Japon yeni, ABD doları karşısında son 40 yılın en düşük seviyesine gerileyerek küresel piyasalarda alarm zillerinin çalmasına neden oldu.
CNN Internatinoal'ın haberine göre Yen'in 1986'dan bu yana en kötü seviyeye gerilemesindeki ana etken, ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında yaşanan savaşın tetiklediği petrol şoku oldu. Yatırımcılar, enerji fiyatlarındaki bu ani sıçramanın yarattığı enflasyonla mücadele etmek adına ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarını uzun süre yüksek tutacağını, hatta önümüzdeki aylarda artırabileceğini öngörüyor.
Bu beklenti küresel ölçekte doları yeniden güçlendirirken, yen başta olmak üzere diğer para birimleri üzerindeki baskıyı artırdı. 2025 yılında %9 değer kaybeden ABD dolar endeksi bu yıl başından itibaren %3 toparlandı.
MUFG Kıdemli Döviz Ekonomisti Lee Hardman süreci, "ABD-İran savaşının yol açtığı enerji fiyat şoku, yen için bardağı taşıran son damla oldu. Fed politikasındaki şahin ton da bu düşüşü perçinledi" sözleriyle özetliyor.
Para birimleri arasındaki değer değişimi doğrudan ülkelerin faiz makasına dayanıyor. Japonya Merkez Bankası (BOJ), 16 Haziran'da politika faizini %1'e yükselterek 1990'lardan bu yana en yüksek seviyeye çıkardı.
Söz konusu bu oran, Haziran ayında faizi %3,5 - %3,75 aralığında sabit tutan Fed'in oldukça gerisinde kalıyor. Bu devasa makas aralığı, daha yüksek getiri arayan sermayenin Japonya'dan kaçarak ABD'ye akmasına neden oluyor; bu da doları güçlendirirken yen'i dibe çekiyor.
Trump'ın doları güçlendiren kararı
Doların küresel piyasalarda güçlenmesini tetikleyen bir diğer kritik gelişme de ABD yargısından geldi. ABD Yüksek Mahkemesi pazartesi günü aldığı emsal kararla, ABD Başkanı Donald Trump’ın somut bir usulsüzlük ya da yasa dışı kanıt olmadan Merkez Bankası (Fed) Yönetim Kurulu Üyesi (Guvernörü) Lisa Cook’u keyfi olarak görevden alamayacağına hükmetti.
Beyaz Saray'ın Merkez Bankası üzerindeki siyasi baskısını sınırlandıran ve Fed’in bağımsızlığını yasal güvence altına alan bu karar, piyasalara güven verdi. Yüksek Mahkeme'nin bu koruma kalkanı ve Fed’in enflasyonu düşürme konusundaki tavizsiz, kararlı duruşu, doların küresel para birimleri karşısındaki yükseliş trendini daha da hızlandırdı.
Japonya, ekonomiyi canlandırmak ve deflasyonu önlemek amacıyla 2000 ve 2010'lu yıllar boyunca sıfır hatta negatif faiz politikası uygulamıştı. BOJ, 2024 yılında enflasyonun %2'lik hedefin üzerine çıkmasıyla faiz artırımlarına başlasa da küresel faiz liginin çok gerisinde kaldığı için paranın değer kaybını durduramadı.
Wall Street'i korkutan hamle
Tokyo yönetimi, kuru desteklemek adına elindeki ABD dolarlarını ve dolar cinsinden varlıkları (başta ABD Hazine Tahvillerini) satıp piyasadan yen toplayarak müdahale etmeye hazırlanıyor.
ING analisti Turner, bu şok müdahalenin bu hafta sonu bile gelebileceğini öngörüyor. Japonya, geçtiğimiz Nisan sonu ve Mayıs başında yen'i toplamak için yaklaşık 70 milyar dolarlık varlık satışı yapmış ancak bu müdahale yapısal sorunları çözmeye yetmemişti.
Eğer Japonya elindeki devasa ABD tahvili portföyünü daha agresif şekilde satarsa, tahvil fiyatları düşerken faizler yukarı fırlayabilir.
Corpay Baş Piyasa Stratejisti Karl Schamotta, 29 trilyon dolarlık devasa ABD tahvil piyasası karşısında Japonya’nın on milyarlarca dolarlık müdahalelerinin normal şartlarda sınırlı bir etki yaratacağını belirtiyor.
Burada asıl büyük tehlike hisse senedi piyasalarında gizli. Wall Street'te yıllardır uygulanan en popüler stratejilerden biri olan "Carry Trade" (düşük faizli yen borçlanıp, bu parayla yüksek getirili ABD teknoloji hisselerine yatırım yapma) mekanizması patlama riskiyle karşı karşıya.
Tokyo'nun piyasaya şok bir hacimle müdahale etmesi ve BOJ'un faiz artırması, yen borçlanmayı aniden çok pahalı hale getirecek.
'Carry Trade çökerse borsalar tepetaklak olur'
Schamotta, "Özellikle ABD Hazinesi ile koordineli şekilde yapılacak çok daha büyük hacimli bir 'şok ve dehşet' kampanyası, carry trade mekanizmasında şiddetli bir çözülmeyi tetikleyebilir ve bu durum ABD hisse senedi piyasaları için çok ağır negatif sonuçlar doğurur" uyarısında bulunuyor.
Nitekim Ağustos 2024'te, BOJ'un faiz artırmasıyla bu mekanizma kısa süreliğine çözülmüş ve başta ABD teknoloji hisseleri olmak üzere küresel borsalarda çok sert bir satış dalgası yaşanmıştı.
Yapay zeka ve teknoloji hisselerinin bu yıl ulaştığı yüksek değerlemelerden endişe eden analistler için yen kaynaklı bir oynaklık, bireysel emeklilik hesaplarından küresel fonlara kadar trilyonlarca dolarlık birikimi tehlikeye atabilir. Schamotta gidişatı şu sözlerle özetliyor:
"Yılın ortasında durduğumuz yer, bu dönemin ne kadar tahmin edilemez olduğunun bir kanıtı. Ocak ayında neredeyse tüm uzmanlar doların düşeceğini, yen'in toparlanacağını öngörüyordu. Küresel ekonomideki devasa kırılmalar, bu varsayımların tamamını kesin bir şekilde yerle bir etti."