HAŞİM KILIÇ / NEFES
Barış Manço'nun müziğinin kendi kariyerindeki en büyük referans olduğunu dile getiren Doğukan Manço, müzik üretirken babasının çalışma anlayışını örnek aldığını söyledi.
Barış Manço eserlerini yeniden yorumlama konusunda her zaman temkinli davrandığını ifade eden Manço, son dönemde yaşanan gelişmelerin kendisini bu konuda farklı düşünmeye yönelttiğini belirtti. "Normalde Barış Manço şarkılarına pek dokunmam. Kendi kariyerimde ilerlemeyi tercih ederim. Ancak gündem öyle bir noktaya geldi ki bazı çalışmalar, sahip olduğunuz değerleri yeniden hatırlatıyor" diyen Manço, babasının eserlerini yeni düzenlemelerle genç kuşaklara ulaştırmayı amaçladığını söyledi.
Hazırladığı çalışmaların gençleri Barış Manço'nun orijinal kayıtlarına yönlendirmesini istediğini belirten Manço, "İnsanlar bu düzenlemeleri dinledikten sonra 'Bunun aslı nedir?' diye merak edip o hazineyi yeniden keşfederler diye düşünüyorum. Çünkü nesiller değişiyor. Gençler Barış Manço'yu tanıyor ama önceki kuşaklar kadar ayrıntılı bilmiyor" diye konuştu.

"BARIŞ MANÇO, TÜRKİYE İLE BELÇİKA ARASINDA ÖNEMLİ BİR KÖPRÜ"
Barış Manço'nun yalnızca müzik dünyası için değil, Türkiye ile Belçika arasındaki kültürel ilişkiler açısından da önemli bir isim olduğunu vurgulayan Doğukan Manço, bu mirası yaşatmayı görev olarak gördüğünü ifade etti. Manço, "Barış Manço, Türkiye ile Belçika arasında çok önemli bir köprü. Biz de o köprüyü ayakta tutabilmek adına zaten çeşitli çalışmalar yapıyorduk. Bundan sonra da bunları biraz daha artırarak devam ettireceğim" dedi.
"TÜRKİYE'NİN EN GENÇ RAPÇİLERİNDEN BİRİ OLDUM"
Doğukan Manço, çocuk yaşta babasıyla birlikte müzik stüdyosuna girdiğini ve Türkiye'nin ilk rap denemelerinden birinde yer aldığını da anlattı. 1992 yılında yayımlanan ‘Ayı’ adlı şarkıda rap bölümünü seslendirdiğini hatırlatan Manço, "Babam bana o parçada rap okuttu. 'Evet babacığım o, ona ayı derler' sözlerini ben söylüyorum. Bu da beni Türkiye'nin en genç rapçilerinden biri yaptı" ifadelerini kullandı.
İlk ve son sahne deneyimini de aynı dönemde yaşadığını anlatan Manço, Stuttgart'ta babasıyla birlikte sahneye çıktığını söyledi. Dünyaca tanınan bir sanatçının yanında bulunmanın kendisini oldukça heyecanlandırdığını belirten Manço, "Çok çekingendim. Yanınızda böyle dev bir isim olunca aynı özgüvenle hareket edemiyorsunuz. O yüzden geri planda kalmayı tercih ettim. Bugün de müzikte geri planda olmayı seviyorum. Şarkı söylemiyorum; söyleten, düzenleyen tarafta yer alıyorum" dedi.
"ŞARKILARI DİNLEDİKÇE SÖYLEDİKLERİNİ DAHA İYİ ANLIYORUZ"
Barış Manço'nun eserlerinin yalnızca melodileriyle değil, içerdiği mesajlarla da çok güçlü olduğunu dile getiren Doğukan Manço, yıllar geçtikçe bu şarkıların değerinin daha iyi anlaşıldığını söyledi. Manço, "Barış Manço, Türk kültürünü ilmek ilmek işleyerek şarkılarıyla yeniden topluma hatırlattı. Hepimiz bu eserleri büyük keyifle dinliyoruz ama biraz düşünerek dinlediğimizde 'Bir dakika, neler söylemiş bu adam' diyoruz. İşte o zaman insanlar 'Biz bu adamın kıymetini bilememişiz.' demeye başlıyor" ifadelerini kullandı.
Bugün en sevdiği Barış Manço şarkısının gündeme göre değişebildiğini söyleyen Manço, özellikle bazı eserlerin günümüzü anlatan güçlü mesajlar taşıdığına dikkat çekerek, "'Kara Sevda' bugün favorim olabilir ama yarın başka bir parça öne çıkabilir. Mesela 'Halil İbrahim Sofrası' bugün hak, hukuk ve adaleti anlatıyor. 'Kazma', 'Ali Yazar Veli Bozar', 'Ahmet Bey'in Ceketi' de bugünün Türkiye'sinde farklı anlamlar kazanıyor. Elbette 'Gülpembe', 'Unutamadım' ve 'Dağlar Dağlar' her zaman efsane eserler. Ama bazı şarkılar var ki günün koşullarına göre size bambaşka şeyler söylüyor" diye konuştu.

"BELÇİKA BİZİM AİLECE NEFES ALABİLDİĞİMİZ YERDİ"
Çocukluğunda Belçika'nın ailesi için çok özel bir yere sahip olduğunu anlatan Doğukan Manço, babasının Türkiye'de yoğun ilgi nedeniyle özel hayatını rahat yaşayamadığını söyledi. Belçika'nın Barış Manço için adeta bir sığınak olduğunu belirten Manço, "Babam Türkiye'de sanat hayatını yaşıyordu, Belçika'da ise insan olarak hayatını sürdürebiliyordu. Orada sokakta çok daha rahat yürüyebiliyor, günlük yaşamını özgürce yaşayabiliyordu" dedi.
Aile tatillerini çoğunlukla Belçika'da geçirdiklerini anlatan Manço, sözlerini şöyle tamamladı:
- Biz ailece Belçika'yı tercih ederdik. Çünkü orada gönül rahatlığıyla gezebilir, birbirimize daha fazla zaman ayırabilirdik. Türkiye'de ise babamın yoğun temposu buna pek fırsat vermiyordu. Bu nedenle Belçika bizim için adeta bir kaçış noktasıydı; aile hayatımızı rahatça yaşayabildiğimiz özel bir yerdi.