ABD istihbarat servislerinin son değerlendirmelerine göre İran, küresel ticaretin en kritik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı’nı bundan böyle dilediği an tamamen kapatabilecek bir askeri ve stratejik kapasiteye ulaştı. Cuma günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanması beklenen ve nükleer müzakerelerin önünü açmayı hedefleyen çerçeve anlaşmasına rağmen, Tahran’ın son çatışmalarda sergilediği bu asimetrik güç, küresel ekonomi üzerinde kalıcı bir tehdit unsuru olarak masada kalmaya devam ediyor.
CNN’ye konuşan ve istihbarat raporlarına hakim olan üst düzey bir kaynak, durumu şu çarpıcı sözlerle özetledi: “İran’a Hürmüz Boğazı üzerinde de facto bir kontrol teslim etmiş durumdayız. Bu, ellerinde herhangi bir nükleer silahtan çok daha güçlü bir koz olduğu anlamına geliyor.”
‘TRUMP YÖNETİMİNİN BÜYÜK STRATEJİK HATASI’
Değerlendirmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu yılın başlarında İsrail ile birlikte başlattığı askeri operasyonlar sırasında, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kabiliyetini yanlış hesapladığını ortaya koyuyor. Beyaz Saray yetkilileri başlangıçta, boğazın kapanmasının İran ekonomisine daha büyük zarar vereceğini ve Tahran’ın en büyük petrol alıcısı olan Çin’in buna izin vermeyeceğini öngörmüştü. Ancak Trump’ın “rejim değişikliği” sinyali veren açıklamalarını varoluşsal bir tehdit olarak algılayan İran, beklenmedik bir kararlılıkla boğazı trafiğe kapattı.
Askeri planlama süreçlerine dahil olan dördüncü bir kaynak, yaşananları “bu dönemin en büyük stratejik hatası” olarak nitelendirdi ve “Boğaz üzerindeki kontrolü kaybetmek muazzam bir fiyaskodur. Bölgeye devasa bir askeri güç yığmadan bu durumu tersine çevirmek artık imkansız.” yorumunda bulundu.
CENEVRE ANLAŞMASI VE ‘EKONOMİK NÜKLEER SEÇENEK’
G7 Zirvesi’nde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Başkan Trump, boğazın “kısmen açıldığını” ve cuma günü imzalanacak mutabakat zaptı ile tamamen “ücretsiz ve güvenli” hale geleceğini iddia etti. Ancak uzmanlar ve denizcilik sektörü temsilcileri, bölgedeki mayın tehlikesi ve belirsizlikler nedeniyle ticaret trafiğinin eski haline dönmesinin aylar alabileceğini belirtiyor.
Üstelik İran’ın elindeki tek koz Hürmüz değil. İstihbarat raporları, Cenevre’deki müzakerelerin çökmesi durumunda Tahran’ın cebinde bir “ekonomik nükleer seçenek” daha bulundurduğunu gösteriyor: Babülmendep Boğazı.
İran’ın oluşabilecek bir sorunda Yemen’deki etkili müttefiki Ensarullah aracılığıyla Kızıldeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep’i de kapatmayı planladığı belirtiliyor. Hürmüz’ün ardından Babülmendep’in de bloke edilmesinin, küresel ekonomiyi tam anlamıyla bir çöküşe sürükleyeceği ifade ediliyor. Ensarullah’ın şu ana kadar müzakere sürecine zarar vermemek adına ABD ve Avrupa gemilerine yönelik büyük ölçekli saldırılardan kaçındığı, ancak bu durumun her an değişebileceği vurgulanıyor.
KALICI VETO YETKİSİ
Raporlara göre İran, çatışmalar süresince askeri endüstriyel altyapısını ABD’nin tahminlerinden çok daha hızlı yenilemeyi başardı. Elindeki devasa füze, İHA, sürat teknesi ve deniz mayını stokunu büyük oranda koruyan Tahran, aynı zamanda Körfez ülkelerinin enerji altyapılarına yönelik nokta atışı asimetrik saldırılar düzenleyebileceğini de kanıtladı.
Her ne kadar müttefik güçlerin boğazda güvenliği sağlama planları olsa da, mevcut istihbarat verileri İran’ın bölgede kalıcı bir veto yetkisi elde ettiğini ve küresel enerji arzını rehin alma kapasitesine ulaştığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
