Türkiye, binlerce yıllık antik kentleri ve insanlık tarihini yeniden yazan kazı alanlarıyla dünyanın en zengin arkeoloji coğrafyası. Ancak bu şöhretin arkasında sadece bilim insanları değil; ömrünü o kazı alanlarına adayan, definecilere karşı canı pahasına nöbet tutan ve kazıların "canlı hafızası" haline gelen yerel halk var. İşte Çayönü’nden Göbeklitepe’ye, tarihin akışını değiştiren sit alanlarının asıl sahipleri ve resmi makamlarca tescillenmiş sadakat hikayeleri...
ÇAYÖNÜ’NÜN 40 YILLIK "MERCEK GÖZLÜ" HAFIZASI OLDU: ABBAS YORULMAZ
Diyarbakır’ın Ergani ilçesindeki 12 bin yıllık Çayönü Tepesi; insanlığın göçebelikten yerleşik hayata ve tarıma geçişine tanıklık eden en büyük merkezlerinden biri. Bu devasa tarihin kazı başkanları, ekipleri, bütçeleri ve hatta dönemleri değişti; ancak alanın değişmeyen tek bir parçası kaldı: Çevresindekilerin tutkusundan ötürü "delisin" dediği, 59 yaşındaki Abbas Yorulmaz.

AMERİKAN KÜREĞİYLE ÖLÇÜLEN BOY VE KARTONLU AYAKKABILAR
Abbas Amca’nın yarım asra yaklaşan sadakat hikayesi, henüz 18 yaşındayken verdiği trajikomik bir mücadeleyle başlıyor Türkiye gazetesinden Mahmut Özay'ın haberine göre, kazının efsane ismi Dr. Halet Çambel’in kapısını çalan genç Abbas’ın boyu, hoca tarafından bir Amerikan küreğiyle ölçülüyor ve "kısa" bulunarak işe alınmıyor.

Gözyaşları içinde eve dönen Abbas Yorulmaz, pes etmeyerek ertesi gün ödünç aldığı bir ayakkabının içine kartonlar doldurup boyunu uzatıyor. Halet Hoca’nın "Yine niye geldin?" sorusuna, "Hocam dün gece çok yemek yedim, büyüdüm" cevabını veriyor. Bu azmi gören hoca onu işe alıyor ve o günden sonra bir daha alandan kopamıyor.
"ORAYA GİRDİM Mİ GÖZÜM MERCEK OLUYOR"
Onlarca yıldır toprağın içinde adeta zamanın ötesine geçtiğini belirten Yorulmaz, alandaki en hassas buluntuların çoğunu bizzat kendisinin fark ettiğini söylüyor. Bağlılığını, "O toprak içime bir çocuk gibi doğmuş. Oradan çıkan bir boncuğu tonlarca altına değişmem" sözleriyle ifade ediyor.
ONLARCA YIL ÜCRETSİZ NÖBET, SON 3 AYDIR MAAŞ
Abbas Yorulmaz’ın hikayesini ezber bozan kılan en önemli detay ise bu işi bir kazanç kapısı olarak görmemesi. Onlarca yıl boyunca insanlığın ortak mirasını tamamen gönüllü olarak, hiçbir ücret almadan gözü gibi koruyan Abbas Amca, devletten resmi olarak ancak son üç aydır (2026 yılı itibarıyla) maaş almaya başladığını belirtiyor. Kendi duruşunu şu net cümleyle özetliyor: "Beni kovsalar, yine gelip burayı kontrol ederim."
DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİREN KARA SABAN: ŞAVAK VE MAHMUT YILDIZ
Şanlıurfa’daki Göbeklitepe bugün "tarihin sıfır noktası" olarak kabul ediliyorsa, bu başarının arkasında resmi kayıtlara geçmiş gerçek bir köylü feraseti yatıyor.

AT ARABASIYLA TAŞINAN DÜNYA MİRASI
Kazı alanı henüz bir tarım arazisiyken, 1980'lerin sonunda Mahmut Yıldız’ın arazisinde tarlayı süren amcası Şavak Yıldız, kara sabanın pulluğuna takılan iki adet kireç taşı heykeli fark etti. Taşları at arabasına yükleyerek Şanlıurfa Müzesi'ne götürdüler. Dönemin görevlileri bunun sıradan birer taş olduğunu söylese de Şavak Yıldız'ın ısrarı üzerine heykeller müze deposuna kaldırıldı.

DEPODAN ÇIKAN MUCİZE
Yıllar sonra müze depolarını inceleyen Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Klaus Schmidt bu heykelleri gördü ve tarihin akışını değiştiren Göbeklitepe kazıları bu sayede başladı. Arazinin kamulaştırılmasının ardından Mahmut Yıldız alandan hiç kopmadı; Klaus Schmidt ile 20 yıl boyunca kazı ustası olarak çalıştı. Bugün ilerleyen yaşına rağmen yöresel kıyafetleri ve beyaz sakalıyla Göbeklitepe'nin tescilli resmi ve gönüllü koruyucusu olarak turistleri karşılamaya devam ediyor.
DEFİNECİLERE MEYDAN OKUYAN İLK KADIN BEKÇİ: HATUN DİLCİ
Adana’nın Kozan ilçesindeki Dilekkaya köyünde bulunan Roma metropolü Anavarza Antik Kenti'nin sembolü, arkeoloji dünyasında "Anavarza'nın Nene Hatun'u" olarak anılan Hatun Dilci'dir.

TEMEL KAZISINDAN ÇIKAN TARİH
1964 yılında ailece bir ev yapmak için temel kazısı yaparken toprağın altından Roma dönemine ait devasa mozaikler buldular.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Adana Müze Müdürlüğü yetkilileri, bu ailenin dürüstlüğünü ve koruma bilincini ödüllendirerek Hatun Dilci ve eşini 1969 yılında alanın resmi bekçisi olarak atadı.

SİLAHLI TEHDİTLERE KARŞI 34 YIL
Eşini kaybettikten sonra da tek başına, canı pahasına silahlı definecilere meydan okuyan ve paha biçilemez Eros ve Tethys mozaiklerini koruyan Hatun Dilci, 2005 yılında başarı belgesiyle emekli oldu.

Vefatından önce tarihi görevi devralan oğlu Yaşar Dilci ise Kültür Bakanlığı bünyesinde Anavarza’nın muhafızlığını annesinin mirası olarak sürdürüyor.
İŞÇİLİKTEN ARKEOLOGLIĞA UZANAN SADAKAT: KEMAL SIRLAN
Tarihi alanlardaki yerel bağlar bazen sadece bekçilikle sınırlı kalmıyor, büyük bir başarı hikayesine dönüşüyor. Bunun resmiyet kazanmış en somut ve tescilli örneği Diyarbakır'daki Körtik Tepe kazılarında yaşandı.

TOPRAKTAN ALDIĞI İLHAMLA ÜNİVERSİTEYE
Körtik Tepe kazı alanına yıllar önce günlük yevmiyeyle çalışan Kemal Sırlan, toprağın altından çıkan binlerce yıllık nesnelere dokundukça arkeolojiye büyük bir tutku duydu.

Bu tutkunun peşinden giderek üniversitede Arkeoloji Bölümü'nü kazandı ve mezun oldu. Yıllar önce elinde kazma kürekle işçi olarak ter döktüğü aynı kazı alanına, Kültür Bakanlığı ve kazı başkanlığı onayıyla resmen arkeolog olarak geri döndü.

Odatv.com
