Ana içeriğe geç

İstanbul’un suyu ranta akıyor

Dünya Çevre Günü’nde Türkiye’nin karnesi yine kırıklarla dolu. Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin yeni raporu, kentin su, hava kirliliği, kentleşme ve denetim süreçlerinde ağır bir ekolojik baskı altında olduğunu gösterdi.

İstanbul’un suyu ranta akıyor
Birgün
16

İstanbul’un kuzeyi, yıllardır süren mega projeler ve yapılaşma baskısıyla ekolojik sınırlarını zorlarken 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde yayımlanan 2026 İstanbul Çevre Durum Raporu kentin çevre krizini yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin raporunda, iktidarın yıllardır sürdürdüğü rant odaklı kentleşme politikalarının İstanbul’u ciddi bir ekolojik yıkımla karşı karşıya bıraktığını ortaya koydu. Raporda su havzalarından Marmara Denizi’ne, hava kirliliğinden ÇED süreçlerine kadar birçok başlıkta kritik uyarılar yer aldı. En dikkat çekici başlıklardan biri ise Kanal İstanbul güzergâhındaki Sazlıdere Barajı oldu.

İstanbul’un su geleceği açısından kritik önemdeki Sazlıdere Barajı, Kanal İstanbul ve çevresindeki yapılaşma projelerinin merkezinde yer alıyor. Raporda, “Sazlıdere Barajı’nın yok edilmesi telafi edilemez ve geri dönüşsüz bir kayıp olacaktır” denildi.

STATÜSÜ DEĞİŞTİRİLMİŞTİ

Kanal İstanbul güzergâhında bulunan barajın kullanım amacı 2022 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla değiştirilerek içme suyu kaynağı olmaktan çıkarılmıştı. Böylece normalde yapılaşmaya kapalı olması gereken mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında inşaatın önü açıldı. Yıllık yaklaşık 55 milyon metreküp verime sahip barajın İstanbul’un 15 günlük su ihtiyacını karşılayabildiği, Terkos Barajı ile birlikte İkitelli İçme Suyu Arıtma Tesisi’ne su sağladığı hatırlatıldı. Raporda, Sazlıdere’nin devreden çıkarılmasının özellikle Başakşehir, Arnavutköy, Esenyurt ve Avcılar gibi su talebinin yüksek olduğu ilçelerde ciddi risk yaratabileceği vurgulandı.

İstanbul’un su kaynaklarına ilişkin veriler de tabloyu ağırlaştırıyor. 2025 yılında kente verilen ham suyun yalnızca yüzde 38’i barajlardan sağlanırken, yüzde 62’si Melen ve Yeşilçay regülatörleri ile kuyulardan karşılandı. Bu durum, İstanbul’un kendi su havzalarını korumak yerine giderek dış kaynaklara bağımlı hale geldiğini gösteriyor.

MELEN’E BAĞIMLILIK

Uzmanlara göre Melen sistemine aşırı bağımlılık da ayrı bir risk. Yaklaşık 170 kilometre uzaklıktan pompajla taşınan su; yüksek enerji tüketimi, artan işletme maliyetleri ve altyapı kırılganlığı anlamına geliyor. Kuraklık, altyapı arızası ya da havza kirliliği gibi durumlarda kentin ciddi su kesintileriyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.

Raporda iklim krizinin etkileri de verilerle ortaya kondu. Barajlara yağışlarla gelen su miktarı 2021’ed 812,5 milyon metreküpken 2025’te 552,6 milyon metreküpe geriledi. Son beş yıldaki yaklaşık yüzde 32’lik düşüş, İstanbul’un su güvenliği üzerindeki baskının giderek arttığını gösteriyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kentteki su kaynaklarının doluluk oranı yüzde 18,71’e kadar düştü ve bu oran son beş yılın en düşük seviyesi oldu.

MARMARA’YA YENİ YÜK

Raporda, planlanan yeni yerleşim alanlarının yalnızca su havzalarını değil Marmara Denizi’ni de tehdit ettiği belirtildi. Kentte toplanan atıksuyun önemli bir bölümü hâlâ yalnızca fiziksel ön arıtmadan geçirilerek Marmara’ya deşarj edilirken yeni nüfusun kanalizasyon yükünü ve deniz üzerindeki baskıyı artıracağı ifade edildi. Bu durumun müsilaj gibi ekolojik krizleri derinleştirebileceği kaydedildi.

Mega projeler nedeniyle kentin kuzeyindeki ekosistemin büyük zarar gördüğü de raporda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Kuzey Marmara Otoyolu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, İstanbul Havalimanı ve Kanal İstanbul projeleriyle Kuzey Ormanları, tarım alanları, meralar ve sulak alanlarda geri döndürülemez tahribat oluştuğu belirtildi.

Ayrıca son yıllarda yapılan yönetmelik değişiklikleriyle ÇED süreçlerinin etkisizleştirildiği, özellikle maden ve inşaat projelerinde denetim eşiklerinin gevşetildiği vurgulandı.

∗∗∗

SAZLIDERE’DE BULUŞULDU

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası kapsamında Sazlıdere’de basın açıklaması gerçekleştirdi. İstanbul’un çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinlikte, kentin kuzeyinde artan yapılaşma baskısı, su havzalarının durumu ve Kanal İstanbul projesinin olası etkileri gündeme getirildi.

Sazlıdere’de düzenlenen çevre buluşmasında konuşan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, İstanbul’un su havzaları, kuzey ormanları ve ekosisteminin mega projeler ve yapılaşma baskısı altında geri dönüşsüz bir yıkımla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Açıklamada ayrıca Kuzey Ormanları’nın ranta kurban edildiğinin altı çizildi.

∗∗∗

GELECEĞİ KARARTACAK

Manisa Soma'da 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla düzenlenen yürüyüşte ilçedeki filtresiz bacalarıyla havaya yaydığı zehirli gazlar nedeniyle termik santral protesto edildi. ANKA'da yer alan habere göre belediye önünden Millet Bahçesi'ne kadar yürüyen öğrenciler ve ilçe sakinleri, temiz bir gelecek için farkındalık mesajı verdi.

Yürüyüşün ardından açıklama yapan Soma Belediye Başkanı Sercan Okur, ilçenin en büyük istihdam kaynağı olan termik santral ile çevre sağlığı arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini vurguladı. Termik santralinin ilçeye sağladığı ekonomik imkanlarla birlikte çevresel etkisini birlikte değerlendirmek gerektiğini kaydeden Okur, "Bugün termik santralimiz filtresiz bacalarıyla havaya yaydığı zehirli gazlarla maalesef havamızı kirletiyor ve bu güzel çocukların geleceğini karartıyor. Bunun için Soma olarak hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor" dedi.

Kaynağa Git

İlgili Haberler