Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Fransa arasında imzalandığı açıklanan Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi (SOFA), Doğu Akdeniz'de yeni bir askeri ve diplomatik gerilim başlığı olarak gündeme geldi. Anlaşmanın, 1960 Garanti Düzeni ile uyumu konusunda çeşitli tartışmalar yaşanırken, bölgedeki stratejik dengelere etkisi de yakından takip ediliyor.

SOFA SÖZLEŞMESİ DİKKATLERİ YENİDEN DOĞU AKDENİZ'E ÇEVİRDİ
Anlaşmanın, Avrupa Birliği Savunma Bakanları Gayriresmî Zirvesi kapsamında Güney Kıbrıs'ta bir araya gelen liderler ve savunma yetkilileri tarafından imzalandığı belirtildi. Fransa'nın söz konusu anlaşmayla birlikte Güney Kıbrıs'taki askeri varlığını daha kalıcı ve hukuki bir zemine taşıyacağı değerlendirilirken, Paris yönetiminin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki stratejik etki alanını genişlettiği yönünde yorumlar yapılıyor.

STRATEJİK İŞBİRLİĞİNDE YENİ AŞAMA
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis arasında sürdüğü belirtilen stratejik işbirliği sürecinin, bu anlaşmayla yeni bir aşamaya geçtiği ifade ediliyor. Fransa Savunma Bakanı'nın da imza sürecinde yer aldığı belirtilirken, anlaşmanın adadaki Fransız askeri unsurlarının görev ve statüsünü netleştirdiği aktarılıyor.

BÖLGESEL DENGELER VE İTTİFAK TARTIŞMALARI
Bölgede hâlihazırda Fransız askeri varlığının bulunduğuna yönelik bilgiler gündemdeki yerini korurken, anlaşmanın kapsamı ve uygulamasına ilişkin değerlendirmeler sürüyor. Anlaşmanın Türkiye'ye karşı bölgesel bir ittifak arayışının parçası olduğu yönündeki iddialar da çeşitli çevrelerde dile getirilen görüşler arasında yer alıyor.

GARANTİ DÜZENİYLE UYUM TARTIŞMASI
1960 Garanti Anlaşması çerçevesinde oluşturulan düzenle sözleşmenin uyumu konusunda soru işaretleri bulunduğu ileri sürülürken, diplomatik süreç yakından izleniyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel de konuya ilişkin açıklamasında, SOFA Anlaşması'nın yalnızca Kıbrıs Türk tarafı için değil, Rum tarafının güvenliği açısından da riskler barındırdığını ifade etti.
Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri ve güvenlik politikaları açısından önem taşıyan anlaşmanın, önümüzdeki dönemde bölgesel diplomasi ve savunma gündeminde yer almaya devam etmesi bekleniyor.