Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığından uzaklaştırılan Özgür Özel, Diyarbakır'da gençlerle bir araya geldi. Özel, burada gençlerin sorularını yanıtladı.
'ÇAĞRI HEYETİNİN ATANMASINI BEKLİYORUZ'
Özel'in ekibi, olağanüstü kurultay talebiyle delegelerden topladığı 833 noter onaylı imzayı 17 Haziran 2026'da CHP Genel Merkezi'ne resmen teslim etmişti. İmzalar teslim edildikten sonra, tüzük gereği genel merkezin bu imzaları inceleyip kurultay kararı alması için önünde 10 günlük bir yasal süre bulunuyor.
Bu sürenin dolduğuna işaret eden Özel, "O yüzden kurultayın yapılabilmesi için asliye hukuk mahkemesinin; 40 gün içinde sadece maaşları ödeyecek, mal almayacak, mal satmayacak, hiçbir şey yapmayıp partiyi kurultaya götürecek bir çağrı heyeti atamasını bekliyoruz" dedi.
Konuşmasının devamında Özel, kendisini destekleyen partililerin istifası sonrası Parti Meclisi'ndeki kişi sayısının "yedeklerle tamamlandığında dahi 20'li rakamlara düştüğüne" işaret etti. Bu sebeple de partinin kurultaya gitmesi gerektiğini belirten Özel, "Bunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ihtaren bildirilmesi konusundaki talebimizin sonuçlandırılmasını bekliyoruz" dedi.
Özel ayrıca, "Yargıtay üçüncü Daire'de görülecek olan butlan davasında tedbirin kaldırılması ve esastan görüşüldüğünde de istinaf mahkemesinin karar bozulması noktasındaki mücadelemizi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.
YENİ PARTİ AÇIKLAMASI
"Hiçbir seçeneği dışlamadan titizlikle hepsi için çalışıyoruz, hepsi için hukuki ve teknik hazırlıklarımızı yapıyoruz" diyen Özel, CHP'nin 26 Temmuz'a kadar kurultay yapmadığı taktirde seçimlere giremeyebileceğini söyledi.
Parti içi kavgalarla kendisinin iktidar yürüyüşünün durdurulmak istendiğini belirten Özel, "Biz iktidar yürüyüşünü CHP'de sürdürmek istiyoruz" dedi. Özel, konuşmasının devamında ise şu ifadeleri kullandı:
"Ama CHP'ye atanan kayyum, 'İktidar yürüyüşünü bırak, gel benle güreşe tutuş' diyorsa onları orada bırakırım, ben iktidara yürümeye devam ederim. Başka bir çaresi yok çünkü"
'PİŞMAN DEĞİLİM' SÖZLERİNE YANIT
Mahkeme kararıyla CHP genel başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun katıldığı bir televizyon programında, tutuklu eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına destek vermesiyle ilgili "Pişman değilim" açıklamasının sorulması üzerine Özel, şunları söyledi:
"Bir televizyon programında, ‘Hiç pişman değilim’ falan denince büyük bir travma oldu yine haklı olarak hem Kürt vatandaşlarda hem Diyarbakır’da Selahattin Başkan ile ilgili. Bugün benim buraya geleceğimi bilince dün avukatını gece çağırmış. Sonra da burada beni göreceğinden emin olduğu bir kişiye avukatıyla ‘Özgür Başkan'a selam olsun. Diyarbakır’a, Amed'imize hoş geldi’ diye söylemiş Selahattin Başkan. Biz de bunu bütün kent adına başımız gözümüz üstüne aldık. Çok teşekkür ediyoruz. Ben zaten geçmişte dokunulmazlıklarla ilgili karşı görüşte olduğumu biliyorsunuz, yazıldı, çizildi de. Mücadele ettiğimizi partide. Ama genel başkan seçildikten sonra da bunun yanlış olduğunu söylemiş ve grup toplantısı kürsüsünden o zamanki tutum için bugünkü genel başkan olarak özür dilemiştim. O yüzden o konudaki hatalı tutumun ısrarına yönelik sözlerin bir kıymeti yok. CHP’nin temel tutumu bizim tutumumuzdur. O günkü tutum hatalıdır ve biz şu anda o gün dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda 130 arkadaşımızdan 20’sinin ikna edilerek güya referandumsuz geçmesin diye yapılan işin son derece yanlış, ayıplı, sorunlu olduğunu görüyoruz, kabul ediyoruz. Bunu bir kez daha buradan ifade edeyim."
KÜRT MESELESİ
Özel'in açıklamalardan diğer satır başları şunlar oldu:
"Bizim CHP olarak, Kürt meselesine yaklaşımımız şudur: Biz bir kere silah olmasın isteriz."
"Ve bunun olması için de hem bir an önce bir kanun çıkarılacak, silahlar bırakılacak, ne yapılması gerekiyorsa her iki tarafta da hızlı şekilde bunların yapılması lazım, silahların bırakılması lazım PKK tarafından ve atılması gereken kanuni adımların da buradan uzatılması lazım"
"Diğer yandan da bu Kürt sorununun sadece silahsızlanma değil, bir demokratikleşmeyle çözülebileceğini düşünüyoruz. Yani özgürlüklerin arttığı, kişilerin kendini siyasi olarak ifade edebildikleri, kişilerin siyasete katıldıkları, var oldukları, korkmadan konuştukları, hakkını aradıkları bir zemine ihtiyaç var"
"AYM kararlarıyla gezi tutsaklarının, AİHM kararlarıyla hem Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, siyasi tutsakların hem de yapılacak düzenlemelerle yine bu konuda siyasi tutsakların özgürlüklerini kavuşması gerektiğini söylüyoruz. Hangi partide olursa olsun mutlaka kayyum uygulamalarına son verilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bunu şiddetli şekilde hep birlikte savunuyoruz"
GENÇLERE VAADİ
"Biz gençlere yasaksız bir Türkiye, vizesiz bir Avrupa, hatta pasaportu değerli olduğu için de çok kolay dünyanın herhangi bir ülkesine istediğinde gidebileceğin, Avrupa'da kimlik kartınla gezebileceğin, istediğin eğitimi alacağın, istediğin tatili yapacağın ama memleketine dönüp memleketinde eğer istiyorsan çalışacağın hayalleri Türkiye'de kurdurmayı vadediyoruz. Gençlerin dünyanın herhangi bir ülkesinde değil, Türkiye'de hayal kurmasını vadediyoruz"
DEMOKRASİ VURGUSU
"Dünyanın en zengin ülkeleri hukukun en üstün olduğu, en demokratik yönetilen, parlamentonun, yargının ve iktidarın birbirini denetlediği ve birbirinin üzerinde baskının olmadığı, tek elden yönetimin olmadığı ülkeler zenginleşir. O yüzden bizim önce, ilk iş ülkeye demokrasiyi geri getirmek, hukukun üstünlüğünü, mahkemelerin bağımsızlığını, kimsenin mahkemelere talimat verememesini, mahkemeye gidenin adaletten şüphe etmemesini sağlamak lazım"
'AB ÜYELİĞİ İÇİN DESTEK ALDIM'
"Sosyalist Enternasyonal karar aldı. ‘Butlan varsa onu tanımıyoruz. Türkiye'de Özgür Özel'i tanıyoruz. Görevden uzaklaştırılmış olması bir şeyi değiştirmez. Bizim burada başkan yardımcılığı devam eder’ dedi. Orada 78 ülkeden 86 partiden imza aldım. ‘CHP iktidara geldiğinde Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği kayıtsız şartsız destekleyeceğiz’ diyor. Bu ne demek? İki yıl, üç yıl, dört yıl içinde AB’nin bütün standartlarını yerine getirmek, sınırları kaldırmak, AB standartlarında maaşlara kavuşmak için önemli adımlar atmak, işçi haklarında, özgürlüklerde, gençlerin haklarında, eğitim hakkında olmak üzere bu noktaya gelme"
EĞİTİM SİSTEMİ
"Üniversite sınavının at yarışı hazırlığı gibi olmaması gerekiyor. Ama nasıl olması gerektiği için çok büyük bir yuvarlak masaya ihtiyaç var. Bir ülkedeki eğitim sistemi, bir siyasi partinin karar verdiği, öbürünün de gelip bozduğu bir iş olmaz. Masada öğrenciler veliler, sağlık alanında örgütlü sendikalar, okul aile birlikleri, akademisyenler oturacak ve Türkiye'nin doğru bir eğitim ve sınav sistemine, bir milli ulusal büyük mutabakat sağlanacak. Ve 40 yıl boyunca buna sadece revizyon yapılacak. Doğru bir planlamayla birlikte yetiştirilecek mühendisi, hemşiresi, doktoru atanamayan öğretmeni de öyle planlanacak"
Odatv.com