Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin 10. yılı dolayısıyla uluslararası medya temsilcilerinin katılımıyla İstanbul Valiliği'nde "15 Temmuz Uluslararası Medya Programı" düzenlendi.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı desteğiyle organize edilen programda, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 10. yıl dönümü dolayısıyla ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Arnavutluk, Bosna Hersek, Güney Kore, Fas, Etiyopya, Polonya, Güney Afrika, Kazakistan, Katar, Nijerya, Karadağ, Özbekistan, Mozambik, Senegal, Tanzanya ve KKTC dahil 21 ülkeden 41 uluslararası medya temsilcisi bir araya geldi.
Vali Davut Gül, programdaki konuşmasında, kentte 15 Temmuz kapsamında binlerce etkinlik düzenlendiğini söyledi.
İstanbul'un darbe girişimine karşı direnişin sembolü bir şehir olduğunu belirten Gül, bu topraklarda ve coğrafyada bu direnişin izlerinin çok rahat görülebildiğini dile getirdi.
Gül, Türkiye'nin çok köklü bir devlet geleneği olduğuna işaret ederek, "Yüzyıllardır ismi değişse bile bu topraklarda o devletin işleyişini görebilirsiniz. Vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin devletle bağı çok güçlü. Bu devlet, ağaç kavuğundan çıkan ya da sonradan '3-5 kişi bir araya geldik, devlet kuralım' denilen bir ülke değil." ifadelerini kullandı.
Suç işleyenlerin, hukukun dışına çıkanların hukuk terazisinde mahkemeler tarafından yargılandığını belirten Gül, "Fetullahçı Terör Örgütü bunların dışında farklı bir yöntemle devletin kurumlarına sızıp devleti ele geçirmeye çalışan bir yapıdaydı. 40-50 yıl içerisinde kuyumcu terazisiyle, işçiliğiyle sabırla adım adım, nesil nesil kurumlara nüfuz etmeye gayret etti. Fetullahçı Terör Örgütü mensupları toplum içerisinde okumak isteyen ama ekonomik anlamda sıkıntısı olan kişileri kendi evlerinde, yurtlarında barındırarak bir şekilde nüfuz alanı sağlamaya çalıştı. Ayrıca dini kullandı. Dini referanslarla bir finansmana erişti, evrensel değerleri kullandı." diye konuştu.
Vali Gül, FETÖ'nün sınav sorularını çalarak kendi mensuplarının başarılı olmasını sağladığını, sonrasında tayin ve terfilerle kamudaki rakiplerini ortadan kaldırmak için kumpaslar kurduklarını anlattı.
Türkiye'nin 81 ilindeki emniyet teşkilatının istihbarat müdürlerinin FETÖ mensubu olduğunun ortaya çıktığını, bununla devlet tarafından fark edilmesiyle yasal sürecin başladığını kaydeden Gül, orduda, emniyette, yargıda ve buna benzer kritik kurumlarda tasfiye süreci de başlayınca 15 Temmuz darbe girişiminin gündeme geldiğini söyledi.
"BÜTÜN TERÖR ÖRGÜTLERİ İNSANLIK İÇİN BİRİNCİ DERECEDE TEHDİTTİR"
Gül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cesareti, dirayeti, milletin ferasetiyle darbe girişiminin başarısız olduğunu vurguladı.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin içerisinde vicdanını, beynini herhangi bir yapıya satmayan namuslu askerlerin darbenin karşısında durduğunu aktaran Gül, emniyet teşkilatının içindeki namuslu polislerin de vatandaşlarla birlikte darbenin karşısında durduğunu kaydetti.
Vali Gül, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğinde herkesin sokaklara çıktığını, 26 gün demokrasi nöbetleri tutulduğunu anlatarak, "Bunun neticesinde de darbe görünümlü işgal girişimi başarısız oldu. Sonrasında kurumlar kendi içerisinde suça bulaşanları adalet önüne çıkardılar, masum olanlar beraat ettiler. Dolayısıyla da o arınma süreci devletin, milletin içerisinde kendi mekanizmalarıyla işledi, kurtulmuş olduk." ifadelerini kullandı.
Fetullahçılığın iflah olmaz bir hastalık olduğunu ifade eden Gül, şunları söyledi:
"Fetullahçılığa bulaşan adamın iflah, pişman, tedavi olma ihtimali yoktur. Fetullahçılıkta din, milliyet, kişilik önemli değildir. Gizlilik ve iftira üzerine kurulu bir yaşam tarzları var. 40 sene kendini saklar, 41'inci sene ortaya çıkar. Terörün, teröristin iyisi olmaz. 'Sizin teröristiniz iyidir, benim teröristim kötüdür' anlayışı doğru bir anlayış değil. Terörist teröristtir. Hangi ülkede konuşlandığı ya da birinci tehdidin hangi ülke olduğu çok önemli değil. Günün sonunda terörü meşru bir araç olarak kullanan ve bu anlamda terör faaliyeti yapan ismi ne olursa olsun, bütün terör örgütleri dünyanın bütün ülkeleri, bütün insanlık için birinci derecede tehdittir. Türkiye Cumhuriyeti, DEAŞ'tan FETÖ'ye kadar alfabenin hangi harfini kullanırsa kullansın terörle mücadelede en ilkeli davranan ülkelerin başında geliyor. Bunun neticesinde de gelecek kuşaklara bırakacağımız en önemli miras ilkeli tavrımız, meseleler karşısında nerede durduğumuz. Biz mazlumun yanında zalimin karşısında duruyoruz. Haklıya haklı, haksıza haksız diyoruz."
Toplantıya, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İstanbul Bölge Müdürü Murat Arslan ve İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörü Gözde Kirişçioğlu ile yabancı basın mensupları katıldı.
Program, katılımcıların İstanbul Valiliği önünde hatıra fotoğrafı çektirmelerinin ardından sona erdi.



