Ana içeriğe geç

Yükseköğretimde reform çağrısı! 'Her üniversite aynı olmasın, dört yıllık lisans kalıbı esnetilsin'

Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri raporu, yıllardır kürsü arkasında konuşulan eleştirileri kamuoyuna taşıdı. Raporda, 4 yıllık lisans kalıbının esnetilerek 180 AKTS (2+1 yıl) formatına çekilmesi, YÖK'ün merkezi denetim kurumundan düzenleyici ve koordinasyon odaklı bir yapıya evrilmesi, rektörlük makamına akademisyen dışından profesyonellerin de getirilebilmesi öneriliyor. Raporda Artık üniversiteler yayın sayan değil, etki üreten kurumlara dönüşmeli denildi.

Yükseköğretimde reform çağrısı! 'Her üniversite aynı olmasın, dört yıllık lisans kalıbı esnetilsin'
Vatan
16

Türkiye'de yükseköğretim sistemi, son yirmi yılda Cumhuriyet tarihinin en önemli büyüme ve yaygınlaşma dönemlerinden birini yaşadı. Üniversite, öğrenci ve akademisyen sayısındaki büyük artış, yükseköğretimi ülkenin beşerî sermaye kapasitesini geliştiren stratejik bir alana dönüştürdü. Ne var ki bu niceliksel büyümenin sürdürülebilir bilimsel, toplumsal ve ekonomik katma değere dönüşebilmesi için sistemin bugün kalite, verimlilik ve uluslararası rekabet gücü açısından yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Dijitalleşme, yapay zekâ, demografik dönüşüm ve bilgi ekonomisinin hızla değişen ihtiyaçları da yükseköğretimde yeni bir reform gündemini zorunlu kılıyor.

İşte bu tabloda, Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan "Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri" başlıklı rapor, sistemin temel yapısal sorunlarını analiz ederek yükseköğretimin geleceğine yönelik stratejik dönüşüm alanlarını ortaya koyuyor. Raporun bulguları, Türkiye'nin yükseköğretimde kalite, araştırma kapasitesi, yönetişim etkinliği ve uluslararasılaşma alanlarında bütüncül bir reform sürecine ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Bulgular aynı zamanda ülkenin yeni bir kalite ekosistemi inşa etmesi ve küresel rekabet gücünü artırması için öncelikli politika alanlarına işaret ediyor.

İŞTE RAPORUN EN ÇARPICI TESPİT VE ÖNERİLERİ

Enstitü Sosyal tarafından hazırlanan kapsamlı bir rapor, Türkiye'nin yükseköğretim sistemini bütün boyutlarıyla mercek altına alarak, akademinin kulislerinde dile getirilen ama yüksek sesle söylenmekten çekinilen tespitleri kamuoyunun önüne taşıdı. "Türkiye'de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri" başlıklı raporda, "niceliksel büyüme" döneminin tamamlandığı; sistemin artık üniversite ve öğrenci sayısıyla değil nitelik, araştırma kapasitesi ve uluslararası rekabet gücüyle sınanacağı vurgulanıyor.

'4 YILLIK LİSANS' KALIBI ESNESİN, DİPLOMA DEĞİL YETKİNLİK ÖLÇÜLSÜN

Enstitü Sosyal'in raporundaki en dikkat çeken tespit, on yıllardır değişmeyen lisans kalıbına yönelik. Mevcut "süre ve diploma merkezli" yapının eğitimin asıl amacını gölgede bıraktığı belirtilerek, öğrenme çıktıları ve yetkinlik temelli bir modele geçilmesi öneriliyor. Rapor bu noktada cesur bir adım atıyor: Üniversitelere özerklik tanınarak, eğitimle deneyimi birleştirebilecek bölümlerde lisans süresinin 180 AKTS (Avrupa Kredi Transfer Sistemi), yani 2+1 yıllık (6 dönem) formatta uygulanabilmesinin önünün açılması isteniyor. Türkiye'de yerleşik standardın 240 AKTS ve dört yıl olduğu düşünüldüğünde bu, lisans süresine ilişkin uzun süredir kapalı tutulan bir tartışmayı yeniden masaya getiriyor. Rapor ayrıca, klasik diploma programlarının yanına mikro yeterlilikler ve modüler öğrenme modellerinin yaygınlaştırılmasını öneriyor.

REKTÖRLÜK 'AKADEMİSYEN TEKELİ'NDEN ÇIKMALI, YÖK YENİDEN YAPILANMALI

Raporun yönetişim bölümü, sistemin omurgasına dokunuyor. 1981'den bu yana yürürlükte olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun sadeleştirilip güncellenmesi istenirken, asıl çarpıcı öneri rektörlük makamına ilişkin: Üniversite yönetimlerinde ve rektörlük pozisyonlarında, objektif göstergelere dayanmak kaydıyla farklı alanlardan profesyonellerin de görev alabilmesinin önü açılmalı. Enstitü Sosyal'in bu önerisi, rektörlüğün geleneksel akademik kariyer tekelinden çıkarılması anlamına geliyor.

Rapor, çatı kurum YÖK (Yükseköğretim Kurulu) için de yapısal bir dönüşüm reçetesi sunuyor: Kurumun, üniversiteler üzerinde merkezî bir denetim mercii olmaktan çıkıp kurumsal temsiliyetin artırıldığı, düzenleyici ve koordinasyon odaklı bir yapıya evrilmesi; buna karşılık üniversitelere daha fazla özerklik tanınması, ancak bunun hesap verebilirlikle dengelenmesi öneriliyor.

HER ÜNİVERSİTE AYNI OLMASIN: MİSYON FARKLILAŞMASI ÇAĞRISI

Rapor, Türkiye'deki üniversitelerin tek tip bir modelde sıkışmasını da temel sorunlardan biri olarak işaret ediyor. Buna göre üniversiteler misyon farklılaşmasına giderek çeşitlenmeli; araştırma, eğitim, bölgesel kalkınma ve girişimcilik odaklı farklı üniversite modelleri oluşturulmalı. Enstitü Sosyal, bunun kâğıt üzerinde kalmaması için kontenjan, kadro ve finansman politikalarının da her kurumun misyonuna göre şekillendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

SÜRE ODAKLI PROFESÖR OLUNMASIN

Akademik insan kaynağına ilişkin tespitler de en az diğerleri kadar önemli. Rapor, profesörlük ve doçentlik süreçlerinde zamanın değil bilimsel katkının esas alınması gerektiğini söylüyor. Tek tip akademik kariyer yerine eğitim, araştırma ve uygulama odaklı farklı kariyer yolları açılması; doktoranın akademik kalitenin "filtresi" olarak yeniden yapılandırılması ve doktora sonrası araştırma pozisyonlarının artırılması isteniyor.

Kaynağa Git

İlgili Haberler