Ankara – Ankara’da NATO zirvesi öncesinde “eylem yapma ihtimali” gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen geniş çaplı gözaltı ve tutuklama operasyonlarında tahliye kararları gelmeye başladı. Akademisyen Doç. Dr. Emel Memiş, TEMA Vakfı Gönüllüleri Avukatı Süleyman Çetin ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Avukat Murat Yılmaz, hukuksuz yürütüldüğünü belirttikleri gözaltı sürecini, ağır cezaevi koşullarını süreci gazetemize anlattı. Edinilen bilgilere göre operasyonlarda tutuklanan 200’ü aşkın kişiden 50 kişi tahliye edildi.
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 29 gün kaldıktan sonra serbest bırakılan Akademisyen Doç. Dr. Emel Memiş ise yaşadıkları süreci “bitmeyen bir kabus” olarak tanımladı. Sorulan soruların tamamen soyut ifadelerden oluştuğunu ve ellerinde somut hiçbir delil bulunmadığını aktaran Memiş, cezaevinde 6 kişilik koğuşlarda 12 kişi kaldıklarını, ranza yetersizliği nedeniyle yaşlı ve kronik rahatsızlıkları bulunan arkadaşlarıyla birlikte yerlerde yatmak zorunda kaldıklarını dile getirdi.
"Mantığa sığmayan bir şey yaşatıldı"
Zirve haftasında cezaevi personelinin azalması nedeniyle mide kanaması geçiren ve ayağı kırılan tutukluların sağlık hizmetine erişmekte büyük zorluk yaşadığını belirten Memiş, avludaki yavru kuşların uçmayı öğrendiği gün gelen tahliye kararıyla kuşlarla birlikte özgürleştiklerini ifade etti. Memiş, “Aslında bakarsanız nezarethanede de o kadar uzun kalacağımızı hiç beklemiyorduk. 17-20 yıla yakın, devlet üniversitelerinde araştırma görevliliğim ve sonrasında öğretim üyeliğim var. Yaşamım boyunca da hep daha iyi yaşam mücadelesi, eşitlik, toplumsal cinsiyet eşitliği için çalıştım. O kadar anlamsız ki, akla mantığa sığmayan bir şey yaşatıldı” dedi.
Ranza yetersiz, sağlık hizmeti sınırlı
“29 günümüz çalındı, yaklaşık bir ayımız. Hissettiklerim tabii zaman içerisinde değişiyordu. Her gün birimiz çöküyor, diğerleri onu çıkartıyordu. İnanılmaz bir süreçti” diyen Memiş, cezaevinde sağlık sorunları yaşayan çok sayıda kişi olduğunu anlattı: “Sürekli her gün hastaneye götürülenler oluyordu. Mide kanaması geçiren, orada ayağı kırılan, alçıya alınan, hareketi sınırlanan ablamız da vardı. Yaşları genellikle 50’nin üzerinde. Hepimiz öyleyiz. Üst ranzaya mesela çıkamıyorlardı. Pek çok kişinin kendi kronik hastalıkları, kendi sağlık koşulları dolayısıyla yaşadığı zorlukların ötesinde, o mekanın zorlu koşullarıyla da karşı karşıyaydık.”
Tahliye kararının kendileri açısından da şaşırtıcı olduğunu belirten Memiş, dosyada hâlâ gizlilik kararının da bulunduğunu hatırlatarak, “İki gün önce ilk itirazıma ret haberini almıştım avukat arkadaşlardan, tahliye kararı da şaşırtıcı oldu. Çünkü tamamen umutlarımız yerle bir edilmişti. İlk günlerde ‘NATO bitecek ve NATO bittiği anda sizler tahliye edileceksiniz’ gibi bir beklentiden bambaşka bir belirsizlik sürecine girdik” dedi.
"Aklımız ve yüreğimiz içeride kalan arkadaşlarımızda"
Dışarıda kurulan dayanışma ağına teşekkür eden Memiş, içeride tutuklu bulunanların durumuna dikkat çekerek, “Bir kaygım var, onu tekrar etmek gerekiyor. Biz koğuşta 12 kişi kaldık. 11 kişi tahliye kararı aldık. Fakat bir arkadaşımızın tutukluluğunun devamına karar verildi. Onu tek başına bırakmak orada çok aklımızda, yüreğimiz onunla” dedi.
"TEMA gönüllüleri madencilere destek verdi sanılarak tutuklandı"
Tutuklananlar arasında TEMA Vakfının yaşları 65 ile 80 arasında değişen gönüllüleri de yer aldı. Yaşananları bir adli hata olarak niteleyen TEMA Vakfı Gönüllüleri Avukatı Süleyman Çetin, geleneksel biyoçeşitlilik gezisinden dönen yaşlı gönüllülerin “Tamamen bir yanlış anlama ve fişleme” sonucu tutuklandığını söyledi. Mola verdikleri benzinlikte eylem yapan maden işçilerini gören gönüllülerin otobüsten dahi inmeden yollarına devam ettiğini belirten Çetin, buna rağmen eylemcilere destek vermeye gelen bir grup sanıldıkları gerekçesiyle takibe alındıklarını ifade etti.
Gönüllülerden 14’ü hakkında ev hapsi, 10’u hakkında ise doğrudan tutuklama kararı verildiğini belirten Çetin, gönüllülerin 29 gün boyunca özgürlüklerinden mahrum bırakıldığını söyledi. Yapılan itirazlar sonucunda cezaevindeki gönüllülerin tahliye edildiğini aktaran Çetin, ev hapsindeki diğer gönüllülerin de kelepçelerinin bir an önce sökülmesi gerektiğini ifade etti.
"Savcıya göre değişen tutukluluk kararları var"
Süreçte yaşanan adli kriz hakkında konuşan ÇHD Başkanı Avukat Murat Yılmaz, operasyonların tamamen bir “ihtimal” ve “niyet okuma” üzerinden yürütüldüğünü vurguladı. Hukuk sisteminde “önleyici tutuklama” diye bir müessese bulunmadığına dikkat çeken Yılmaz, NATO zirvesi öncesinde Ankara’nın adeta açık bir hapishaneye çevrildiğini hatırlattı.
Soruşturma, gözaltı ve tutuklamaların en başından beri hukuki bir zemine dayanmadığını ifade eden Yılmaz, 178 kişilik ilk gözaltı dalgasının ardından parça parça tahliyelerin yaşandığını ancak mantıksız gerekçelerle, aralarında ÇHD Üyesi Avukatlar Semra Demir ile Kürşat Bafra’nın da bulunduğu çok sayıda kişinin halen tutuklu kaldığını aktardı.
“NATO’ya hayır demeyi suç haline getirenler bu operasyonu yaptılar. Ama NATO’ya hayır demek suç değil” diyen Yılmaz, şu anda bir aydır tutuklu bulunanların bir kısmının aylık tutukluluk incelemeleri sonucunda serbest bırakıldığını belirterek halen içeride kalanların durumunun da tahliye edilenlerden farklı olmadığını söyledi. Yılmaz, “Tamamen savcıların farklı olmasından kaynaklı bir durumla karşı karşıyayız. Aylık tutukluluk incelemesinde savcı tahliye istiyorsa sulh ceza hakimi tahliye ediyor. Savcı tutukluluğun devamını istiyorsa, farklı bir savcı o yönde irade beyanında bulunuyorsa sulh ceza hakimi aynen devamına karar veriyor” dedi.