Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Mayıs 2026 raporunu kamuoyuyla paylaştı. Platform, 2010 yılından bu yana verileri düzenli olarak açıklarken, bakanlıkların kadın cinayetlerine dair sistematik bir veri tutmadığına ve paylaşmadığına dikkat çekti. Raporda, cinayetlerin önlenmesi ve şüpheli ölümlerin açığa çıkarılması için devletin tüm mekanizmalarıyla somut adımlar atması gerektiği vurgulandı.
14 KADININ ÖLÜM BAHANESİ TESPİT EDİLEMEDİ
Mayıs ayında işlenen 16 kadın cinayetinin detayları, kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve faillerin cezasızlık algısını bir kez daha gözler önüne serdi. Raporda öne çıkan çarpıcı veriler şu şekilde sıralandı:
Öldürülen 16 kadından 1’i ekonomik gerekçelerle, 1’i ise kriz geçirdiği bahanesiyle katledildi.
Katledilen 14 kadının ise hangi bahaneyle öldürüldüğü belirlenemedi. Platform, bu durumun kadına yönelik şiddetin ve cinayetlerin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğunu ifade etti.
Kadınların yüzde 56’sı (9 kadın) ateşli silahlarla hayattan koparılırken; 3 kadın kesici aletle, 2 kadın darp edilerek, 1 kadın boğularak ve 1 kadın yakılarak öldürüldü.
EN GÜVENLİ OLMASI GEREKEN YERLERDE VE EN YAKINLARI TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜLER
Rapora göre kadınlar, en çok güvende olmaları gereken evlerinde ve hayatlarındaki erkekler tarafından hedef alındı:
Mayıs ayında katledilen kadınların yüzde 31’i evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Faillerin dağılımında 5 evli olunan erkek, 3 eskiden evli olunan erkek, 2 birlikte olunan erkek, 1 oğul, 2 akraba ve 1 arkadaş yer aldı. 2 kadının ise faille olan yakınlık derecesi tespit edilemedi.
Cinayetlerin mekânsal dağılımında evler ilk sırada yer aldı. Kadınların 5’i evinde, 3’ü sokakta, 2’si ıssız bir yerde, 1’i arabada ve 1’i şantiye alanında katledildi. 4 kadının ise nerede öldürüldüğü belirlenemedi.
ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİNDEKİ ARTIŞ ENDİŞE VERİCİ
Mayıs ayında 33 kadının şüpheli şekilde ölü bulunması, intihar veya kaza süsü verilen cinayetler konusundaki endişeleri artırdı. Platform, pandemi süreciyle birlikte tırmanışa geçen şüpheli ölümlerin titizlikle aydınlatılması gerektiğini belirtti. Ay içinde dikkat çeken şüpheli ölümlerden bazıları şunlar oldu:
Aydın’da 24 yaşındaki Mine Mercan, arkadaşının evinde 4. kattaki pencereden düşerek yaşamını yitirdi.
Mardin’de 28 yaşındaki Emine Esen ve Diyarbakır’da 15 yaşındaki Hülya Asar, evlerinde ateşli silahla vurulmuş halde bulundu.
Konya’da 19 yaşındaki Hene Ebuzeyneb, çalıştığı kafede elleri bağlı şekilde ölü olarak bulundu.
NAFAKA HAKKINA VE DEMOKRATİK İRADEYE YÖNELİK TEHDİTLER
Raporda yalnızca cinayet verilerine değil, kadınların hak gaspı yaşadığı hukuki ve siyasi gelişmelere de yer verildi:
Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasının "süresiz" olmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi sert bir dille eleştirildi. Kararın kadın yoksulluğunu derinleştireceği ve kadınları şiddet döngüsüne mahkum edeceği belirtilerek, nafakanın bir lütuf değil, hak olduğu hatırlatıldı.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararı ve yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi çabaları, sandık iradesine müdahale olarak değerlendirildi. "Sandık çökerse ilk kadınlar kaybeder" denilerek, kadın mücadelesinin demokrasiyle doğrudan bağının altı çizildi.
HUKUKİ GELİŞMELER VE DÜNYADAN ESEN MÜCADELE RÜZGARLARI
Mayıs ayı, hem Türkiye'deki önemli kadın davalarındaki gelişmelere hem de küresel kadın hareketlerine sahne oldu:
İstanbul’da denizde halıya sarılı halde cesedi bulunan Sedef Güler’in davasında, sanık Yavuz Güngör "Kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Ankara’da arama kararı olmadan girdiği evde cinsel saldırıda bulunan polis memuru Hüseyin Kılıç 7 yıl 6 ay hapis cezası aldı ancak tutukluluk süresi gerekçesiyle tahliye edildi.
Dünyada ise Taliban baskısı altındaki Afganistan’da kadın futbolcuların sahaya dönmesi ve Arjantin’de 14 yaşındaki Agostina Vega’nın öldürülmesinin ardından binlerce kadının "Ni Una Menos" (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) diyerek sokaklara dökülmesi, kadın dayanışmasının sınır tanımadığının kanıtı olarak raporda yer buldu.
Odatv.com