Ana içeriğe geç

Fenerbahçe'nin yeni hocasının bilinmeyen sırları! Poyrazın eğemediği deniz çocuğu: İsmail Kartal

Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü İsmail Kartal oldu. Sarı-lacivertliler, tecrübeli teknik direktör ile 1 yıllık sözleşme imzaladı. İşte İsmail Kartal'ın bilinmeyen sırları...

Fenerbahçe'nin yeni hocasının bilinmeyen sırları! Poyrazın eğemediği deniz çocuğu: İsmail Kartal
Halk TV
16

Sedat Kaya / halktv.com.tr

İstanbul’un poyraza kapalı, balıkçılara sığınak o şirin beldesi Anadolu Kavağı...
Kökleri Rize’ye, sırtı lacivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin coğrafyasına uzanan Karadayı lakaplı MuhittinKartal’ın evinde, 1960’lı yılların o balık cennetinde dünyaya gözlerini açtı İsmail.
​Marmara’da soyu çoktan tükenmiş kılıç balıklarını göremese de çocukluğu; uskumrunun, kolyozun, orkinosun, lüferin ve zargananın dalgalarla dans ettiği denizlerde geçti.
Gün ağarmadan babasıyla küçük takalarına atlar, denizin bereketine "rastgele" diyerek ağ atardı. Deniz insanı zorluklar karşısında dirençli, dalgalara karşı inatçıdır; fırtınaya, borana kolay teslim olmaz. İsmailKartal’ın hayat hikayesi de tam olarak bu direncin, onurlu bir mücadelenin öyküsüdür.
​Sert, seri, gözü kara ve inatçıydı. Denize açılmadığı zamanlarda Kavağın boş arsalarında top koştururken, ten rengi ve kabadayı tavırları yüzünden arkadaşları ona bir lakap taktı: "Arap."

Fenerbahçe'nin yeni hocasının bilinmeyen sırları! Poyrazın eğemediği deniz çocuğu: İsmail Kartal - Resim : 1

YEŞİL SAHADA BİR ''ARAP'' VE DEVLETİN ZİRVESİNDEKİ İDDİA

​Bıyığı terlemeye başladığında Sarıyer formasıyla karşı kıyıya geçti, ardından Antep’e uzandı. İki yıl sonra ise çocukluk aşkına, Fenerbahçe’sine kavuştu. 1983-1993 yılları arasında o çubuklu formayı tam 235 maçta sırtında taşıdı. Sağ bek olmasına rağmen penaltıların arkasındaki o sarsılmaz iradeydi; Aykut Kocamanların, Tanju Çolakların olduğu takımda beyaz noktaya o yürürdü.
​Tribünler de takım da ona "Arap" diyordu.
Öyle ki Brezilyalı Gerson bile bir gün antrenmanda "Arap topu at!" diye seslenince, İsmail’in "Ulan ben Arapsam, sen Arabın önde gidenisin!" cevabıyla bütün saha kahkahaya boğulmuştu.
​84-85 sezonunda Ankara’da Gençlerbirliği’ne karşı 86. dakikada arkadaşları "Vurma!" diye bağırırken vurduğu o imkansız şut, sadece sezonun golü olmadı; dönemin başbakanı Turgut Özal’ı soyunma odasına indirdi. Özal, "Teşekkür ederim, iddiaya girmiştim, beni mahcup etmedin" diyerek İsmail’i kutlarken, kulisler o iddianın diğer ucunda darbeci cumhurbaşkanı Kenan Evren’in olduğunu fısıldıyordu. 103 gollü o tarihi şampiyonluğun da en sessiz, en güvenilir kahramanlarından biri yine oydu.

ANADOLU'YU GEZEN BİR FUTBOL SEYYAHI​

​1995’te Adanaspor’da kariyerini noktaladıktan sonra, teknik direktörlük basamaklarını yine yuvasında, Fenerbahçe altyapısında tırmanmaya başladı. Karabükspor’la lige "merhaba" dedi, 2004’te Sivasspor’u tarihinde ilk kez Süper Lig’e çıkararak şampiyonluk tacını giydirdi.
​Ardından adeta bir futbol dervişi gibi Anadolu yollarına düştü. Mardin, Malatya, Ordu, Konya... Adım adım, şehir şehir futbolun o çileli topraklarını arşınladı.
​2010’da yuvaya yardımcı antrenör olarak döndü. 2014-2015’te Ersun Yanal’ın ardından göreve geldiğinde, şampiyonluğun sadece 3 puan gerisinde kalmadı; takım otobüsünün kurşunlandığı o karanlık, travmatik sezonu göğsünde yumuşattı.
Ama yetmedi. Futbolun vefasız çarkı onu yine Eskişehir, Antep, Ankara, Rize ve Erzurum yollarına savurdu.

​GİTMELER VE DÖNMELER: "ÜVEY EVLAT" MUAMELESİ

​2021-2022 sezonunda Vitor Pereira’nın ardından takım 5. sıradayken, adeta bir acil durum butonu gibi yine o hatırlandı. Takımı devraldı, küskün camiayı birleştirdi, 11 maçlık yenilmezlik serisiyle takımı ikinci yaptı ve Türk futbolunun elması Arda Güler’i ilk kez o dönemde parlatıp vitrine çıkardı.
​Herkes yeni sezona onunla girilmesini beklerken, futbol dünyasının o pırıltılı, ithal illüzyonlarına kapılanlar Jorge Jesus’u getirdi.
İsmail Kartal’a ise o tanıdık, can yakan cümle söylendi:
"Sen bizim evladımızsın, güle güle..."

​Bizim futbol iklimimizde "bizim evlatlar" ne yazık ki hep "üvey evlat" muamelesi görür. Elin yabancısı her zaman daha yaldızlı, daha değerlidir. O an dışarı akmayan gözyaşları İsmail’in yüreğine bir nehir gibi döküldü.
Ama o asaletini bozmadı, "Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil... Beyhude gamlanma divane gönül" dedi ve köşesine çekildi.
​Nitekim kimler kimler geldi, koskoca yıllar ve kulübün milyonlarını rüzgara savurup gitti.
İsmail Arabistan Ligi'ndeydi.
Ve bugün, enkazı kaldırmak için kurtarıcı olarak dördüncü kez yine o çağrıldı.
​Yuvasında Kalsın
​İsmail inatçıdır.
Deniz çocuğudur. Poyrazı da bilir, karayeli de. Fırtınalara, boranlara karşı dümende nasıl dimdik durulacağını çocukken o küçük takada babasından öğrenmiştir.
Yeter ki camia, Aziz Yıldırım ve yönetim bu kez onun arkasında bir gölge gibi değil, yanında sarsılmaz bir dağ gibi dursun.
​Bu kararlı duruşa tribünler de omuz verirse, bu sezon Kadıköy için vuslat olur, bahar olur.
​Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir yuvasından Bodrum’a sürgün edilmişti ve orayı bir cennete çevirmişti.
Anadolu Kavağı Balıkçısı İsmail Kartal’ı artık bir daha sürgün etmeyin.
​Bırakın, ait olduğu yerde, yuvasında kalsın. Hikayesini kendi yazsın, fırtınayı limana o ulaştırsın.

Kaynağa Git

İlgili Haberler