Ana içeriğe geç

Duvara değil tezgahtaki sömürüye bak

"Biz işçiler daha iyisini hak ettiğimizi biliyoruz. Sorunlarımızın çözümü de susup kabullenmekten değil, yaşadıklarımızı konuşmaktan, birlikte hareket etmekten ve örgütlü mücadeleyi büyütmekten geçiyor."

Duvara değil tezgahtaki sömürüye bak
Evrensel
16

Metal işçisi
Adana

Duvarlarında Can Yücel, Yaşar Kemal, Tarık Akan ve emekten yana birçok aydın ve sanatçının büyük portrelerinin asılı olduğu, mola başlangıç ve bitiş anonslarında ise işçi sınıfının mücadele tarihinden izler taşıyan ezgilerin çaldığı Adana Şakirpaşa Metal Sanayi Sitesindeki bir metal fabrikasından yazıyorum bu mektubu. İlk bakışta işçiden yana bir anlayışın hakim olduğu izlenimi veren bu fabrikanın duvarlarındaki görüntülerle, biz işçilerin günlük yaşamı ve çalışma koşulları arasında ciddi bir çelişki bulunuyor. Bu mektubu da tam olarak bu çelişkiyi ve yaşadığımız sorunları anlatmak için yazıyorum. Düşük ücretler, mobbing, iş kazaları ve yemek sorunu gibi çok sayıda problemimiz var. Ancak en önemli gördüğümüz ortak birkaç sorunu sizinle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle yaptığımız işin tehlikesine ve patrona kazandırdığımız paraya kıyasla ücretlerimiz oldukça düşük. Kimi zaman yıl sonunda yapılan zamlar, hükümetin asgari ücrete verdiği zam oranının bile altında kalıyor. İşe gelmediğimiz ya da geç kaldığımız gün ve saatlerin ücretimizin normal kısmından değil, hafta sonu mesailerimizden kesilmesi de bizim için önemli bir sorun. Yani ne kadar çalışmamış sayılıyorsak, o kadar hafta sonu mesaimiz aynı saat karşılığında siliniyor. Böylece biz işçiler gelir kaybına uğrarken patron ise fazla mesai ücretinden kurtularak kâr ediyor.

‘Yemek kötü’ dedi, aynı gün uyarıldı

Gece vardiyasında kumanya diye verilen kahvaltıları görseniz bırakın yemeyi, yanına yaklaşmak istemezsiniz. Ezilmiş domatesler, sararmış salatalar ve özensiz hazırlanmış yiyecekler bizlere reva görülüyor. Bir arkadaşımız bu duruma tepki gösterip iş yeri WhatsApp grubunda paylaşım yaptı. Aynı gün insan kaynakları tarafından “Bir derdin varsa insan kaynaklarına gel” denilerek üstü kapalı şekilde uyarıldı. Arkadaşımız da işini kaybetme korkusuyla mesajını silmek zorunda kaldı.

Fabrika fırın gibi, su içecek bardak yok

Fabrikanın çatısı çinko olduğu için özellikle yaz aylarında içerisi adeta fırına dönüyor. Soğuk su sebilleri olmasına rağmen su içecek bardağımız bile yok. Ya herkes evden kendi bardağını ya da matarasını getiriyor ya da aynı cam bardağı ortak kullanıyoruz. İşçilerin en temel ihtiyaçları için harcama yapmaktan kaçınan patron, konu yeni makineler ve üretimi artıracak yatırımlar olunca hiçbir masraftan kaçınmıyor. Bizim sağlığımız ve ihtiyaçlarımız ise çoğu zaman ikinci planda kalıyor.

İş kazaları yaşanıyor

İş kazaları da ciddi bir sorun. İş sırasında ustaların ve yöneticilerin uyguladığı baskı, işlerin sürekli aceleye getirilmesi ve üretim baskısı bizleri dikkatsiz çalışmaya zorluyor. Buna makinelerdeki yetersiz koruyucu sistemler, eksik iş güvenliği önlemleri ve yetersiz iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri de eklenince iş kazaları kaçınılmaz hale geliyor.

İşte böyle bir fabrikada, duvarlardaki resimler, çalınan müzikler ve patronun zaman zaman söylediği birkaç muhalif söz nedeniyle birçok işçi arkadaşımız patronu hâlâ “solcu” olarak görüyor. Oysa biz işçiler için bir insanın ne söylediğinden çok, işçilerine nasıl davrandığı ve çalışma koşullarını nasıl belirlediği önemlidir.

Sanayideki diğer iş yerlerinde durum benzer

Son olarak, anlattığım sorunların sadece bizim fabrikamıza özgü olmadığını belirtmek istiyorum. Şakirpaşa Metal Sanayii’nde farklı iş yerlerinde çalışan arkadaşlarımız da benzer sorunlar yaşadıklarını anlatıyor. Düşük ücretler, kötü çalışma koşulları, mobbing ve iş güvenliği eksiklikleri artık öylesine kanıksanmış durumda ki, işçiler itiraz etmeye başladığında hemen “Nereye gideceksin, dışarısı buradan beter” sözünü duyuyor.

‘Birlikte hareket etmeliyiz’

Ancak biz işçiler daha iyisini hak ettiğimizi biliyoruz. Sorunlarımızın çözümü de susup kabullenmekten değil, yaşadıklarımızı konuşmaktan, birlikte hareket etmekten ve örgütlü mücadeleyi büyütmekten geçiyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler