Ana içeriğe geç

Ezgi Apartmanı davasında 4. bilirkişi raporu da lehe

Kahramanmaraş'taki Ezgi Apartmanı davasında dördüncü bilirkişi raporu da lehe geldi. Avukat Ersan Şen, raporlara rağmen tutukluluğu eleştirdi. Mahkeme sanıkların tutukluluğuna devam ederken duruşma 10 Eylül'e ertelendi.

Ezgi Apartmanı davasında 4. bilirkişi raporu da lehe
Haberler.com
16

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı'na ilişkin davanın görülmesine devam edildi. Duruşma sonrası açıklamada bulunan Avukat Ersan Şen, "Diyelim ki, uyuşturucu ve uyarıcı davası var ya da öldürme dosyası var. Uzmanına tespit ettirmeden ölüm sebebi şudur diyebilir misin? Trafik kazasında örneğin, bunlarda senin teknik tespitler yapman gerekir ki bilimsel sonuca varabilesin. Diyebilir misin ölüm sebebi şudur, bu madde uyuşturucu ve uyarıcı madde değildir diye. O zaman bizim bilirkişi heyetine hiç ihtiyacımız yok, onlardan rapor almanın manası yok" dedi.

Kahramanmaraş Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davaya tutuklu sanıklar S.K. ve M.P. ile tutuksuz sanıklar iç mimar E.D. ile binanın fenni mesulü M.T. ile taraf avukatları katıldı. Dosyaya giren ek bilirkişi raporu ile beraber kovuşturma aşamasında 3'ü kök, birisi ek olmak üzere toplamda 4 bilirkişi raporu dosyaya eklenmiş oldu. Mahkeme başkanı, taraf avukatların beyanlarının ardından sanık M.P. ve S.K'ye söz verdi.

İfadesinde savcılığın mütalaasında yer alan suçlamaları kabul etmediklerini ifade eden M.P, "Bundan önceki üç bilirkişi raporunda da pastanedeki tadilatla ilgili kusursuz olduğumuz yazıyordu. Suçlamaları kabul etmiyoruz. Beraatımı talep ediyorum" dedi.

S.K. ise, "Ben bir yıldır cezaevinde yatıyorum, benim suçum ne? Ben önce Allah'ın adaletine, sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin adaletine güveniyorum. Yeter artık, televizyona çıkıyorlar, benim aileme kadar saldırıyorlar. Ben savcımızın mütalaasını kabul etmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.

Avukat Mesut Çakar ise, "10 celsedir aynı şeyi söylüyoruz; 'kusuru olan kim varsa cezasını çeksin', sosyal medya baskısı ile mahkemeyi baskı altına almasın. Burada herkeste Kervan düşmanlığı var. Rahmetli ile 4 yıl çalıştım. Kardeşimdi Allah rahmet eylesin. Müvekkillerimizin tahliyelerini talep ediyoruz" diye konuştu.

Mahkeme başkanının söz verdiği Avukat Ersan Şen, "Bizim bakımımızdan dosya tekemmül etmiş, sanıkların suçsuzlukları ortaya çıkmıştır. Binayı yıkmadığı hesap ve analizlerden sabit olan 4 lehe bilirkişi raporuna ve fenni mesulün binanın kolon sistemi üzerine kurulu olmadığını belirtmesine rağmen hala tutuklulukları devam etmektedir. Yaşanan acıyı anlıyoruz. Sorumlu kim ise ceza ona verilmelidir. Lehimize bir gelişme olduğunda bunlar sosyal medyaya düşmüyor, ama aleyhe olduğunda tıpkı savcının esas halkındaki mütalaası gibi sanki dava bitmiş gibi bir algı oluşuyor. Mahkeme neye göre tutukluluğu devam ettirecek? Somut deliller yok, adaletten kaçma ihtimali yok. Elbette vicdanla karar veriyorsunuz ama Anayasa'nın üstünlüğünü dikkate almanız lazım" diye konuştu.

Mahkeme, sanıklar S.K ve M.P'in tutukluluk halinin devamına, diğer sanıkların ise adli kontrol şartının devamına karar verdi. Duruşma 10 Eylül tarihine ertelendi.

Savcı mütalaasını sundu

Duruşma sonrası Av. Ersan Şen açıklamada bulundu. Av. Şen, "Bu celse bizim Ezgi Apartmanı davamızda kararın çıkma ihtimalini düşük görüyorduk. Çünkü Pamukkale Üniversitesinden gelen ek rapor henüz değerlendirilmemişti, ancak savcılık makamı buna rağmen anlamsız bir şekilde celse arasında birden bire 7 sayfadan ibaret yazılı esas hakkında mütalaasını verdi. Şaşırdık, çünkü ek rapor değerlendirmesi yapılmadı ve ek rapora karşı diyecekler sorulmadı. Hatta geçen celse bunun münazarası olduğunda mahkeme başkanı, şimdi o gitti tayin oldu, dedi ki, 'Savcım esas hakkında mütalaa aşamasına geçmedik. Raporda eksikler var. Tekrar rapor aldırmaya karar veriyoruz biz, itirazları aldık. Biz daha size dosyayı esas hakkında mütalaayı tevdi etmedik' denildi. Bir de baktık, ek rapor geldi, yine lehimize geldi. Kovuşturma aşamasında 4 rapor geldi; İstanbul, ODTÜ, Pamukkale ve Pamukkale'den ek rapor. Daha ne olacak. Her şey geldi tamam, ama savcı celse arasında bunlar hiç yokmuş, kendisi talep etmemiş gibi ek rapor münazarası celse arasında esas hakkında mütalaasını sundu. Oysa ek rapor hariç tüm raporların alınmasını savcı istedi. Bilirkişi raporlarını dikkate almayacaksak niye istedik?" dedi.

Uyuşturucu örneğini veren Av. Şen, "Diyelim ki, uyuşturucu ve uyarıcı davası var ya da öldürme dosyası var. Uzmanına tespit ettirmeden ölüm sebebi şudur diyebilir misin? Trafik kazasında örneğin, bunlarda senin teknik tespitler yapman gerekir ki bilimsel sonuca varabilesin. Diyebilir misin ölüm sebebi şudur, bu madde uyuşturucu ve uyarıcı madde değildir diye. O zaman bizim bilirkişi heyetine hiç ihtiyacımız yok, onlardan rapor almanın manası yok. Deniyor ki, bu bina depremde yıkıldı. Peki depremde yıkılmasını tetikleyen diğer sebepler ne? Gelen raporlar diyor ki, tek başına statik proje hatası ve müteahhidin hataları bu binayı yıkar. Pastanedeki tadilatların binayı tek başına yıkmayacağı ve yıkmaya da etkili olmayacağı net. Buna rağmen sayın savcı muhtemel kasttan mütalaa verdi ve cezalandırma istiyor. Anlamak mümkün değil. Medyatik bir dosya ve sosyal medyada sürekli gündemde, ama orası mahkeme salonu, duruşma ve maddi hakikate orada ulaşacağız. Sosyal medya mahkemelerinden biz karar çıkaramayız ki. O zaman biz dava yapmayalım, sosyal medyaya soralım, onlar ne istiyorsa o şekilde karar verelim. Böyle bir şeyin kabulü mümkün değil. Duruşma 10 Eylül tarihine kaldı, artık karar duruşması diyoruz. Üçüncü başkan gelecek. Heyet değişiklikleri oluyor, gelen için de bizim için de ve dosya açısından da sıkıntı. Her defasında anlatıyorsun. Tekrar bir daha katılanların beyanları alınacak ve savcının mütalaası, delil münazarası için beyanlar alınacak. Bizim esas hakkındaki savunmalarımız alınacak ve sanıklara son bir kez sorulacak. Ama ben diyorum ki, bizim suçsuz olduğumuz ve binanın yıkılmasına temsil ettiğimiz Mustafa Pekel ve Sami Kervancıoğlu'nun etkisinin olmadığı net. Bunlar tutuklu, ama bunlardan daha ağır kusurları bulunan ve kusurları tespit edilen dışarıda adli kontrol ile dışardalar. Bu eşitsizliğin anlamı ne? Madem bilirkişi raporlarının bir anlamı yok, ölümlü ve yaralamalı ile uyuşturucu benzeri dosyasında hiç bilirkişilere gitmeyelim, biz kendimiz bakalım. Diyelim ki bu uyuşturucudur, bu uyarıcıdır. Adli tıp kurumu ölüm sebebi ile ilgili rapor verdi, sen de itiraz ettin, bir daha baktılar ve aynı sonuç çıktı, ben bunu tanımıyorum diyebilir misin? Böyle bir şey olabilir mi? ifadelerini kullandı.

"İlliyet bağını sen tespit edemezsin"

Binanın yıkımına neden olan asıl soruların cevaplanması gerektiğini de ifade eden Av. Şen, "İlliyet bağının tespitinde suçun maddi unsurunda, bu binayı neler yıkmıştır? Kimlerin fiilleri binayı yıkmıştır? Bunları tespit edecek kişiler bilirkişiler. Onun için soruyorsun çünkü. Ondan sonra da sen kim kusurlu, kim kusursuz belirledikten sonra ceza tayin edeceksin. Ben diyorum ki, pastanenin sahipleri müteahhit mi? Değil. Fenni mesul mü? Değil. Statik projeyi mi çizdirdiler? Hayır, hiçbir şey yapmamışlar. Bunlar sonradan bu binanın alt katından iki dükkan alıyorlar ve 2017'de değişiklik yapıyorlar. Mesele, Ezgi Apartmanı 6 Şubat 2023 tarihli ilk depremde yıkılmıştır ve yıkımına ne sebep vermiştir? Ne yaparsın davada, binayı yıkan sebepleri tespit etmesi için soruyorsunuz bilirkişiye. Toplam 18 bilirkişi, 3 heyet, birisi de muhalif. Yani bilirkişilerin 17'si diyor ki, 'Pastanede yapılan tadilatlar bu binayı yıkmamıştır.' Peki ne yıkmıştır? 'Statik proje ve hesap hataları ile müteahhitlik hataları yıkmıştır' deniyor. Biz hala neden tutukluyuz ve savcı muhtemel kasttan neden cezalandırma istiyor? Bizim kusursuz olduğumuz tüm bilirkişi heyetlerince ispatlandı. Dosya aylarca incelendi, raporlar hazırlandı. Biz diyoruz ki, adalet yerini bulsun ve bu durumda muhtemel kasttan cezalandırmayı bu insanlar hak etmiyor" dedi. - KAHRAMANMARAŞ

Kaynağa Git

İlgili Haberler