Aslında söylediği şarkı, onun seslendirmesinden beş yıl önce yine dönemin ünlü bir müzisyeni tarafından yazılmıştı.
Ama o zamanlar dikkat çekmeyen o şarkı, belli ki bu gencecik kadının, gözleri yarı kapalı, sanki ruhuyla söylüyormuş kadar duygusal yorumunu beklemişti milyonların yüreğine dokunabilmek için.
Daha çocukluk yıllarından itibaren çekmediği acı kalmayan o şarkıcı, bu dünyadaki kısacık serüvenini tamamlamıştı. Artık geride sadece sesi ve şarkıları kalacaktı. Bir de katlandığı büyük acılar!
GENÇ ÖLEN OĞLUNUN ACISINA BİR BUÇUK YIL DAYANABİLDİ
Milyonlarca kişinin yüreğine dokunan bu öykünün kahramanı Sinead O'Connor…
Ya da Müslüman olduktan sonra seçtiği adıyla Shuhada' Sadaqat.
Londra'da bir süredir yaşadığı evinde bulunan cansız bedeni, memleketi İrlanda'da hayranlarının, müzik dünyasının ünlülerinin ve hatta İrlanda Cumhurbaşkanı'nın da katıldığı bir törenle İslami usullere uygun olarak toprağa verildi.
Çünkü Sinead O'Connor hayatı boyunca çocukluğundan itibaren herkesin kolay kolay altından kalkamayacağı acılar çekti.
Hepsinin ötesinde en büyük işkenceyi de annesinin elinden gördü.
Katıldığı bir TV programında annesinden hem fiziksel hem psikolojik şiddet gördüğünü saklamadı. Hatta annesini "işkence odası işleten biri" olarak tanımladı.
Anlattığına göre annesi ona zarar verirken bundan zevk duyduğunu saklamıyordu bile. Sürekli olarak Sinead'a "Ben değersizim" dedirtip öyle hissetmesini de sağlıyordu.
Yine de kendisine böylesine travmalarla dolu bir çocukluk yaşatan annesini yıllar sonra affetti.
Ama hayatı boyunca yakasını bırakmayan psikolojik sorunlarının temelinde yaşadığı kabus gibi çocukluğun olduğunu da hiç saklamadı.
Zaten ondan sonra da bir daha tam olarak kendine gelemedi.
Shane'in ölümünden bir buçuk yıl sonra da kendisi hayata veda etti.