Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, salı günü Ulusal Kanal’da yayınlanan Çıkış Yolu programında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu ve Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tevfik Kadan’ın sorularını yanıtlayan Perinçek, şunları kaydetti:
ABD/AB İLE MİLLİ DEVLET ARASINDA BÖLÜNME
Sayın Perinçek, hoş geldiniz, isterseniz hızla sıcak gündemle başlayalım. CHP bölünmeye mi gidiyor? Gelişmeler bizi nereye götürüyor?
Cumhuriyet Halk Partisi, ABD/AB ile Türk milli devleti arasında bölündü. Bu bir gerçek. Bu bölünmenin tarihsel kökleri de var. 2020’yi hatırlayalım. O meşhur Rand Corporation’ın, yani ABD derin devletinin 260 sayfalık raporunda zaten CHP’nin bölünmesi ifade ediliyordu. O rapor, CHP’nin başına İmamoğluların geçerek Türkiye’de hükümet olması üzerineydi. Hem Türkiye hem de CHP içinde milli olan güçleri hedef alıyordu. Dolayısıyla ABD en azından 2020 yılındaki o raporla birlikte Türkiye’nin iç meselelerine, CHP’nin iç meselelerine doğrudan girmişti. Tabi Amerika girdiği zaman orada bir bölünme başlıyor. O bölünme bugün yaşanıyor. Bir tarafta İmamoğlular, Özeller, sürekli Amerika’dan, Fransa’dan, İngiltere’den medet umuyorlar. Gelin bizi CHP’de ve Türkiye’de iktidar yapın diyorlar. Bu bölünme Türkiye’nin iç cephesinde de gözüküyor. CHP’yi kimler destekliyor? Amerikan operasyonlarıyla kurulmuş olan İYİ Parti ve Zafer Partisi. Sonra Batılı emperyalistlerin güdümünde olan bir takım sahte sol örgütler. Bunların hedefleri Türkiye’nin milli devleti.
BU OLAYDA TÜRK DEVLETİ TARAF
Bu artık CHP’nin bir iç meselesi değil. Bütün Türkiye’yi ilgilendiren ve herkesin cephe tuttuğu bir mesele. En başta da Türkiye Devleti cephe tutmuş. Bunun altını çiziyorum. Türkiye Devleti bu olayda taraf. Nasıl taraf? Mahkeme kararıyla taraf. Hangi mahkeme? Türk Milleti adına yargı yapan mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yargı erki. Türkiye Devleti demiş ki, yargı kararı o demek, CHP’yi veya Türkiye’de herhangi bir partinin yönetimini biz kesinlikle emperyalistlere teslim etmeyiz. Burada Türk Devleti bir tavır koyuyor. Türk Devleti’nin yargısı var ve bu yönetim sandalyeleri parayla satın alınmıştır diyor.
Siyasi partiler devlet dışı bir alan. Ama o devlet dışı alandan devletin düzenini yıkacak Hitler gibi, Mussolini gibi adamlar çıkıyor. Bunu liberal demokrasi bir tecrübe olarak yaşadı ve ‘O zaman militan demokrasiye geçeceğiz.’ dedi. Militan demokrasi şudur: Biz demokrasiyi koruma konusunda savaşkan olacağız, mücadeleci olacağız. Bunu Federal Almanya, Hitler tecrübesini yaşadığı için ilk defa yapıyor. Türkiye’de de Siyasi Partiler Kanunu yapılarak bir militan demokrasi anlayışı kabul edilmiştir. 1961 Anayasası’nda siyasi partiler hiçbir şekilde ülkenin ve millet bütünlüğüne, devletin temel yapısına, demokrasiye aykırı olamaz diye madde var. Sonra o hüküm benim önerime göre değiştirildi. Anayasa’ya aykırılığa ‘odak olma’ kavramını önerdim ve girdi kanuna.
Şimdi yaşananlar için de ‘demokrasiye aykırı’ diyorlar. Demokrasi parti yönetimlerinin parayla satın alınması mı? İşte buna Türk Devleti müsaade etmedi. Burada devlet müdahalesini şöyle anlamayalım. Devletten bir emir geldi de mahkeme onu uyguladı. Öyle değil. Mahkemenin kendisi Türk Devleti.

ÖZEL EMPERYALİSTLERE ‘BEN SENİN POLİSİNİM’ DİYOR
Sayın Genel Başkan, Özgür Özel dün ABD’de yayımlanan Newsweek dergisine bir yazı yazdı. Orada şöyle diyor: “Yürüttüğümüz demokratik mücadele bölgemizin, Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini de şekillendirecektir.” Nasıl değerlendirirsiniz?
Cumhuriyet Halk Partisi, NATO’nun, Amerikan emperyalizminin ve Avrupa’nın güvenlik polisi mi? Cumhuriyet Halk Partisi’ne bundan daha ağır bir hakaret olabilir mi? Bakın açıkça ne diyor? “Mücadelemiz Avrupa’nın ve NATO’nun güvenliğini şekillendiriyor.” Yani emperyalistlere diyor ki, ben senin polisinim Türkiye’de. Ben senin sopanım. Türk Milleti’nin tepesinde sana sopalık yapmak istiyorum. Sen beni kullan. Al eline bu sopayı. Ona göre de ağırlığını koy, beni kurtar diyor. Bunu tabi başka makalelerde, beyanatlarda da söylüyor. Bir de kurultay kararları var. Koskoca CHP’nin son kurultayında doğrudan Avrupa Birliği’ne tam bir bağımlılık var. Türk Devleti’nin egemenliğini, bağımsızlığını hiçe sayan kurultay kararları var.
Böyle çok net bir ayrışma ortaya çıkmışken yine de bazı çağrılar görüyoruz: “CHP bölünmesin, barışın, birlikte yönetin, oturun konuşun, bölünmüş görüntüsünden uzaklaşın.” diye… Mümkün mü?
Birlik beraberlik uğruna CHP’yi emperyalizmin polisi haline getirmeye teslim olmak ihanettir. Dolayısıyla “CHP bölünmesin.” demek, “Emperyalistlerin kılına dokunmayın.” demek. CHP geleneklerine, köklerine, tüzüğüne, programına da aykırıdır. Dolayısıyla CHP üyesinin de partisinin Avrupa ve NATO’nun güvenlik memuru haline getirilmesine boyun eğmemek diye bir sorumluluğu var. Nutuk’un 10. sayfasını açın bakın. “Müslüminin halifesine ve padişahına isyan etmek lazım geliyordu.” diye yazıyor. İstiklal Savaşı bir iç isyanla başlamıştır, padişaha isyanla başlamıştır. Onun karşısındaki tavır neydi? Aman bölünmeyelim, padişahımıza kusur etmeyelim, onu tepemizde taşıyalım. Sen padişahını tepede taşı ama senin padişahın da Fransız ve İngiliz emperyalistlerini İstanbul’da tepesinde taşıyor. Orada padişaha isyan etmeden İstiklal Savaşı yapamazsın.
TBMM BAŞKANI CHP’NİN İÇ İŞLERİNE KARIŞTI
Sayın Perinçek, birkaç gündür CHP’nin grup toplantısı tartışılıyor. Kılıçdaroğlu bir yazı yazdı Meclis’e ama TBMM Bakanı Başkanı Numan Kurtulmuş da “Ben iç işlerine karışmam.” dedi. Toplantı, Özel yönetiminde yapıldı. Yaşananlara ne dersiniz?
Sayın TBMM Başkanı da burada cephe tuttu. İç işlerine karıştı. TBMM Başkanı, CHP’nin grup toplantısıyla ilgili bir karar veremez. Kim karar verir? CHP Genel Başkanı. Türk Devleti, CHP’nin genel başkanının Sayın Kılıçdaroğlu olduğunu yargı kararıyla saptamış. Sayın Numan Kurtulmuş ise ben burada tarafsızım diyor. Öyle bir taraflısınız ki, Türk Devleti’ne karşı bıçağınızı çekiyorsunuz. TBMM Başkanı, Türk yargısının kararına karşı bir uygulama yapabilir mi? Grup toplantısıyla ilgili tek karar mercii CHP’nin genel başkanıdır. TBMM Başkanı, tarafsızlık adı altında taraflılık gösteriyor. Çünkü yargı kararını hiçe sayıyor. Türk Devleti’ni hiçe sayıyor. Türk yargısının kararını, koskoca TBMM’nin başkanı tanımam diyor. AK Parti de bölünmüş durumda. Kaosa götürüyorlar Türkiye’yi. Çünkü yargı kararlarını uygulamazsanız ve hiçe sayarsanız, orada orman kanunları yürürlüğe girer. Türk kanunu, Türk yargısını uygulamadığınız zaman onun seçeneği nedir? Orman kanunlarıdır. Orman kanunlarına göre grup toplantısı yapılıyor.