Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Finans Merkezi’ndeki (İFM) Ziraat Kuleleri Oditoryumu’nda düzenlenen Türkiye Bankalar Birliği (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı’nda önemli açıklamalarda bulundu. Son yıllarda hem bankacılık sektörünün hem de Türk ekonomisinin çoklu şoklara karşı dirençli olduğunu ispat ettiğini söyleyen Şimşek, “Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye, bunları önceliklendirmeye devam edeceğiz” dedi.
ADİL GELİR DAĞILIMI HEDEFİ
Mali disipline ilişkin bugün itibarıyla bir endişe olmadığını söyleyen Şimşek, şöyle devam etti: “Deprem yaralarını sarıyoruz ve deprem harcamalarına rağmen mali disiplini bize benzer ülkelere göre çok güçlü bir şekilde tesis ettik. Yılı yüzde 3 veya altında cari açıkla kapatabiliriz. En büyük kırılganlık olarak görülen bu alanı bugün çok rahat yönetilebilir görüyorum. Fiyat istikrarının sağlanması bizim için çok önemli. Çünkü nihai hedefimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme ve bu büyümeyi daha adil bir şekilde dağıtmamızdır. Yani daha adil gelir dağılımı bizim nihai hedefimiz.”
YAPISAL DÖNÜŞÜM PLANI
Şimşek, cari açığın Türkiye için Osmanlı’dan beri kırılganlık kaynağı olduğunu kaydederek, son yıllarda yapısal olarak cari açıkta iyileşme yaşandığını, bunun konjonktürel değil yapısal olduğunu, altın hariç bakıldığında bu yapısal iyileşmenin daha net görüldüğünü söyledi. Mali disiplinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir cari dengenin tesis edilmesinde en kritik unsurun yapısal dönüşüm olduğunu vurgulayan Şimşek, önceliklerinin yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olduğunu belirterek, yapısal dönüşümün odağında bu 4 amacın olduğunu bildirdi.
REZERVLERDEKİ İYİLEŞME
Bu sene bu savaş olmasaydı brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranının yüzde 15’in altına düşeceğini söyleyen Şimşek, “Savaşa rağmen bu oranın yüzde 17 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Bu son derece yönetilebilir bir seviye” dedi. Şimşek, rezervlerde yaşanan iyileşmeye de işaret ederek, savaşın etkisiyle bir miktar çıkışlar olduğunu söyleyerek, “Rezervlerin önemli bir kısmı altın cinsinden ve maalesef bu dönemde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Savaş sonrası dönemde rezervdeki düşüşün neredeyse yüzde 40’ına yakını altın fiyat değişiminden kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçmiş şoklara oranla burada da endişeye mahal yok” diye konuştu.
BANKACILIKTA FIRSAT
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, gelecek dönemin bankacılık sektörü için sorumluluğun da fırsatın da arttığı bir dönem olacağını, tasarrufu yatırıma, kaynağı üretime dönüştüren temel mekanizmanın bankacılık sistemi olduğunu ifade etti. Kavcıoğlu, küresel veya bölgesel tüm olumsuzluklara rağmen bankacılık sektörünün yapılan düzenlemeler, alınan tedbirler ve Türkiye ekonomisinin güçlü yapısıyla direncini koruduğunu belirterek, “Sektörümüz güçlü sermayesi ve birikmiş risk yönetimi tecrübesiyle, ekonominin en önemli dayanaklarından biri olmaya devam etmiştir” diye konuştu.
50 TRİLYONLUK BİLANÇO
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar da şunları söyledi: “Türkiye, Orta Vadeli Program ile finansal istikrarın sağlanmasına yönelik olarak çok kıymetli sonuçlar elde etmiştir. Geldiğimiz noktada ülkemiz ekonomisinin kırılganlıklarını azaltarak, şoklara karşı daha dirençli bir yapıya ulaştığını, enflasyonun düşme eğilimini sürdürdüğünü, rezerv görünümünün güçlendiğini ve daha uygun koşullarda kaynak teminini sağlayan risk primimizin iyileştiğini görmekteyiz. Bilanço büyüklüğümüz, 2026 Nisan itibarıyla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artarak 50 trilyon lirayı aştı, milli gelire oranı yüzde 70 oldu. Kredi hacmi ise 25 trilyon TL’yi aştı.”
ÖNCELİK FİYAT İSTİKRARI
Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan ise fiyat istikrarını ve finansal istikrarı koruyacak şekilde tüm politika araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edeceklerini ifade etti. Karahan, bugün gelinen noktada dezenflasyon sürecinin başlangıcına kıyasla daha etkili politika araçlarına, daha sağlam rezerv tamponlarına ve daha dengeli bir makroekonomik görünüme sahip olduklarını belirtti. Karahan, “Merkez Bankası olarak temel önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Dezenflasyon sürecinin devamlılığı açısından sıkı para politikası duruşumuzu kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi.