı. Daha sonra savaş öncesi seviyelerine geri döndü.
SERMAYE EL DEĞİŞTİRİYOR
Böyle dönemlerde yatırımcı sermayesi altından petrole geçiyor. Aslında emtia piyasalarında sürekli sermaye el değiştiriyor. Altın bir haftada yaklaşık yüzde 10 düştü. Ancak unutmamak gerekir ki bundan önce yaklaşık 20 yılda bir yaşanabilecek kadar olağanüstü bir yükseliş yaşamıştı. Altının her zaman aynı hızla yükselmesini beklemek doğru olmaz.
Altın 8 bin 900 liraları, hatta 9 bin liraya yaklaşan seviyeleri gördü. O seviyelerden alım yapan yatırımcılar şu anda en büyük hayal kırıklığını yaşayan kesim oldu. Çünkü herhangi bir yatırım aracı zirve seviyelerine ulaştığında mutlaka grafik analizi yapmak gerekir.
Hürmüz Boğazı'ndan günlük yaklaşık bin gemi geçebiliyor. Boğaz oldukça geniş bir geçiş noktasıdır. Daha önce yaşanan gerilim sırasında yaklaşık bin geminin beklediğini gördük. Bu gemilerde tekstil ürünleri, gıda ürünleri ve teknoloji ürünleri bulunuyordu. Bu gecikmeler ciddi ekonomik zararlar oluşturdu.
ALTIN ARTIK GÜVENLİ LİMAN DEĞİL Mİ?
Dünden bugüne altın tarafında yaklaşık yüzde 2'lik bir toparlanma yaşandı. Ancak artık altını günlük değerlendirmek gerekiyor. Eskiden güvenli liman olarak görülen altın bugün kısa vadede adeta hisse senedi gibi hareket edebiliyor.
Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler nedeniyle bir hafta içinde yeniden yüzde 10'luk yükselişler de yaşanabilir. Savaş durur, anlaşma imzalanır ya da tam tersine yeni saldırılar gerçekleşebilir. Hürmüz yeniden kapanabilir. İran-İsrail hattında yeni gelişmeler yaşanabilir. Böyle dönemlerde yatırımcıların kendilerini korumaları gerekir. Çünkü sadece tek bir yatırım aracına yatırım yapan kişi o aracın bütün riskini üstlenmiş olur. Özellikle evini ya da arabasını satarak tek bir yatırım aracına giren yatırımcılar çok daha büyük risk almış oluyor.
Jeopolitik olaylar sadece bizim piyasamızı değil, Çin borsasını da etkiliyor. Ancak Türkiye, savaş bölgesine yakın olduğu için bizim piyasamız daha sert etkileniyor. Bu nedenle Türkiye şu anda uluslararası yatırımcıların da yakından takip ettiği ülkelerden biri.
Merkez Bankası Başkanı'nın verdiği mesajlar da dikkatle izleniyor. Merkez Bankası şu anda faiz indirimi konusunda tamamen enflasyon verilerine odaklanmış durumda. Enflasyon olumlu gelirse faiz indirimi değerlendirilebilir. Kararlar tamamen veriye dayalı olarak alınıyor.
Dezenflasyon sürecinde özellikle TÜİK verileri esas alınıyor. Eğer enflasyon beklentiler doğrultusunda düşmeye devam ederse küçük bir faiz indirimi görülebilir. Ancak veriler beklendiği kadar iyi gelmezse faizlerin sabit tutulması daha olası görünüyor.
Mayıs ayında açıklanan aylık enflasyonun yüzde 2'nin altında gelmesi olumlu bir sürpriz olmuştu. Biz bu olumlu tablonun devam edeceğini düşünüyoruz. Çünkü enflasyonla mücadelede ciddi bir çaba var. Sadece gıda fiyatlarına değil, emtia fiyatlarına ve döviz piyasasına da bakmak gerekiyor. Şu an itibarıyla genel görünüm olumlu. Eğer son dakika olumsuz bir gelişme yaşanmazsa faiz indirimi ihtimalini güçlü görüyoruz.
KİRA FİYATLARI UÇUŞA GEÇTİ
Gayrimenkul tarafında ise kentsel dönüşüm önemli bir gündem maddesi hâline geldi. Özellikle büyükşehirlerde kira fiyatları çok yükseldi. İstanbul'da bazı bölgelerde kiralar 100 bin liraya kadar ulaşıyor.
Kentsel dönüşüm tamamlandıkça konut arzı da artacaktır. Ancak İstanbul gibi büyük şehirlerde mevcut arzın yeterli olması kolay görünmüyor. Yeni konut üretimine ihtiyaç devam ediyor.
Kira artışlarının TÜFE oranına göre belirlenmesi ve bunun etkin şekilde denetlenmesi durumunda fırsatçılığın önüne geçilebilir. Bazı semtlerde kira seviyeleri gerçek piyasa değerlerinin çok üzerine çıkmış durumda.
Yeni yapılan binaların maliyetleri fiyatları etkiliyor. Ancak eski binaların bile yüksek kira istemesi tamamen serbest piyasa dengesinden kaynaklanıyor. Bu konuda devletin daha etkin adımlar attığını görüyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un açıkladığı 25 bin konutluk kira destekli proje de piyasaya katkı sağlayacaktır. Konut arzının artması kira fiyatlarını zamanla aşağı çekecektir.
Ancak son altı ayda piyasa daha volatil bir hâl aldı. Bu nedenle stop-loss kullanılması gerektiğini düşünüyoruz. Her yatırımcı zarar edeceği noktayı önceden belirlemeli.
Altın konusunda yüksek seviyelerden alım yapan yatırımcılar için de panikle hareket edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Çok yüksek maliyetli yatırımcıların piyasayı izlemesi daha doğru olabilir. Eğer maliyet düşürülecekse bunun tek seferde değil, kademeli şekilde yapılması gerekir.
Bu süreçte özellikle Hürmüz Boğazı ve jeopolitik gelişmeler yakından takip edilmelidir. Çünkü haber akışı altın fiyatlarını doğrudan etkileyebilir.
Orta ve uzun vadede altının kazandırmaya devam edeceğine inanıyoruz. Ancak kısa vadede her gün aynı yükselişi beklemek doğru değildir. Altının 3 bin liradan 9 bin liraya çıkması olağanüstü bir dönemdi ve bunun sürekli tekrarlanmasını beklemek gerçekçi olmaz.
Son dönemde yatırımcıların dikkatini çeken diğer emtialar arasında bakır ve platin de bulunuyor. Özellikle bakır geleceğin stratejik emtialarından biri olarak görülüyor. Son bir ve beş yıllık grafiklere bakıldığında bakırın istikrarlı bir yükseliş sergilediği görülüyor.
Bugün emtia piyasalarının tamamı birbirinden ayrışmış durumda. Buğday, mısır, arpa, petrol, altın, bakır ve platin gibi tüm emtialar kendi dinamiklerine göre hareket ediyor. Bu nedenle her bir yatırım aracını kendi özel koşulları içerisinde değerlendirmek gerekiyor. Altını, petrolü, buğdayı ya da Borsa İstanbul'u tek bir veri üzerinden yorumlamak doğru değildir. Her biri kendi içinde ayrı analiz edilmelidir.