Çin'in ekonomik yükselişi ve küresel sistem üzerindeki etkileri yeniden tartışma konusu oldu. Son yıllarda sanayi üretimi, teknoloji yatırımları ve dış ticarette elde ettiği başarılarla dikkat çeken Çin, dünya ekonomisindeki ağırlığını artırmaya devam ettiriyor.
Forbes'un temmuz sayısında yayımlanan Şant Manukyan imzalı "Bizim Çinimiz ve Çin'in Çin'i" başlıklı yazıda, Çin'in yalnızca düşük maliyetli üretim gücüyle değil, aynı zamanda farklı bir ekonomik modelle küresel dengeleri değiştirdiği vurgulandı. Yazıda, Batı merkezli ekonomik teorilerin Çin'in gelişimini açıklamakta yetersiz kaldığı görüşüne yer verildi.
ÇİN PAYINI ARTIRACAK
Manukyan, Çin'in üretim kapasitesi, yüksek tasarruf oranları ve yatırımları sayesinde uzun yıllardır güçlü büyüme performansı sergilediğini belirterek, ülkenin satın alma gücü paritesine göre ABD'yi geride bıraktığını hatırlattı. Yazıda, Çin ekonomisinin önümüzdeki yıllarda küresel ekonomi içindeki payını daha da artırabileceği ifade edildi.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in Batı ülkeleriyle Çin arasındaki sistem farklılıklarına ilişkin açıklamalarına da değinilen yazıda, Pekin yönetiminin kendine özgü bir kalkınma modeli izlediği ve bunun Batı ile rekabetin temel nedenlerinden biri olduğu kaydedildi.
BATI'NIN DÜŞTÜĞÜ HATA
Makalede görüşlerine yer verilen eski Dünya Bankası Başekonomisti Justin Yifu Lin'in değerlendirmeleri de aktarıldı. Lin, Batı'da geliştirilen ekonomik teorilerin büyük ölçüde gelişmiş ülkelerin deneyimlerine dayandığını, bu nedenle gelişmekte olan ülkelerin farklı koşullarını açıklamakta zaman zaman yetersiz kalabildiğini savundu.
Yazıda ayrıca, dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin giderek Çin'e kaydığı ve bu dönüşümün doğru anlaşılabilmesi için mevcut ekonomik yaklaşımların yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşü öne çıktı.
Manukyan, Çin'in yükselişinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda akademik ve teorik açıdan da yeni tartışmaları beraberinde getirdiğini belirtti.
Odatv.com