Avrupa Birliği’nde büyük şirketlerin satılmayan giysi, aksesuar ve ayakkabıları yakması, çöpe göndermesi ya da kullanılmaz hale getirmesi yasaklandı. 19 Temmuz’da uygulanmaya başlayan düzenleme, hızlı moda ve lüks markaları elde kalan ürünleri yeniden satmaya, bağışlamaya, onarmaya veya geri dönüştürmeye yöneltecek.
Düzenleme, 2024’te kabul edilen Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Yönetmeliği kapsamında hayata geçirildi. Yasak, müşteri tarafından iade edilen ancak yeniden kullanılabilecek durumdaki ürünleri de kapsıyor.
Yeni kurallar ilk aşamada AB pazarında faaliyet gösteren büyük şirketlere uygulanacak. Orta ölçekli şirketlerin 19 Temmuz 2030’dan itibaren aynı yükümlülüklere uyması gerekecek. Küçük ve mikro işletmeler ise ilk aşamada kapsam dışında tutuldu.
ÖNCE SATMAYI DENEMEK ZORUNDALAR
Şirketler, elde kalan ürünleri imha etmek yerine indirimli satışa çıkarmak veya farklı pazarlarda değerlendirmek zorunda olacak. Satılamayan ürünler yardım kuruluşlarına ve sosyal girişimlere bağışlanabilecek; onarılabilecek, yenilenebilecek veya yeniden üretim süreçlerine dahil edilebilecek.
Ürünün kullanılması mümkün değilse atık yönetiminde geri dönüşüme öncelik verilecek. Böylece yeni ve giyilebilir durumdaki kıyafetlerin doğrudan yakılması ya da çöplüğe gönderilmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
Şirketler, istisna kapsamında imha ettikleri ürünlerin miktarını ve imha gerekçesini de kamuoyuna açıklayacak. Bu ürünlere ilişkin belge ve test sonuçlarının saklanması gerekecek.
İSTİSNALAR DA VAR
Yasak bütün ürünler için mutlak biçimde uygulanmayacak. İnsan sağlığı veya güvenliği açısından risk taşıyan, onarılamayacak derecede zarar gören, sahte olduğu belir belirlenen ya da fikri mülkiyet haklarını ihlal eden ürünlerin imhasına izin verilebilecek.
Bağış kuruluşlarının kabul etmediği bazı ürünler de belirli koşullar altında istisna kapsamında değerlendirilebilecek. Ancak şirketlerin bu koşulların oluştuğunu kanıtlaması ve yıllık raporlarında açıklaması gerekecek.
Ulusal makamlar, markaların istisnaları stok eritme yöntemi olarak kullanıp kullanmadığını denetleyecek.
HER YIL BİNLERCE TON ÜRÜN YOK EDİLİYOR
Avrupa’daki tekstil ürünlerinin yüzde 4 ila 9’unun hiç kullanılmadan imha edildiği tahmin ediliyor. Bu oran, yılda yaklaşık 264 bin ila 594 bin ton kullanılmamış tekstil ürününe karşılık geliyor.
Ürünlerin üretiminde kullanılan ham madde, su, enerji ve emeğin de imhayla birlikte kaybedildiğine dikkat çekiliyor. Satılmayan tekstillerin yok edilmesinden kaynaklanan yıllık sera gazı salımının yaklaşık 5,6 milyon ton olduğu hesaplanıyor.
E-ticarette büyüyen iade hacmi de sorunun önemli parçalarından biri. Almanya’da her yıl yaklaşık 20 milyon iade ürününün çöpe gönderildiği belirtiliyor.
LÜKS MARKALARIN ESKİ YÖNTEMİ
Satılmayan ürünlerin imhası özellikle lüks moda sektöründe uzun süredir tartışılıyor. Bazı markalar, ürünlerini indirime sokmanın veya farklı satış kanallarına vermenin marka değerini düşüreceğini savunarak stoklarını yakmayı tercih ediyordu.
Bu yöntem aynı zamanda sınırlı üretim ve erişilmezlik algısının korunması için kullanılıyordu. Yeni yasakla LVMH, Prada, Chanel ve Inditex gibi büyük grupların stok politikalarını değiştirmesi bekleniyor.
Şirketlerin önünde artık daha az üretim yapmak, elde kalan ürünleri daha uzun süre depolamak, kontrollü indirim mağazalarını genişletmek veya ikinci el satış kanalları oluşturmak gibi seçenekler bulunuyor.
Düzenlemenin outlet mağazalarına, ikinci el platformlarına ve kıyafet yenileme işletmelerine daha fazla ürün kazandırabileceği değerlendiriliyor. Lüks markalar açısından ise ürünlerin kontrolsüz biçimde ucuz pazarlara veya gri piyasaya düşmesi yeni bir risk oluşturuyor.
HIZLI MODADA ÜRETİM HESABI DEĞİŞECEK
Kararın hızlı moda şirketlerinde de yüksek adetli üretim modelini baskılaması bekleniyor. Büyük markalar artık satamayacakları ürünleri imha ederek stoktan çıkaramayacağı için talep tahminlerini daha dikkatli yapmak zorunda kalacak.
Daha küçük partiler halinde üretim, kısa teslim süreleri ve stokların yapay zeka destekli sistemlerle izlenmesi öne çıkabilir. Sezon sonunda elde kalan ürün sayısını azaltmak, şirketler açısından çevresel yükümlülüğün yanı sıra mali bir zorunluluğa dönüşecek.
TÜRKİYE’Yİ DE ETKİLEYEBİLİR
Yasak yalnızca AB merkezli markalarla sınırlı değil. AB pazarına ürün sunan büyük şirketlerin de kurallara uyması gerekiyor. Bu nedenle düzenlemenin Türkiye’de üretim yaptıran Avrupalı moda markalarının sipariş modellerini değiştirmesi bekleniyor.
Sektör temsilcilerine göre markaların büyük miktarlı ve uzun vadeli siparişler yerine daha küçük partiler halinde, hızlı teslim edilebilen üretime yönelmesi Türkiye için fırsat yaratabilir. Türkiye’nin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı ve kısa sürede üretim yapabilme kapasitesi bu süreçte avantaj sağlayabilir.
Ancak daha küçük siparişler ve sık değişen koleksiyonlar, üreticiler üzerindeki teslimat ve maliyet baskısını da artırabilir. Yeni dönemin Türkiye’ye nasıl yansıyacağını markaların üretimi azaltmayı mı, yoksa stoklarını farklı satış kanallarına yönlendirmeyi mi tercih edeceği belirleyecek.
Odatv.com